Eskişehir Yöresinden Derlenmiş Battalgazi Anlatımları

Eskişehir Yöresinden Derlenmiş Battalgazi Anlatımları Eskişehir Türk Ocağı geleneksel Perşembe Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu, Erzurum Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden emekli Doç. Dr. Hasan Köksal idi. “Eskişehir Yöresinden Derlenmiş Battalgazi Anlatımları'' başlıklı konuşmasında sayın Köksal özetle şunları söyledi:

“Milletler tarihinde, o milletin; meydana gelişi, tarihi gelişmesi, tabiatüstü inançlarına bağlı değişik efsaneleri, destanları, yazılı ve sözlü kaynakları vardır. Bütün bunlar, o toplumun kültür mirasıdır. İnsanın mensubu olduğu milletine karşı görevi; bu kültür mirasını öğrenmek, yaşatmak ve sonraki kuşaklara aktarmaktır. Battal Gâzi destanı, kültür mirasımız bakımından önemli bir kompozisyondur. Zira, eserin dinî-kahramanlık anlatımı, Rum diyarını ele geçirmek için büyük bir inançla mücadele veren gâzileri ebedîleştirmiştir.Battalnâme, Anadolu’da teşekkül eden destan zincirinin ilk halkasıdır ve diğer Anadolu destanları olan Dânişmendnâme ve Saltuknâme’ye kaynaklık etmiştir. 1924 yılında Halid TURHAN tarafından Eskişehir yöresinde Battal Gâzi üzerine bir alan çalışması olarak yapılan bu çalışma, (Osmanlıca elyazısı) bir mezuniyet tezi araştırması şekliyle Darü’l-Fünûn Edebiyat Fakültesi’ne sunulmuştur. Yazma Battal Gâzi Destanı ile bu çalışmanın mevcut epizotlarını karşılaştırarak yerel kaynaklardaki değişiklikleri vermeye çalıştık. Türkler, İslâmî ideolojiye kendi unsurlarını katarak destanlar yaratmışlardır ki; Battal Gâzi bunlar içinde en yaygın olanıdır. Darendeli Bakâî’nin Yazma nüshadan istifade ederek nazma çektiği Haza Kitab-ı Seyyid Battal Gâzi adlı eseri dışında, bu sözlü anlatmada manzum destan parçalarına rastlamamız Ozan-Baksı geleneğinin sürekliliğini ve canlılığını göstermektedir. Bilindiği gibi; İnsanlık tarihi, tek bir insanın hayatına paralel sayılabilecek bir gelişme göstermiştir. Nasıl ki bir insan doğar, çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemleri geçirirse, toplumlar da aynı şekilde çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerinden geçerek millet olmuşlardır. . İnsanların kolektif yaşadıkları ilk dönemlerde, kâinatın, dünyanın, insanın ve kavimlerin doğuşunu, gelişmesini, toplumun iç ve dış çatışmalarını millî benlik, dil ve üslûp içinde anlatması ile DESTANLAR teşekkül etmiştir. Millî destan, elbetteki bir milletin tarihi değildir. Ancak, tarihin o millet üzerindeki tesiri ile meydana gelen millî ve düşüncelerinin halk dili ile ifadesidir. Bunun içindir ki, tarihin esası olan kronoloji destanda mevcut değildir. Tarih, destana mekan ve bilhassa zaman gibi müspet unsurlarından sıyrılarak mücerret bir şekilde, daha doğrusu ana hatları ve ana olayları ile girer. Orada tarih âdeta bir masaldır. Bu masal, sosyal-millî muhayyilenin unsurları ile süslenir. Toplum, bu mihver etrafına kendi duyuş ve düşünüşünü devamlı örer. Millet bu olaylar nüvesini, sosyal şuurun yeni oluşları ile süsleyip beslerken, bir taraftan da bazı kısımlar ve bazı unsurlar kendiliğinden kaybolur. Böylece destan tesbit edilinceye kadar, doğuş itibariyle tarihten gittikçe uzaklaşır.
Battal Gâzi Kimdir? Battal Gâzi’nin tarihî kişiliği hakkında, Tarih-i Taberî, İbnü’l-Esir, İbn Kesir, İbn Asakir isimli Arap kaynaklarında birbirine yakın bilgiler mevcuttur. Bu bilgilerin ışığı altında diyoruz ki: Arap kumandanı bulunan Abdullah el Battal, Emevi ordularında görev almış ve (715-740) yılları arasında Hıristiyanlarla yapılan savaşlarda bulunmuştur. 740’da Afyonkarahisar yakınlarında” Akroinon (bugünkü Seyitgazi ilçesi)” denilen yerde yapılan bir savaşta şehit düşmüştür. Destanda, Battal Gâzi’nin tarihî kişiliğinden ziyâde menkıbevî kişiliğiyle karşı karşıyayız. Fuat Köprülü’nün de üzerinde ısrarla durduğu gibi; Battal Gâzi’yi Hz. Peygamber sülalesinden gelen tarihî bir Arap cengâveri değil, ilkin Anadolu serhatlerinde İslamiyet mefkûresi için çarpışan Türk gâzileri arasında doğmuş bir destanın menkıbevî kahramanı saymak lazımdır. Bu konuda araştırmacılar tarafından ileri sürülen benzer görüşler vardır’’ diyerek konuşmasını bitirdi. Sayın Köksal’ın sorulara verdiği cevapların ardından sohbet, Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın teşekkür konuşması ile sona erdi.

Benzer İçerikler

Perşembe Sohbetleri

Konu: “Mümtaz Turhan ve Kültürel Okur-Yazarlık”
Konuşmacı: Yrd.Doç.Dr. M. Kayahan Özgül (Gazi Eğitim Fak. Türk Dili ve Edeb. Böl.)
Tarih: 5 Ekim 2017
Saat: 20:00
Yer: Ayvaz Gökdemir Toplantı Salonu

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi