Bozüyük Türk Ocağı Cuma Sohbetleri - Serbest Kürsü Tartışmaları

Bozüyük Türk Ocağı Cuma Sohbetleri -  Serbest Kürsü Tartışmaları

Bozüyük Türk Ocağı Etkinlikleri
22.11.2013 Cuma Sohbetleri

“Türk Milli Eğitiminin Sorunları ve Çözüm Önerileri” Serbest Kürsü Tartışmaları-4

Bozüyük Türk Ocağı 22.11.2013 Cuma sohbetleri etkinliğinde “Serbest Kürsü Tartışma”larının dördüncüsünü gerçekleştirdi. 24 Kasım Öğretmenler Gününün hemen öncesinde gerçekleştirilen etkinlikte Türk eğitim sistemindeki sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı. Genelde eğitim camiasına mensup öğretmen ve yöneticilerin katıldığı etkinlik oldukça renkli geçti. Herkesin samimi fikirlerini ortaya koyduğu sohbette birçok eğitim problemi ve çözüm önerisi tartışıldı. Problem ve çözüm önerilerinden öne çıkanlar şu şekilde özetlenebilir:

1-Okullardaki örgütsel çatışma kaynaklarından birinin de atama biçimi olduğunu söylemek mümkündür. MEB ve okullar kendi yöneticilerini demokratik bir seçimle belirleyemediği ölçüde çağcıl bir karaktere ulaşamaz. Ancak okul yöneticilerini seçimle belirleme şimdilik bir ütopya gibi görünüyor, dolayısıyla eğitim yönetimi ve denetimi alanında yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenlerin okul yöneticiliğine aday olabilecekleri bir sistem dahi şimdikinden daha verimli olabilir. Diğer taraftan, eğitimin pazar ekonomisine dönüştüğü gelişmiş kapitalist ülkelerde okulların biri eğitim müdürü bir finans müdür olmak üzere iki eğitim yöneticisi ile yönetilmeye çalışıldığı örnekleri de görüyoruz.

2-Bir diğer sorun da eğitim yöneticiliğinin bir meslek olarak tanımlanmamasıdır. Eğitim alanında “meslekte aslolan öğretmenliktir” ilkesinden hareket edilmesine karşın devlet okullarındaki müdürler dahi “eğitim öğretim müdürlüğü” – bir anlamda mentor öğretmenlik - yapmak yerine finans müdürlüğü yapmaktadırlar. Sözde okul aile birliklerine devredilmesine karşın finans kaynaklarının organizasyonunda son karar yetkisi okul müdürlerine ait olmaktadır. Demokratik bir eğitim yönetimi sistemi kuruluncaya dek, eğitim yönetimi ve denetimi alanında lisansüstü eğitim yapan eğitimcilerin okul müdürlüklerine doğrudan atanması bir geçiş süreci anlamında çözüm olabilir. Aksi takdirde siyasi kadrolaşmanın güdümünden kurtulamayan bir eğitim yönetimi sistemi varlığını devam ettirecektir.

3-Okullarımızda genel olarak laboratuvar sistemi çökmüş durumdadır. Üniversiteye hazırlanmayı birincil amaç gören öğrenci-öğretmen ve yöneticiler sosyal ve fen deneyleri yapmak yerine test çözmeyi yeğlemektedirler.

4-Bilgisayar teknolojisine teknik olarak geçilmesine karşın “bilinç olarak” geçilememiştir.

5-Kütüphane sistemi çökmüş durumdadır. Ortaöğretimi bitirinceye dek hiç kütüphaneye gitmemiş öğrenci sayımız oldukça fazladır.

6-Okul binalarının tekdüzelikten kurtulamadığı ve ergonomik olarak inşa edilmediği de belirtilmesi gereken bir problem alanıdır. Okullar bu anlamda birer yaşam alanı olmalıdır. Okul binaları sosyal, kültürel ve sportif anlamda öğrencilerin faydalanacağı tesislerden ayrı tutulamaz.

7-Eğitimin demokratikleştirilmesi toplumun demokratikleşmesinden ayrı tutulamaz. Eğitim sistemi “kurtarılmış bir ada” durumunda olamaz, top yekûn toplumsal sistemin bütün dinamiklerinde yaşanacak bir demokratik dönüşümün sonucu olarak eğitim sistemi de sosyal eşitsizlikten bütünüyle kurtulabilir.

8-Fatih projesi kapsamında okullarımıza dağıtımına başlanan akıllı tahtalar ve öğrencilere verilecek olan tabletlerin eğitim sisteminde neleri değiştireceği bir muammadır. Projeye eğitimli işsizlik sorunu ve “Ezberci Eğitim” sorununu çözme açısından bakmak gerekmektedir. Şüphesiz siyasi otoritenin atacağı adımlar ve yapacağı yatırımlar çözüm ve gelişim odaklı olmalıdır. Diğer bir deyişle, eğer bir yatırım yapılacaksa, bu yatırım dönemin teşhis edilmiş problemlerini çözebilmeli, var olan gidişatı kolaylaştırmalı ve ekonomik, sosyal ve kültürel fayda sağlayabilmelidir. Ancak Los Angeles Times’da 2012 Şubatında yayınlanan konuyla ilgili makalede, teknolojik aletlerin öğretmenlerin kabiliyetlerini artırmadığının ve uzun vadede dahi devlete ekonomik avantaj sağlamadığının altını çiziyor. Regent Üniversitesinden Mervyn J. Wighting’in 2006 yılında liseli öğrenciler ile ilgili yayınladığı araştırma, bilgisayarlı eğitimi kullanan öğrencilerin daha az puan aldığını göstermektedir. Kısa sürede eskiyecek olan teknolojinin devlete getireceği ek yük de hayal değildir.

9-Eğitimin mutfağında çalışan öğretmenler ise adeta yok sayılmaktadır. Eğitim reformlarında hiçbir zaman görüşü sorulmayan ancak yapılan reformların uygulaması istenen öğretmenler bu konuda en mağdur kesimdir. Sürekli değişen müfredatlar, sürekli değişen sınavlar, aşırı ders yükü, yoğun kırtasiye yükü, kalabalık sınıflar, ölçme değerlendirmede ana esasların bir türlü netleştirilememesi, eğitimde bir sorun olduğunda suçlu olarak öğretmenlerin gösterilmesi vb. nedenlerle öğretmen kısa sürede mesleki tükenmişliğe mahkum edilmektedir. Öğretmenler açısından bakıldığında öğretmenlerin de toplum içerisinde eski saygınlığını yitirmesi, her hâlükârda kendisini geliştirmesi gerekirken geliştirmemesi, yeterince kitap okumaması vb. nedenlerle eleştirilmesi gerekmektedir.

10-Türk milli eğitim sistemi adı gibi kendi eğitim sistemini kurmalıdır. Batı ya da Doğu ülkelerinden alınan güzel örneklerin toplum ve öğrenci yapımız dikkate alınarak Türk milletine uygun bir eğitim sistemine dönüştürülmelidir. PIRLS, TIMMS ve PISA gibi uluslararası sınavlarda (2003, 2006, 2009) alınan sonuçlar eğitim sistemimizin alınan onca tedbire rağmen iyi bir yerde olmadığını göstermektedir. Bu sınavlarda ilk sıralarda yer alan Finlandiya, Güney Kore, Japonya, Singapur ve Hong-Kong gibi ülkelerin neden başarılı olduğu göz önünde tutularak milli bir eğitim sistemi uygulamaya konmalıdır.

Sonuç olarak;  Türkiye'de günübirlik ve anı kurtarmaya yönelik eğitim politikalarının bedeli çok yerde pahalıya ödenmektedir. Bu yüzden bütün eğitim paydaşlarının (Siyasi irade, MEB, öğretim üyeleri, yöneticiler, öğretmenler, veli ve öğrenciler) fikir ve görüşleri doğrultusunda köklü bir eğitim reformu kaçınılmaz görünmektedir. Türk insanının ne Batı toplumundan ne de Doğu toplumundan eksik bir yönü vardır, hatta fazlası da bulunmaktadır. Öğrencileri test çözmeye mahkûm eden ezberci eğitim başta olmak üzere yanlış eğitim metodları öğrencilerimizin araştırma, algılama, yorumlama, analiz ve sentez yapma, ifade etme becerilerini törpülemiştir. Özellikle okuryazarlık becerisi ve alışkanlığı yeterli düzeyde gelişmemiş bireylerin genelde düşünme becerisinden yoksun olduğu, bunların demokratikleşme ve çağdaşlaşma sürecine etkin olarak katılamadığı ve oluşturulan sınırlı imkânlardan eşit düzeyde yararlanamadığı gözlemlenmektedir. Bu nedenle eğitim sorunlarına ilgimizi yeniden ve gerçekçi bir şekilde odaklayarak, daha bilinçli ve çağdaş bir toplum için insan kaynaklarına sürekli yatırım yapmanın gereği ve önemi anlaşılmalıdır.

Bu yazi 11 defa okundu.

 

Benzer İçerikler

Perşembe Sohbetleri

Konu: “Rumeli, Kafkasya ve Kırım’dan Eskişehir’e Yapılan Göçler”
Konuşmacı: Dr. Engin Kırlı
Tarih: 2 Kasım 2017
Saat: 20:00
Yer: Sivrioğlu Konağı (Dede Mah.Sivrioğlu Sok. No:2 / Odunpazarı

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi