1-Demokratik hak ve özgürlüklerde serbestlikle rejimi yumuşatmak
2-Devletin ekonomik ve toplumsal hayatın  her noktasına ulaşan  müdahaleleri iIe daha merkezi, fakat  bir oranda sert bir düzen getirmek.
Recep Peker, Reşit Galip ve İsmet İnönü’nün  çeşitli  vesilelerle vermiş  oldukları söylev ve demeçlere göre, Halkevlerinin kuruluş amaçları  şu noktalar çevresinde     toplanabilmektedir.
1-Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, aynı ideale bağlı halk kütlesi halinde örgütlemek;
2-Kültür ülkü, amaç ve düşünce birliğini güçlendirecek bir toplum olmayı sağlamak
3-Ulusal benliği oluşturan, milli ruhu biçimlendiren ve kuvvetlendiren kültür öğelerini ortaya çıkarıp geliştirmek;
4-Köylü ile kentli, köylü ile aydın zümreler arasındaki ilişkileri düzenleyip artıracak köycülük çalışmalarının yapılması
5-CHF’nın ilkelerini ve bu ilkelerin ülke düzeyinde nasıl uygulandığını anlatmak için kullanılan bir merkez olması
Bir süre sonra Milli Eğitim Bakanlığına getirilecek olan Dr. Reşit Galip Halkevlerini kurmayı üstlenmiş ve onun çağrısıyla dönemin önde gelen aydınları Ankara Türk Ocağı binasında yapılan toplantıya katılmıştı.Toplantıya çağrılanlar arasında Şevket Süreyya Aydemir, Recep Peker, Hasan Cemil Çambel, Cevdet Nasuhi, İsmail Hüsrev, Vildan Aşir Savaşır vb. vardı. Toplantıda, Dr. Reşit Galip, kurulması tasarlanan Halkevlerinin kuruluş hazırlıklarının başlanacağını açıklamış ve sorun geniş ölçüde tartışılmıştır. Kurulan komisyon, Halkevlerinin ana tüzüğünü hazırlamakla görevlendirilmiş ve sonunda Halkevlerinin kurulması kesinlik kazanmıştır. 1932 yılı başında Halkevlerinin kuruluşuyla ilgili hazırlıklar tamamlanmış ve durum CHP Genel Sekreteri Recep Peker tarafından bütün örgüte duyurulmuştur. Nitekim 19 Şubat 1932 günü başta Ankara olmak üzere 14 il merkezinde  Halkevlerinin açılış töreni yapılmış, 1932 yılının sonunda bu sayı 34’ ulaşmıştır. Halkevlerinin kapatıldığı 1951 yılında 478 halkevi, 4322 de Halkodası bulunmaktaydı.Halkevlerinin en faal dönemi 1932-1940 yılları arasıdır.Bu dönemde 23.750 konferans, 12.350 temsil, 9050 konser, 7850 film gösterisi, 970 sergi gerçekleştirilmiştir.
11 Ağustos 1951 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5830 nolu yasa ile Demokrat Parti tarafından kapatılmıştır.
TÜRK OCAKLARI VE HALKEVİ
Halkevlerinin kuruluş sürecinde, Türk Ocakları modelinin bu yeni yapılanmada önemli bir payı olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Türk ocaklarından yetişen ya da bu ocaklarda önemli bir rol oynayan aydınların Milli Mücadelenin başarıya ulaşmasında büyük bir görevi yerine getirdiklerini de özellikle belirtmek gerekir. İşgal yıllarında İstanbul, İzmir, Bursa vb. Türk Ocakları kapatıldı. Milli Mücadelenin başarıya ulaşmasından sonra ocaklar yeniden açıldı ve çalışmaya başladı. Atatürk, Kurtuluş savaşından sonra yeni devletin kurulup gelişmesinde bu ocaklardan daha geniş ölçüde yararlanmayı düşünmüştür. Yurt gezilerinde Atatürk Türk Ocaklarını ziyaret etti. Buralarda konuştu. Bu ocakların kuruluşları “tarihinden itibaren çok yüksek hizmetler ifa” ettiklerini dile getirdi. Bursa Türk Ocağında yaptığı konuşmasında şöyle diyordu:”Milletin hayatını daima hassas ve yüksek bir halde bulundurmak, zihinlerdeki eski pasları atmak için en kuvvetli istinatgah Ocaklardır. Ben de böyle bir Ocakta bulunduğumdan dolayı çok memnunum. Tarz-ı mesainizde muvaffakiyetinizi de gördüm. Tebrik ve teşekkür ederim”. Sözün kısası, “Atatürk bu kuruluşları çağdaş ve gerçekçi bir ulusçuluk akımına doğru sürüklemek istedi. Bunları Cumhuriyet yönetiminin birer parçası yaparak ulusçuluk ilkesinin yanı sıra Türk devriminin halkçılığını da bu örgütün çatısı altında örgütlenmeye çaba gösterdi.'”*1 Hatta 1925 yılı Türk Ocaklarının hükümet politikası ve buna bağlı olarak CHF ile bütünleşmesinin başlangıcı olarak görülmektedir. Yine bu dönemde Türk Ocaklarının halkevine dönüşmesi yönünde kimi görüşlerin ortaya atıldığı anlaşılmaktadır.Nitekim İstanbul Türk Ocağı’nın 10 Ekim 1925 tarihinde yapılan Kongresinde, ocağın toplumsal alanlardaki görevlerini belirlemek amacıyla seçilen bir heyet, idare heyetine verdiği bir raporda, Türk Ocaklarının bir kulüpten çok “Halkevleri” olması düşüncesini savunmaktadır.
1927 yılında Türk Ocaklarının tüzüğünde yapılan değişiklikle CHP’nin denetimi Ocak üzerinde daha da arttı. Türk Ocaklarının bütün etkinliklerinin Türkiye Cumhuriyetiyle sınırlı olduğu açıkça dile getirildi ve tüzüğün ikinci maddesinde, “Türk Ocağı’nın faaliyet sahası sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırlarıdır” biçiminde anlatımını buldu. Atatürk, Hakimiyeti Milliye’de çıkan bir demecinde, Türk Ocaklarını CHP’nin bir kültür şubesi olarak kabul ediyor ve bunların yapacakları görevleri açıklıyordu. “Türk Ocakları, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın hars şubesidir. Fırka millete mürebbilik yapacak; ilim, iktisat, siyaset, güzel sanatlar gibi bütün hars sahalarında vatandaşları yetiştirmek için pişvalık edecektir. Ocaklar Cumhuriyet Halk Fırkası’nın programlarını vatandaşlara izah etmekle asıl vazifelerini yapmış, mefkurelerine en büyük hizmeti ifa etmiş olurlar.Yasanızın üçüncü maddesinde bu cihet sarahaten ifa edilmiştir. Bu yol üzerinde milleti hemahenk olarak beraber yürütmekten ibarettir.”
  10 Nisan 1931 tarihinde Ankara’da toplanan Türk Ocaklarının olağanüstü Kongresinde CHF’sına katılma kararı alınmış ve devir işlemlerine başlanmıştır. 18 Nisan’da ise menkul eşyanın devri tümüyle tamamlanmıştır. Böylece 257 şubesi bulunan Türk Ocakları tamamen CHP’ne katılmıştır. 10 Mayıs 1931 tarihinde toplanan Cumhuriyet Halk Partisi’nin 3.Büyük Kongresinde Türk Ocakları Kurultayı tarafından alınan karar olduğu gibi kabul edilmiştir.
Türk Ocaklarının kapatılmasından yaklaşık on ay sonra kurulan Halkevleri, bunların oynamış olduğu tarihsel rolü hiçbir zaman yadsımadı. Türk Ocaklarının bilgi, birikim ve deneyimini yerli yerine oturtmaya özen gösterdi. Halkevleri dergileri içinde önemli bir yere sahip olan ÜN dergisinde çıkan bir yazıda, “Türk Ocaklarının hatırasına daima saygıyla bağlı kalacağız” denilirken, Ocakların tarihsel işlevinin altı çiziliyor ve Halkevlerine geçişin gerekçesi de açıklanıyordu: “Birinci Dünya Harbinin kaybından sonraki acı mütareke günlerinde Türk Ocağını da suçlu ve sorumlu görenler oldu. Ancak Milli Mücadele başlayınca genç ocaklılar buna katılmakta tereddüt etmediler. Kurtuluştan sonra ise Anadolu içinde yer yer Türk Ocakları kuruldu. Ocakların bu seferki rolü, artık sınırları çizilmiş ve azlıklar meselesini çözmüş, memleketin yaralarını sarmak olacaktı. Fakat Birinci Dünya Harbi içinde geliştirdiği sınır dışına doğru meyil ve heyecanlardan kendini kurtaramayan Türk Ocağı zihniyeti yerini başka müesseselere terk etmek zorunda kaldı ve teşekkül kendi kendini lağvetti. Ciddi bir hazırlıktan sonra 1932 yılında Halkevleri kuruldu”.
     Eskişehir Halkevi
    19 Şubat 1932 tarihinde 13 il merkeziyle birlikte  açılan Eskişehir Halkevi, yayın organı olan “Halk Evi” Dergisinde  “Evimiz” başlığı altında şöyle tanıtılmaktadır. “Evimiz ülkü evi, fikir evi, kültür evidir. Oraya bir inanış ve bir sevgi ile kendilerini öz yurdun büyük varlığına bağışlamış olan şahsiyetler toplanır.Bu evin kapıları halka ve hakikate açıktır. Çok ince ve derin araştırmalar ve çalışmalarla kurulmuş olan Halkevi, Türk milletini medeni dünyada , en layık olduğu yere yükseltmek heyecanı ile açılmıştır. Her Türk vatandaşı , bu ılık ve temiz  yuvada insanî ve medenî tekâmülünün malzemesini bulabilir. Çünkü Halkevi, içtimaî, ilmî ve hayatî bütün icapların sürüklediği yollarda  yürüyen  bir fikir varlığıdır.”
Eskişehir Halkevi diğer halkevlerinde olduğu gibi dokuz şubeye ayrılmıştı. Bunlar; İçtimaî Yardım, Dil Tarih, Edebiyat, Köycüler, Kütüphane ve Neşriyat, Temsil (Gösterit), Halk Dershaneleri, Spor, Güzel Sanatlar(Ar) şubeleridir. İlk Başkanlığını Osman Bey’in yaptığı  Eskişehir Halkevi’nin ilk yılında üye sayısı 288’i bulmuştur. Bunun 58i Dil Tarih Edebiyat, 13ü Güzel Sanatlar, 26sı Temsil, 82si Spor, 52si İçtimaî Yardım, 14ü Halk Dershaneleri, 21i Kütüphane ve Neşriyat, 22si de Köycüler şubesine mensuptur. Üyeler içinde  2 Avukat, 13 Doktor, 93 Öğretmen, 15 Tüccar, 3 Çiftçi, 21 İşçi, 150 diğer meslek erbab vardır.. Üyelerin 267’si erkek 21’i kadındır.
Eskişehir Halkevi’nde başkanlık görevini üstlenenler ise Osman Işın(1932-1937), Dr.İhsan Oyman (1937-1941), Diş Tabibi Nazif Bartu (1941-1945), Numan Kıraç(1945-1948), Avukat Yaşar Eğin (1948-1951)dir.
Halkevi önce bugün Süleyman Çakır Lisesi’nin bulunduğu yerdeki bir binada faaliyete başlamış, 1 Ocak 1936 tarihinde,  Eskişehir Belediyesi Fen İşleri Şefi Mimar İzzet(Baysal) Bey tarafından planı çizilen, konferans  salonu ve dükkanlarıyla bir kompleks halindeki 250 kişilik yeni binasına taşınmıştır.
Eskişehir’de Halkevleri ve Halkodaları yalnızca merkezle sınırlı değildi. İlçe ve köylerde de Halkevi ve Halkodası aşılmış, bunlar da kapatılmalarına kadar aktif olarak  faaliyet göstermişlerdir. 1945 yılında Eskişehir’de merkez Halkeviyle birlikte Mahmudiye ve Sivrihisar Halkevleri; Eskişehir merkeze bağlı  Alpu, İsmetpaşa, Taşkoprü, Abbashalimpaşa, Bozan, Çifteler, Gündüzler, Kadıkuyusu, Karapazar, Kızılinler, Küplü , Mecidiye, Muttalip, Osmaniye, Sarıkavak, Satılmışoğlu, Uludere; Mihalıççık İlçesinin merkez ile Beylikahır , Domya, Gürleyik, Kayı, Kavak, Sorgun; Seyitgazi ilçesinin Kırka, Arabören, Bardakçı, Değişviran, Hamidiye, Kümbet; Sivrihisar İlçesinin, Kaymaz, Kozağacı, Dürmek, Geremli, Holanta, Hortu halk odaları olmak üzere 3 merkezde Halkevi, 37 merkezde de Halkodası mevcuttu. 22 Şubat 1948’de ise bu sayı  4 halk evi, 62 de halk odası  olmak üzere 66’ya ulaşmış idi.
Eskişehir Halkevinin  Faaliyetleri
Halkevi Dergisinin Cumhuriyetin 10.Yılı Fevkalade Nüshasından anlaşıldığına göre  Eskişehir Halkevi ilk iki yıl zarfında yoğun bir faaliyet göstererek  9 genel toplantı, bir açılış ve bir de yıl dönümü kutlaması yapmıştır. Halkevinin ilk açılış töreni Asrî Sinema’da gerçekleştirilmiş, yeni kurulan temsil heyeti tarafından “mefkure” adlı piyes sahnelenmiştir. Açılış töreninde bulunmak üzere Eskişehir’e gelen Giresun Mebusu Hakkı Tarık (Us)Bey, uzun bir konuşma yaparak  halkevlerinin kuruluş maksadını anlatmıştır.
Halkevinin açılış I. yıldönümünde ise hitabeler, nutuklar söylenmiş, halk şarkıları okunmuş, bütün seyircilerin katılımıyla Bozkurt ve İstiklal marşları söylenmiştir. Cumhuriyet Halk Fırkası ve Halkevi  Reisi Osman Bey, Halkevinin maksat ve gayesini anlatan bir konuşma yapmıştır.. Yine Halkevi Eskişehir’in kurtuluş yıldönümü törenlerini düzenlemiştir.
Halkın irşat ve aydınlanmasına  büyük önem veren Eskişehir Halkevinin bu konudaki en önemli faaliyeti konferanslardır. Konferans ve konuşmalar genelde yerel yönetici ve öğretmenler tarafından yapılmış, bunun yanında yurtta tanınmış bilim adamları ve uzmanlar da davet edilmiştir Değişik zamanlarda İçtimai Yardım Şubesi Reisi Doktor Nazmi Bey, Darülfünun Anatomi müderrislerinden Hamdi Suat Bey, Müderris Mustafa Hakkı Bey sağlıkla ilgili konferansları yanında Alman  bilim adamlarından Profesör Her Osten,  “Alişan Harabeleri ve Hitit Medeniyeti” ; Hukuk Doktoru Cemil Sait Bey, “Avrupa’nın Bugünkü İktisadi Manzarası ve Türkiye”; Orman Yüksek Mektebi Rektörü Şefik Bey “Ormancılık” ; Mühendis Ömer Lütfü Bey “Milli Tasarruf”; Tarık Bey, “Türk Şimendiferciliği ve Ergani Madeni” hakkında konferanslar vermişlerdir.  Eskişehir Halkevi’nde açıldığı günden itibaren ilk iki yıllık süre içinde 25 konferans verilmiştir.
Öte yandan çeşitli tarihlerde Halkevinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliği tarafından tertip edilen konferanslarda Haldun Terem   “Harbin Doğurduğu İhtiyaçlar, Suni maddeler”; Fuat Sirmen ve Yavuz Abadan “Yeni Dünya Nizamı Karşısında Türkiye’nin Vaziyeti”; Hikmet Birand “Çiçekler Böcekler”; Nüzhet Gökdoğan “Astronomi” konularını işlemişlerdir[11]. Bunların dışında Eskişehir Halkevinde konferans veren ünlüler ve konuları şöyleydi: Maarif Vekaleti Başmüfettişi Hilmi Yolaç “Aile İktisadiyatında Kadının Rolü”; H.Rahmi Apak “Dünya Hadiseleri Hakkında Hükümetin Tuttuğu Yol” ; Prof. Cahit Oğuzoğlu “Bâtıl Evlenmeler” ; Prof. Kemalettin Birsen “Medeni Kanunumuza Göre Hısımlar ve Mirastaki Hisseleri”; Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsünden Nevzat Tüzdil “Paraziter Hastalıkların İntişar ve Önemi” ; İstanbul Üniversitesinden Doç.Refii Şükrü Suvala “Bugünkü Avrupa Harbinin Türkiye Ekonomisindeki Akisleri”; Tıp Fakültesi Doçentlerinden Dr.Sadi Irmak “Suç İşlemenin Amilleri”; Doç. Sabri Esad Siyavuşgil “Çocuk ve Mantık”; Prof Sadri Maksudi Arsal “Selçukilerin Cihan ve Türk Tarihindeki Rolü”;  Prof. Ahmet Hamdi Tanpınar “Milli Bir Edebiyata Doğru”; Kasım Gülek “İnkılap ve İstiklal” .
Halkevlerinin  Reşit Galip ve arkadaşlarının hazırladığı ilk Halkevleri Teşkilât, İdare ve Mesai Talimatnamesi’ne göre oluşturulan şubeleri de  çok verimli  çalışmalar  gerçekleştirmişlerdir.
Bu bağlamda Eskişehir  Halkevinin İçtimâî Yardım Şubesi sağlığı yerinde, okur yazar vatandaşlara iş bulmuş,  bulaşıcı hastalıklar ortaya çıktığında  nakden ve fiilen yardım yapmış, bilhassa  Hilal-i Ahmer  ve Himâye-i Etfâl cemiyetlerine müzaheret ederek, “Halkevi-Himaye-i Etfal Bakımevi”ni kurmuştur. Bu şube  1932  yılı kasım ayından 1933 yılı aralık ayına kadar halktan muhtaç olanlara maddi yardım yapmış, Himaye-i Etfal cemiyeti ile ortaklaşa açılan Dispanser çalışmaları meyanında 1045 hastanın tedavi ettirilip  750 reçetenin bedelleri ödenerek ilaçların ücretsiz verilmesi sağlanmıştır.
Köycülük Şubesi
Köycülük şubesi mensupları ise ilk iki yıl zarfında Karacaşehir, Mamuca, Gündüzler, Kayı, Mutalıp, Mollaoğlu  köylerini ziyaret ederek, incelemelerde bulunmuşlardır. Ayrıca Gündüzler Köyü, Köycülük şubesince örnek köy seçilmiştir. Köycülük şubesi, bir defa Cumhuriyet Halk Fırkası  salonunda bir defa da Park Sineması’nda köylülere iki konferans vermiştir. Köycülük şubesinin bir önemli faaliyeti de ağaçlandırma işleriydi. Nitekim bu kol Zincirlikuyu, Aşağısöğütönü, Yukarısöğütönü, Satılmış köylerinde birer fidanlık tesis etmiştir.
Temsil şubesi de Halkevi şubesinin açılma tarihi olan 19 Şubatta “Mefkure” piyesini sahneledikten sonra Eskişehir’in  kurtuluş yıldönümü olan 2 Eylül 1932’de  “Kurtuluş”, daha sonra “Mücrim”, “Tuzak”,  “Uyanan Kör” piyeslerini  sahneye koymuştur. 1933 senesinin Mart ayında “Sakarya Kızları” adlı piyes iki kez sahnelenmiştir. Bu şube 1936 yılı içinde ikişer kez olmak üzere, Mavi Yıldırım(Yazan:Aka Gündüz), Himmetin Oğlu(İbnürrefik Ahmet Nuri), Akın(Yazan: Faruk Nafiz Çamlıbel), Canavar(Faruk Nafiz Çamlıbel), Son Altes, Sakarya Kızları, Boşluk, Dün ve Yarın, Yaşayan Ölü, Üç Adam piyeslerini oynamıştır[. 1937 yılında ise Ana, Kör(Yazan Vedat Nedim Tör) , Mete(Yaşar Nabi Nayır), Yaşayan Ölü, Bir Azizlik piyeslerini sahneleyen Temsil Şubesi 1945 yılı 2 Eylül’ünde “Hasbahçe” piyesini sergilemiştir. Hem yerel oyunları hem de merkezden gönderilen oyunları sahneleyen Eskişehir Halkevi en çok oyun oynayan Halkevleri arasında yer almaktadır. 1933yılından 1951 yılına kadar tüm halkevlerinde oynan oyunların büyük bir kısmı Eskişehir Halkevi Temsil Şubesince de temsil edilmiştir.
Kütüphane ve Neşriyat şubesi ise, “Halk evi” adıyla bir dergi çıkardığı gibi, Halk Fırkasının gazetesi olan “Sakarya” da fikirlerini yaymaya çalışmıştır. Dil, Edebiyat, Tarih şubesi çok önemli bir çalışmaya imza atmış, Türk dilinin unutulmaya yüz tutmuş kelimelerini ortaya çıkarmak amacıyla başlatılan çalışma sonucu, önce 5000 den fazla kelime tespit edilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalarla 4500 fişte 10 binden fazla kelime derlenmiş, bunlardan öztürkçe olduğuna inanılan 1642 kelime Büyük Dil Kurultayı’na gönderilmiştir. Yine bu şube tarafından köylere ve öğretmenlere dağıtılan fişlerle adetler, inanç ve görenekler, halk türküleri, mani ve masallar derlenmeye başlanmıştır. Halkevinin bu konudaki  çalışmaları “Eskişehir Halkevi gibi çevredeki 200 kadar muallimi Halkevlerinin tabii üyesi sayarak ve  onları  Halkevlerinin ülkü ve hizmeti uğrunda seferber ederek  o muhitte toplanması mümkün değerli derleme ve folklorların hemen hepsini toplamağa muvaffak olmuş Halkevleri vardır.”[ Denilerek  takdir edilmiştir.
“Halk Evi” dergisinin ifadesiyle bu kol “ Türk devriminin büyüklüğünü yayım hayatında kendisine bir gidiş ve yürüyüş aydınlığı tanıyan, devrimin propaganda ödevini hararetle yapmağı yadırgamamış, bilhassa 30 Ağustos, 23 Nisan, 29 birinciteşrin gibi günlerde fevkalade  ve resimli nüshalar çıkararak okuyucuların ilgisini çekmiştir”. Bu şube kitap yayımı faaliyetinde de bulunmuş, ilk olarak 1933 yılında “Eskişehir Halkevi Neler Yaptı:1931-1933”adlı 16 sayfalık bir kitapçık   yayımlamıştır. Yine Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Fikret Hakkında” adlı kitabı 1941 yılında halkevi yayını olarak İstanbul’da basılmıştır.
Öte yandan Eskişehir Halkevi ilk üç yılda  20567 okuyucuya kütüphane hizmeti  sunmuştur. Peyderpey oluşturulan Halkevi kütüphanesi 1944 yılında 2600 kitaba ulaşarak önemli bir görevi yerine getirmiştir ki, bu yıl içinde  yaklaşık 700 civarında Eskişehirli kitap ve dergi okumak için bu kütüphaneyi ziyaret etmiştir Halkevi halkın okuma ihtiyacını karşılamak ve okuma sevgisi kazanmasını sağlamak için  zaman zaman kitap sergileri de açmıştır.
Dil ve Edebiyat kolu zaman zaman gençler arasında hikaye ve şiir yarışmaları düzenleyerek gençleri yazı yazmaya teşvik ediyordu. Örneğin 1945 yılında açılan böyle bir müsabakada “Diplomat” adlı hikayesiyle Cemil Uras birinci, “Mahalle Kahvesi” adlı hikayesiyle de Mehmet Emin ikinciliği almıştı. Aynı yıl şiir dalında düzenlenen  yarışmada birinciliği Recep Bilginer kazanmıştı.
Spor şubesi spor sahasının düzenlenmesi için 200 lira vermiş, Ankara ve İzmir bölgelerinden getirttiği oyuncularla şehir kulüpleri arasında maçlar düzenlemiş, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri misafir edilmiştir. Şube yüzlerce lira sarf ederek Cumhuriyet Halk Fırkası bahçesinde bir tenis kortu inşa etmiştir[33].
Halkevi Kurslar şubesi özellikle köylerde millet mektepleri açarak okuma yazma faaliyetlerine katkıda bulunuyordu. Örneğin merkeze bağlı Taşköprü köyünde açılan millet mektebinde 20 kadın 60 erkek katılmıştı[34]. Yine 1935 yılında açılan Almanca, Fransızca, Ticaret, Dikiş , Nakış, Şapkacılık, Çiçekçilik kurslarına 266 kişi iştirak etmişti.[35] Güzel Sanatlar şubesi, resim,duvar süslemesi, fotoğraf, Halk Dershaneleri şubesi de daktilo, medeni bilgiler kursları açmıştır.
Kastamonu, İzmir, Niğde Halkevleri gibi Eskişehir Halkevi Tarih şubesi de şehrin umumi tarihini yazıp bitirmiştir[36]. Öte yandan Edebiyat ve Tarih öğretmenlerinden oluşan bir grup, Eskişehir tarihi mekanları ile ilgili bir çalışma yapmışlardır[37].
Halkevleri çalışma talimatnamesinde belirtildiği üzere belirli gün ve haftalarda anma törenleri düzenlemek yoluyla halk, devrimler konusunda aydınlatılmaya çalışılmıştır. Anma günlerinin konularıysa halkevleri açılış ve yıldönümü kutlamaları, İkinci İnönü, 23 Nisan, 19 Mayıs Gençlik Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Lozan, 30 Ağustos, Toprak Bayramı, Dil Bayramı, Atatürk’ün İhtifali, Mimar Sinan’ın İhtifali vb. günler olmuştur. Ayrıca Ali Suavi, Mehmet Emin Yurdakul, Namık Kemal  vs. için de özel geceler tertip edilmiştir.
Eskişehir Halkevi 1945 yılında yaptığı altı aylık programda, yapılacak çalışmaları daha sistematik hale getirmiştir. Genel olarak yapılacaklar şöyle sıralanmıştır:  Haftada iki gün Salı ve Cumartesi günleri Halkevlilere mahsus çaylı “saat beş” toplantıları yapmak, her ay Halkevliler için danslı aile toplantıları yapmak, çeşitli meslek ve sanat mensuplarına ve partililere ait toplantı geceleri ayırarak bir taraftan kendilerine faydalı bilgiler vermek, her hafta Cumartesi günleri gençlik toplantıları yapmak, Halkevi toplantı salonlarını düğün, nişan vs. gibi ihtiyaçlara tahsis etmek, Ayrıca Halkevi salonlarını hayır cemiyetlerine kongre ve toplantılarına açmak.
Dil ve Edebiyat kolunun yapacağı faaliyetler ise şöyle sıralanmıştır: “Eskişehir dışından çağrılacak yetişkin kişilere konferanslar verdirmek, çeşitli meslek sanat ve  seviyedeki  halk topluluklarına mahalli konular üzerinde Eskişehir’den temin edilecek kişilere konferans verdirmek, Halkevi’nde verilen bütün söylevlerin aslını ve özetlerini bir dosyada toplamak, halk dilinde yaşayan Türkçe söz ve tabirlerle folklor mahsullerini toplamak, eski Türkçe ve mahalli şivelerin gramerine  ait araştırma ve etüdleri yapacak kişileri bularak bunlara bir para karşılığı bunu yaptırmak, Halkevlilerin konuşma ve selamlaşmada kullanacakları öztürkçe sözleri bulmak ve yaymak, Edebiyat sahasında yeni istidatları seçmek maksadıyla haftalık gençlik toplantıları yaparak halkevine canlılık getirmek, yeni yeteneklere yayın yoluyla imkanlar vermek, her hafta kitap okuyanlar ve edebi zevki olanlar için toplantılar yapmak, plana alınmış olan büyüklerin (ölüm)yıldönümlerinde  şereflerine layık şekilde toplantılar yapmak, Halkevi dergisini her ay muntazam çıkarmak.
Eskişehir Halkevi Dergisi
Halkevlerinin faaliyetlerinden  birisini de, bulundukları yöre ile ilgili bilgilerin derlendiği,  aynı zamanda propaganda aracı görecek periyodik bir derginin yayınlanması oluşturmuştur.  Halkevleri arasında ilk olarak çıkarılan Eskişehir Halkevinin “Halkevi” (daha sonraki adıyla Porsuk) adı verilen dergisi de  bu genel ilkeler doğrultusunda 30 Ağustos 1932 tarihinden  itibaren yayınlanmaya başlamıştır. Dergi 36.sayıdan itibaren yayımına bir süre ara  vermek zorunda kalmış 1937 Yılı Ağustosundan itibaren 37. sayısıyla yayımına devam etmiştir.Bu arada 29 Birinci teşrin 1938 tarihli 41. sayıda isim değişikliğine gidilerek dergi “Porsuk Halkevi” adını almıştır.. Yayımına uzun bir süre ara vermek zorunda kalınan dergi,  Eylül 1939 tarihli mükerrer 41.sayıdan itibaren yeniden isim değişikliğine gidilerek, 49.sayıya kadar “Porsuk” adıyla yayımlanmaya devam etmiştir. Ancak derginin yayımlanmasına, bazı sıkıntılardan dolayı yeniden  beş aylık bir ara verilmiş,] nihayet  23 Şubat 1941 tarihli 50.sayıdan itibaren yeniden “Halkevi” adıyla  yayımına devam edilmiştir.

Yazı ve Neşriyat müdürlüğünü Faruk Şükrü, İdare İşleri Müdürlüğünü Abdülkadir Ziya’nın yaptığı derginin  ilk yazarları, Faruk Şükrü ve Abdülkadir Ziya ile birlikte Ali Numan(Kıraç), Doktor Nuri,  Ahmet Şükrü, Doktor Şükrü, Doktor Nuri Mustafa , Osman Şeref, Kâzım, Ahmet Hâmit, en çok yazı yazanlar ise Necip Necati(Özeren), Cemal Duru, Dr.Sırrı Alıçlı, Şahap Gürsel, Lütfü Oğuzcan, Ümit Yaşar Oğuzcan, Esad Serezli, Azmi Gökmen, Niyazi Akşit, Avukat Mehmet Türkmenoğulları, Cemal Oğuz Öcal, Ali Haydar Yeşilyurt, Rıza Ümit, Abdülkadir Gürol, Halim Sait Öztaş, Eşref Dere gibi yazarlardır. Dergide roman ve piyesler de tefrika edilmiştir ki bunlar Faruk  Şükrü’nün  “Mehmetçik”, “Ocakbaşında”, “Yayla Çocukları” ve “Çöküş” adlı eserleridir. Sayfa sayısı sürekli değişiklik gösteren, iyi bir baskı kalitesine sahip olan dergide fotoğraflara da oldukça fazla oranda yer verilmiştir.
Dergi yerel tarih bağlamında köy tetkiklerine de önem vermiş, Arapören, Kayı, Kuyucak, Yakakayı, İsmetpaşa ve Ballasar(Pessinus-Ballıhisar) köyleri muhtelif sayılarda tanıtılmıştır.
Dergide 25. sayıdan itibaren dilde Türkçeleştirme çabalarına paralel olarak yeni kelimeler de kullanılmaya başlanmıştır.
Dergi zaman zaman özel sayılar da çıkarmıştır. Örneğin derginin 2.Teşrin-1.Kanun 1939 tarihli sayısı Atatürk özel sayısı”, Temmuz 1940 tarihli 48.sayı Kızılay özel sayısı, Ağustos 1940 tarihli 49.sayısı Lozan ve 30 Ağustos  özel sayısı Mart 1944 tarihli 71.sayısı  İkinci İnönü özel sayısı,   Nisan-Mayıs 1944 tarihli 72-73.sayısı  Çocuk ve Gençlik özel sayısı , Haziran 1945 tarihli 86.sayı Toprak Bayramı özel sayısı, Ocak-Şubat 1946 tarihli 93-94.sayılar ise Halkevlerinin 14.yıldönümü özel sayısı olarak çıkmıştır.
Yaşanan aksaklıklar nedeniyle derginin bazı sayıları ya zamanında çıkarılamamış ya da birkaç sayı birleştirilerek çıkarılmıştır. Derginin yayınına son vermesiyle ilgili de herhangi bir bilgi mevcut değildir. Ancak Mayıs –Haziran 1946 tarihli 97-98. sayısının derginin son sayısı olduğu anlaşılmaktadır .Dergi Eskişehir’de bir devrin,bir dönemin belgesi olması açısından son derece önemlidir.
SONUÇ
Diğer Halkevleri gibi 8 Ağustos 1951 tarihli 5830 sayılı yasa ile sahip olduğu menkul ve gayrimenkul  malvarlığı hazineye aktarılarak kapatılan  Eskişehir halkevi faaliyette  kaldığı on dokuz yıl içinde , inkılapları ve resmi devlet ideolojisini vatandaşa benimsetmek hususunda çok önemli bir görevi yerine getirirken, gerçekleştirdiği sosyal ve kültürel faaliyetlerle de çağdaş toplum oluşturma  yolunda olağanüstü bir çabanın içinde olmuştur. Özellikle açtığı kurslar, yapmış olduğu yardımlar toplumun birlik beraberliğinin güçlendirilmesi, toplumsal dayanışma ve işbirliğinin geliştirilmesi açısından fevkalade önemi haizdir.
Halkevinin çıkarmış olduğu “Halkevi” dergisi de yayında kaldığı yaklaşık on beş yıllık süre içinde hem halkevinin sesi,  hem de kentin tarihine belgesel olarak kaynaklık edecek önemli bir yayın organı olmuştur.

PAYLAŞ