Eskişehir Türk Ocağı’nın geleneksel hale getirmiş olduğu Ramazan Konferanslarının üçüncü konuğu ‘’Ramazan ve İtikaf Ahlâkı’’ konusuyla Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldırım oldu. Yoğun bir ilginin olduğu sohbete çok sayıda izleyici katıldı.Programa Emekli Öğretmen Yusuf Derin Hocamızın Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlandı. Daha sonra konuşmasına başlayan Sayın Yıldırım özetle şunları söyledi;

RAMAZAN VE İTİKAF AHLÂKI

Bir şeye yönelmek, bağlanmak ve hapsetmek gibi sözlük anlamları olan itikaf kelimesinin, son anlamdan yola çıkarak yalnız kalmayı, halktan ve dünya gailelerinden uzak bir yaşantı biçimini, yani inziva hayatını tercih etmek şeklinde terim anlamıyla mütenasip bir manası vardır. Dini anlamda ise, bir mescitte ibadet amacıyla usulüne uygun olarak bir süre itikaf niyetiyle ikamet etmek demektir. Hz. Aişe annemizin rivayetine göre Allah Resulü Ramazan’ın son on gününde itikafa girerdi ve bu adetini vefatına kadar devam ettirdi. (Buhari, İtikaf 1; Müslim İtikaf 5) İslam alimleri itikafa girmenin sünnet-i kifaye olduğunu belirtmişler, hiç kimsenin itikafa girmemesi halinde o beldedeki bütün Müslümanların manevi sorumluluk altına gireceklerini belirtmişlerdir.
İtikaf, Allah Resulünün Hira mağarasında yaşadığı manevi tecrübenin düşük yoğunlukta da olsa bir tekrarı, bir hatırlanmasıdır. Bilindiği üzere Allah Resulü, sırtlanlara taş çıkartacak ölçüde vahşileşen bir toplumun içinden uzaklaşmış, Hira mağarasında yıllarca inziva hayatı yaşamıştı. Yalnız yaşadığı bu inziva tecrübesinde ibadet ve taatın en üstün duygu ve hazzını yaşamış, ruhi arınmasını gerçekleştirmiş ve içinden çıkıp geldiği toplumun hali ile ilgili kaygılarını uzun uzun tefekkür imkanını bulmuştu.
İtikaf ahlakı ile ilgili diğer bazı düşüncelerimizi şöyle sıralayabiliriz:
1- İnsanın kendini tanıması Allah’ı tanımanın en önemli vasıtalarındandır. Kendini tanıyanın Rabbini tanıyacağı rivayeti bu gerçeğin ifadesidir. İtikaf, kişinin kendisini tanımasına vesile olan en önemli vesiledir. Kişi Yaratıcısının karşısında kendini enine boyuna değerlendirir, zatındaki tecellileri gözlemler, zaafını ve aczini idrak eder. Bu da insanın en büyük ahlaki zaafı olan ego doygusunun kontrolüne vesile olur.
2- İtikaf tövbe bilincini artırır. Tövbe aslında bir özür dilemedir. Özür dilemek ise bir fazilettir. Allah’a tövbe eden kişi, yaptığı hatalar için insanlardan özür dileyebilen kişidir. Tövbe etmek, özür dilemek, o günahı ya da hatayı fark etmektir. Farkındalığın artması ise ileride yapılabilecek günah ve hatalara karşı daha güçlü bir irade oluşmasına imkan verir.
3- İtikafın temelinde inziva, yani yalnızlık yatar. İnsanın yalnızken yaptığı her ibadet riya ve gösterişten uzaktır. Çünkü amellerini göstereceği bir kişi veya kurum yoktur. Bu durum, insana normal hayatında din istismarından uzak bir ahlaki tavır kazandırır. Günümüzde yapılan bazı yanlışlıkların dindarlık kisvesi altında yapıldığı hatırlanırsa bu hususun önemi daha iyi anlaşılacaktır. 

4- İtikaf ihsan kavramının insanla olan ilişkisini gerçekleştirir. İhsan kavramını kısaca belirtmek gerekirse, biz O’nu görmesek de Allah’ın bizi gördüğü inancıyla ibadet etmek ve hayatımızı bu anlayışla yaşamaktır. İtikaf tecrübesiyle kazanacağımız bu ahlaki güzellik bizde, yaptığımız her amelin hesabını vereceğimiz inancını yerleştirecek, dolayısıyla bizi her türlü haksızlık ve zulümden uzak tutacaktır. 
5- İtikaf, insanın tefekkür dünyasını zenginleştirir. İnsanın içinde yaşadığı toplumun problemleri ile ilgili tespit ve çözüm yollarına dair ufuklar açar. Bu durum da önemli bir ahlaki değer olan diğergamlık duygularını geliştirir. 
6- İtikaf, insanın dünyevileşme batağında boğulmasını önler. Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde ifade edildiği üzere dünya hayatı ve dünyevi zevkler insana hoş gösterilmiştir. İnsan bu hoşluğa dalıp gitmeye son derecede meyillidir ve bu meyil insanlar arasındaki kavgaların en önemli sebeplerindendir. İbadet ve tefekkürle dolu bir inziva hayatı, dünya hayatının geçiciliğini, uhrevi değerlerin önemini hatırlamaya vesile olur. Bu da insana dünya nimetlerinin hakimi olan fakat onların mahkumu olmayan bir ahlak ve bakış açısı kazandırır.
7- İtikaf, insanın ruh sağlığının korunmasına ciddi ölçüde katkıda bulunur. Çünkü günümüzde insan, hayatın binbir meşgalesi içinde kendinden uzaklaşmakta ve kalabalıklar içinde kendine bile yabancılaşmaktadır. İtikaf, insanın kendisiyle buluşmasını, yüzleşmesini, kendisini dinlemesini ve içinden çıkamadığı hususlarda Allah’a sığınmasını, halini O’na arz etmesini sağlayacak önemli ve ciddi bir fırsattır. Bu durum ise kinin ruh sağlığının korunmasında çok önemlidir. Ruh sağlığı yerinde olmayan bir müslümandan sağlıklı ahlaki tutum beklemek ise anlamsız bir beklentidir.
Program sonunda Şube Başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal’ın teşekkür konuşması ve Ocak gençlerimizin Prof. Dr. Mustafa Yıldırım’a çiçek takdimi ile Türk Ocağı’nın bu seneki Ramazan Konferansları sona ermiş oldu.

PAYLAŞ