Ankara Şubesi 15 Mart 2014 Cumartesi Konferansı Metni

Ankara Şubesi 15 Mart 2014 Cumartesi Konferansı Metni

Tarih: 15 Mart 2014
Konuşmacı: Prof. Dr. KONURALP ERCİLASUN


1980’li yıllarda SSCB’nin çökeceği kimsenin aklına gelmiyordu. Fakat bizler çökeceğini biliyorduk. Gorbaçov’un politikaları ile beraber SSCB içi boşalarak çökmüştür. Gorbaçov bunu engellemek için şeffaflık politikasını denedi fakat çökmeyi engellemek yerine hızlandırdı. Gorbaçov’un bu hareketi Varşova Paktı’nın çökmesine neden oldu ve dünya çift kutuptan tek kutba döndü. Sonucunda SSCB içerisindeki çeşitli halklar bağımsızlıklarını ele aldı. Tabi bu bağımsızlıklar kolay kolay olmadı. Kazakistan, Kırgızistan gibi bağımsız olan devletler hürriyetleri için gereken bütün bedelleri ödedi. Çin’e de bu bağımsızlık hareketleri sıçradı. Pekin de başlayan üniversiteli gençlerin arasında yankı bulan bu hareketler çığ gibi büyüdü fakat Çin yönetimi bu hareketleri kanlı bir şekilde bastırdı. Sovyetler Birliği 1991 yılında kimsenin beklemediği bir anda yıkıldı. Bu sırada bağımsız olan Türk devletleri üstünde ‘5’ yıllık bir duygusal bağımız ağır bastı ve bu duygusallık diğer teşvikleri beraberinde getirmeyince ‘5’ yıl sonra Türk Devletleri kendi başlarının çaresine bakmaya başladı. Devlet olarak tam anlamda belki varlığımızı gösteremedik ama sivil olarak varlık göstermeye başladık.

Devlet olarak biz varlık gösteremeyince, Sovyet döneminde derin yaralar alan din olgusu Arap devletlerinin mali destekleriyle ayağa kaldırılmaya çalışılmıştır. Bunun sonucu nasıl olur diye soracak olursak kendimize, cevap net olarak Türkistan coğrafyasında Vahhabilik yayılmaya başlar ve Türk dünyasında mezhep ayrılığı baş gösterir.

Sovyet sonrasında Rusya’nın Türkistan coğrafyasına etkisi hep vardı sadece 1992,93 ve 94 yıllarında bilinçli olarak Türk coğrafyasından uzak duruldu. Bu yıllar içerisinde devlet bazında uzak durulsa dahi sivil anlamda, halkların bir arada yaşamasından dolayı yani sosyal olarak iç içe yaşandığı için Rus etkisi bu yıllarda da devam etmiştir. Putin Rusya’sı kendisi açısından akılcı bir politika ile çevresindeki ülkeleri büyük etki altına almaya çalışmış ve kısmen başarılı olmuştur. Buna vereceğimiz en son örnek Kırım’dır.

Amerika ise 2001 yılı sonrası Afganistan’a girerek bölge devletlerinin bir anlamda sempatisini kazandı. Yani Çin ve Rusya arasında sıkışmış bir Türk dünyasının bir anlamda bu iki devlete karşı ABD kozu eline geçmişti. İşgal sonrası Kırgızistan ve Özbekistan ABD safına katıldı. Fakat ABD’nin Irak’a girmesi, BOP projesini açıklaması, ülkelerdeki kitlesel hareketlere destek vermesi Türkistan bölgesindeki çekiciliğini kaybetmesine sebep olmuştur.

Türk Birliğine gelecek olursak, ekonomik alanda ne kadar alışveriş yaparsal o kadar yaklaşırız. Ayrıca Türkiye’nin süper güçler karşısında ekonomisinin durumu da bellidir. Çin, Rusya, ABD ve Almanya gibi ülkelerden ekonomisi kötü durumdadır. Zaten mevcut hükümet yönünü Orta Doğu’ya çevirdiği için, Türkistan Türklüğü ile ekonomik alanda gelişimi düşünmek oldukça zordur. Bu anlamda bölgenin en iyi oyuncusu Rusya ve Çin’dir. Çin’in son yıllardaki atakları sayesinde bölgedeki birinci oyuncu konumuna geçme arzusu tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Bir de başka açıdan bakalım, Türk Cumhuriyetleri kendi aralarında ne kadar alışveriş yapıyor? Onlarda bizim gibi planlı hareket etmiyorlar. Rusya ve Çin kadar bu konuda bilinçli değiliz maalesef.

Bu yazi 12 defa okundu.

 

Benzer İçerikler

Perşembe Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi