Bozüyük Türk Ocağı Cuma Sohbeti

Bozüyük Türk Ocağı Cuma Sohbeti

Konu: “Osmanlı’da Harem Teşkilatı; Harem-i Hümayun”
Konuşmacı: Adil Uğur (Tarih Öğretmeni)

Bozüyük Türk Ocağı’nın 18.11.2013 tarihindeki Cuma sohbetinin konusu “Osmanlı’da Harem Teşkilatı; Harem-i Hümayun” idi. Tarih öğretmeni ve Bozüyük Türk Ocağı yönetim kurulu üyesi Adil Uğur’un sunduğu sohbet programı oldukça ilgi çekti. Adil Uğur özetle şu hususlara değindi:

Harem, “korunan, mukaddes şey ve yer” manasına gelmektedir. Evlerde kadınların erkeklerle karşılaşmadan günlük hayatlarını sürdürdüğü bölüme Harem denir.
İslamiyet’ten önceki dönemlerde Ortadoğu’da kurulmuş devletlerde ve İran’da harem kurumu vardı. Yani “Harem” Müslüman toplumlara mahsus bir kurum değildir. Dünyanın her tarafında değişik din ve medeniyetlerde Harem’e rastlanır.
İslamiyet’ten sonra devlet başkanlarının saraylarında Harem, Emeviler zamanında ortaya çıktı. Abbasiler döneminde de kurumlaştı. Selçuklular, Harzemşahlar, Memlükler gibi İslam devletlerinde de bulunan Harem kurumu Osmanlı İmparatorluğuna geçti.
Osmanlılarda harem teşkilatının çekirdeğinin Orhan Gazi döneminde oluştuğu zannedilmektedir. İlk Harem Ağaları, Çelebi Sultan Mehmet döneminden (1413 – 1421) itibaren görülmeye başlamaktadır. Fatih Sultan Mehmet zamanında da Harem-i Hümayun teşkilatlandırılmıştır. III.Murat döneminde Harem halkının sayısı arttı ve Harem büyüdü.

Harem-i Hümayun padişahın evi ve bir eğitim kurumudur. Osmanlı sarayları (Topkapı, Yıldız…) sadece padişahların evleri olarak düşünülmemelidir. Saraylar günümüzdeki Cumhurbaşkanlığı Köşkü, Başbakanlık Konutu ve Bakanlıklar gibi devlet daireleridir. Bu saraylardaki padişahın ve ailesinin yaşadığı günümüzdeki lojman olarak değerlendirebileceğimiz bölüm haremdir. Hareme Padişah Evi anlamına gelen Harem-i Hümayun adı verilmiştir.
Osmanlı Haremi üç kısımdan oluşmaktadır.
Birinci kısım, asıl harem kapısına kadar olan Hareme Medhal (Antre) kısmıdır. Burada Darüssade Ağası ve Harem Ağalarının emri altındaki erkek köleler çalıştırılmaktadır. Bu bölümde cariye bulunmazdı. Bu bölümde çalışan ve tavaşi de denilen hizmetkârların asıl hareme girmeleri yasaktı.
İkinci kısım, asıl haremde yaşayan Kadın Efendilerin, şehzade haremlerinin, padişahların ve padişah ailesinin hizmetçileri olan cariyelerin bulunduğu yerdir. Bunlar Haremin işçileridir. Bunların padişahların karı-koca hayatı ile ilgileri yoktur.
Üçüncü kısım, asıl haremde yaşayan ve padişahın ailesi kavramı altında toplanan Kadın Efendiler, Valide Sultanlar, Şehzade Haremleri ve kendileri ile karı-koca hayatı yaşanan cariyelerdir. Bu gurubun reisi bazen Baş Kadın Efendi bazen da Valide Sultan olmuştur.
Haremdeki cariyelerin %90’ı bugünkü kadın hizmetçi gurubundadırlar ve bunlar aldıkları belli bir ücret karşılığında haremde hizmet etmektedirler.
16. yüzyıla kadar Osmanlı sarayında kadınlar ön planda değillerdi. Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan ve kızı Mihrimah Sultan öne çıkan ilk saray kadınlarıdır. Kanuniden sonra II.Selim döneminde Nurbanu Sultan ve III.Murad zamanında Safiye Sultan devlet yönetiminde aktif rol oynamışlardır.
Osmanlı padişahları 16. yüzyıldan itibaren bir iki istisna dışında hareme alınan cariyelerle evlenmişlerdir. Cariyelerden güzelliği ve zekâsıyla öne çıkanlar padişahın gözüne girip erkek çocuk sahibi olduktan sonra valide sultanlığa kadar yükselebilirlerdi. Valide Sultan, yani padişahın annesi Harem’in yöneticisidir.
Avrupalılar için Harem her zaman ilgi uyandıran esrarengiz ve hayalleri süsleyen bir yer olmuştur. Batılılar, haremle ilgili cinsel hayaller kurmuşlar ve yüzlerce hayali kitap kaleme almışlardır. Üst düzey devlet görevlilerinin bile girmesinin mümkün olmadığı haremi Avrupalı Hıristiyanların bırakın görmeyi kapısına dahi yaklaşması mümkün değildir. Buna rağmen Avrupalılar, Harem’le ilgili hayali bilgileri kitaplarında anlatmışlardır. Avrupalıların Harem’le ilgili yazdıkları eserlerin bir iki istisna dışında tamamı uydurmadır. Bu istisnaların başında da III. Ahmet döneminde İngiltere’nin İstanbul elçisi olan Wortley Montagu’nun eşi Lady Montagu gelir. Lady Montagu, Osmanlı Haremine girebilen nadir Avrupalılardandır. Lady Montagu dahi Avrupalıların Harem ile ilgili yazdıkları hayal ürünü eserlere olan şaşkınlığını belirtmekten kendini alamamıştır.
İşin asıl üzüntü veren tarafı günümüzde dahi kendi ülkemizdeki pek çok kişinin bu tür hayal ürünü yanlış bilgilere itibar etmesidir. Tarihini yabancıların yazdığı maksatlı ve hayal ürünü iftira dolu kitaplardan öğrendiklerini zannedenler bilerek veya bilmeyerek bu yanlışların yayılmasında etkili oluyorlar.

Sohbetinin sonunda Adil Uğur üye ve misafirlerin sorularını cevapladı. Sohbete katılanlara Bozüyük Türk Ocağı tarafından kek ve çay ikramında bulunuldu. Sohbet sonunda Adil Uğur’a Bozüyük Türk Ocağı tarafından günün anısına hazırlanan belgeyi başkan yardımcısı Ayhan Mercan takdim etti.

Bu yazi 31 defa okundu.

 

Benzer İçerikler

Perşembe Sohbetleri

Konu: “Rumeli, Kafkasya ve Kırım’dan Eskişehir’e Yapılan Göçler”
Konuşmacı: Dr. Engin Kırlı
Tarih: 2 Kasım 2017
Saat: 20:00
Yer: Sivrioğlu Konağı (Dede Mah.Sivrioğlu Sok. No:2 / Odunpazarı

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi