Kocaeli Şubesi, Marmara Bölgesi Toplantısına Katıldı

Kocaeli Şubesi, Marmara Bölgesi Toplantısına Katıldı

Türk Ocakları Kocaeli Şube Başkanı Aygutşat SELÇUK, Şube Sekreteri Yücel Alpay Demir ve Hars Heyetinden E. Başkan Şaban UFUK; 16 Kasım Cumartesi Günü, Türk Ocakları Marmara Bölgesi Toplantısı için, Bursa’ya gittiler. Kayıhan Restoranda öğle yemeğini müteakip Saat: 13.00’de Ördekli Kültür Merkezinde yapılan toplantıya, Genel Merkez’den; Genel Başkan Prof. Dr. Mehmet ÖZ,  Genel Sekreter Yardımcıları Doç. Dr. Emrah ŞENEL ve Dr. Bülent AKSOY ile Yönetim Kurulu üyesi Mehmet GÜLSÜN, Şubelerden; Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bozüyük, Bursa, Çanakkale, Kocaeli, Ümraniye, Yalova, Zonguldak; Şube Başkanları ve Bazı Yöneticileri katıldılar.

Ev sahibi Bursa Şube Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı’nın açış konuşması, Atatürk ve Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖZ yaptığı konuşmada “Türk Ocakları 1912 yılındaki kuruluşundan itibaren, millî bir mektep hüviyetiyle; Türk irfanına, kültürüne, İslam Milletlerinin en önemlilerinden biri olan Türk Milletinin yükselme davasına hizmeti esas almış, bunu yaparken parti siyaseti dışında kalmayı, bilime, tefekküre ve geleceğin teminatı olan gençlere öncelik vermeyi düstur edinmiştir. Türk Milliyetçileri Ocak çatısı altında tarihten ve milletin varlığından aldıkları şuur ve ilham ile Türk Milletinin hizmetinde yarışmaktadır. Küresel alanda Türklüğün yükseltilmesi mefkûresi bugünün ‘Kızıl Elma’sıdır.

Türkiye’nin iç ve dış gündemi son iki yıldır, Suriye meselesi ve Çözüm süreci ile meşgul. Suriye’de başlangıçtan itibaren atılan hatalı adımlar maalesef Türkiye’nin bölgede ve dünyadaki itibarına halel getirmiştir. Suriye’ye müdahale etmesi beklenen müttefikler buna yanaşmadığı gibi Rusya ve İran açıktan Esad rejiminin yanında yer almıştır. On binlerce Müslüman öldürülürken, gelinen noktada Türkiye, İslam Dünyası üzerinden yürütülen küresel hegemonya savaşına karşı mücadele etmek durumundadır. Türkiye bunu yapmak için kendi tarihinin, coğrafyasının imkânlarını seferber etmelidir. Bunun için oluşturulacak stratejik konseptin üç ayağı vardır: Türk dünyası (Türk Devletleri), Osmanlı hinterlandı (Orta Doğu ve Balkanlar) ve küresel güçler karşısında şahsiyetli ve dengeli bir dış siyaset. Bu bağlamda Türkiye, eşitlik ve karşılıklılık temelinde Türk devletleri ile bugüne kadar geliştirdiği ilişkileri, Özbekistan’ı da içine alacak şekilde daha da derinleştirmelidir. Orta Doğu ve Orta Asya’da Amerikan, Çin ve Rusya’nın yeni konum ve stratejilerini doğru tespit ve teşhis ederek etki ve nüfuz alanımızı genişletmek ve Türk dünyası ve İslâm âlemiyle kardeşlik ilişkilerimizi dengeli bir şekilde ilerletmek durumundayız. Takip etmemiz gereken yol ne ABD ve AB’li yetkililerin sömürgeci devletlerin genel valileri üslubuyla konuşmalarına muhatap olmak, ne de Rusya ve Çin’in yeni küresel hegemonya mücadelesinin piyonu olmaktır. Bağımsız, dengeleri gözeten ama her halükârda Türk-İslam Aleminin çıkarlarını ön planda tutan sağlam bir stratejiye ihtiyaç vardır.

Türkiye’de yakın geçmişte yaşanan tecrübe apaçık göstermiştir ki, etnik bölücüler verilecek hiçbir tavizle tatmin edilemez. Talep çıtası, sürekli yükseltilecektir. Zira nihai hedef dört parçalı Kürdistan’dır. Bugün PKK sadece Türkiye’de değil Suriye ve Kuzey Irak’ta da etkili olmanın yollarını aramaktadır. Peki o zaman ne yapmalı? Akıllı bir siyasetle terör tehdidi tamamen bertaraf edildikten sonra etnik ve mezhebi köken ayırımı yapılmaksızın bütün vatandaşlarımızı kucaklayan bir dil ve yaklaşımla demokrasi kökleştirilmelidir.  Türkiye 2011 yılında bu noktaya yaklaşmıştı ama nedense terör örgütünün imhası yerine bir müzakere sürecinin başlatılması uygun görüldü. Terör örgütüyle pazarlık görüntüsü verilerek yürütülen bir süreç, Türkiye’de kısa vadede anaların ağlamadığı bir ortam yaratsa da ileride telafi edilemeyecek ayrılıkçılık psikolojisinin yükselmesine sebebiyet verecektir.

Biz ısrarla diyoruz ki, bu topraklarda Türklük kuşatıcı bir medeniyet kimliğidir. Bu medeniyetin birleştirici dili de Türkçedir. Bazıları ısrarla etnik grupların sayısını sürekli arttırsa da biz Türk’ün etnik değil millî kimlik olduğunu, Türk milleti kavramının kapsayıcılığını vurgulayacak, Türklüğü etnisiteye indirgeme girişimlerinin beyhude olduğunu söyleyeceğiz. Biz, insanımız arasına nifak sokma girişimleri karşısında müteyakkız olacağız. Kürt meselesi çözülebilir endişesiyle mezhep meselesini öne süren uluslararası odakların projeleri karşısında insanımızı hiçbir ayırım yapmadan kucaklayan millet ve milliyet anlayışımızı ilmî ve fikrî planda sürekli gündemde tutmaya devam edeceğiz.

Türkiye’nin imar, inşa, ekonomik kalkınma, demokratikleşme ve büyümesi ile kendi kültür ve kimliğine sahip çıkarak bir dünya gücü haline gelmesi; en ziyade bu ülkenin, bu milletin sevdalılarını, milliyetçi düşünceyi benimseyenleri sevindirir. Zira milliyetçilik doğası gereği demokrattır, millî iradeye inanır. Bu bağlamda Marmaray, Baku-Tiflis-Kars Demiryolu vb. projeleri gururla karşılıyoruz. Türkiye’de gereksiz kutuplaşmalara, binlerce gencin hayatının kararmasına ve büyük mağduriyetlere yol açan başörtüsü meselesinin halli de milletimiz tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.

Bununla birlikte, esefle müşahede ediyoruz ki, Türkiye büyüyecek, bölge gücü olacak beklentisiyle millî kimliği çözücü, etnik kimlikleri öne çıkarıcı, Türklüğün kapsayıcı ve ihata edici muhtevasını bir etnisiteye indirgeyici yaklaşım giderek fütursuzlaşmaktadır. Etnik bölücüleri tatmin için Türklükle ilgili sembollerin ve Türkiye Cumhuriyeti kimliğinin inkar ve reddi giderek yaygınlaşmaktadır. Tarihin ürünü olan millet gerçeğini kimse değiştiremez. Lakin, milletimiz huzur, barış kelimelerinin arkasına sığınılarak kimliğinin parçalanmasına ses çıkarmaması için bir psikolojik bombardımana tabi tutulmaktadır. Türk’üm diye başlayıp Ne Mutlu Türk’üm diyene ile biten andımızın kaldırılması, devlet nişanlarından T.C. ibaresinin kaldırılması, Siirt’ten sonra Diyarbakır’da da zaten bakımsız ve harabe hale getirilmiş Ne Mutlu Türküm Diyene yazılı üst geçit tabelasının birkaç kendini bilmezin alkışlarıyla tahrip edilerek kaldırılması; bu topraklarda Türklüğü tasfiye etmek için fırsat kollayanları, Haçlıları sevindirir. Peki varlığını 11-12 asırdan daha fazla bir süredir İslam dininin muhafazası ve yücelmesine adayan Türk milleti, Türk kimliği zaafa uğrayınca Müslümanlar, İslam âlemi huzura mı erecek?

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödüllerine bölücü kimliği tescilli bir şarkıcının layık görülmesi de son derecede düşündürücüdür. Bu kişinin yurt dışında vefat etmiş olmasının yarattığı merhamet duygusu dışında Türk sanat ve kültür hayatına hangi evrensel katkılarından dolayı söz konusu ödüle layık görüldüğü anlaşılamamıştır. Öte yandan çözüm süreci adı altında Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin lideri Barzani’nin hem de Diyarbakır’a davet edilerek hangi mesajların verilmek istendiği de bizce pek iyi anlaşılamamıştır. Bazıları bunun Büyükşehir Belediye seçimlerine yönelik bir hamle olduğunu propaganda ediyor. Şunu sormak lazım: Barzani’yi Türkiye’nin bir iç meselesinde aktör olarak görmek ve ondan imdat beklemek Büyük Türkiye’ye, bölgesel güç Türkiye’ye yakışıyor mu? Maalesef bu konuda ipin ucu iyice kaçmıştır. Bazıları millî duruş sahiplerini eleştirerek “büyük düşünme”nin ve “Büyük Türkiye ideali”nin bunu gerektirdiğini ileri sürüyor. Diyarbekir’i bir etnik bölücü anlayıştan almak için bir başkasıyla ittifak ederek Büyük Türkiye’ye nasıl ulaşılacağını biz fanilerin idraki pek almıyor. Suriye ve Mısır politikaları, Türkiye’nin içteki ve dıştaki “Kürt siyaseti”nde Dimyat’ta pirince giderek evdeki bulgurdan olmanın kuvvetli ihtimal olduğunu ihtar ediyor. Ümit ve temenni ederiz ki işler telafisi imkansız boyutlara gelmeden Türkiye’yi idare edenler bu hatalı siyasetten döner ve terörle asla müzakere etmeden bütün yurttaşlarını kucaklayan bir yaklaşımla bu etnik fitneyi kökünden kazırlar.

Türk Ocakları genel merkez ve şubeleriyle Türk Yurdunda bütün yurttaşları kucaklayan bir anlayışla Türk kimliğini zaafa uğratma girişimlerine, iki milletli ve neticede de iki devletli bir yapıya zemin hazırlama çabalarına karşı mücadelesini sürdürecektir. Biz milletimizi seviyoruz. Milletimizi sevmek başka milletleri aşağılamak ya da hor görmek değildir. Türklüğün red ve inkârı çabalarına karşı da her zaman ve her yerde haykıracağız: Devlet-i ebed-müddetimizin yeni bir merhalesi olan Türkiye Cumhuriyeti ilelebed payidar kalacaktır. Ne Mutlu Türküm Diyene!” dedi ve programa devam edildi.

Ardından sıra ile söz verilen Şube Başkanları faaliyet raporları ile yeni dönem için tekliflerini sundular. Konuşmalarında “Yeni Anayasadan ilk üç maddenin çıkartılması, açılım ve çözüm süreci, İmralı müzakereleri, demokratikleşme paketi, etnik bölücülük, Suriye Meselesi vb.” konuları vurguladılar.

Kocaeli Türk Ocağı Başkanı Aygutşat Selçuk ise yaptığı konuşmada “Müslüman Türk Milleti; açılım ve çözüm süreci, İmralı müzakereleri, akil insanlar heyeti, sözde demokratikleşme paketi, Yeni Anayasa’da ilk üç maddenin değiştirilmesi ve Türklüğün çıkartılması, milli devlet ve üniter yapının bozulması, başkanlık modeli ile eyalet sistemine geçilmesi vb. çalışmalar ile Anadolu’daki 1000 yıllık egemenliği ile Türkiye üzerindeki hükümranlık haklarının, sonlandırılmak istenmesinden; endişelenmektedir.

Küresel güçler ve bölücü terör örgütünün baskısıyla “özel okullarda Türkçe dışındaki farklı dil ve lehçelerde eğitim ve öğretime izin verilmesi, alfabemizde olmayan ‘q, x, w’ harflerinin kullanılması, yerleşim birimleri ve coğrafi bölge isimlerinin değiştirilmesi, ana dilde savunmanın yasalaştırılması, okullardan Andımız ile Gençliğe Hitabe’nin kaldırılması, devlet nişanı ve resmi tabelalardan T.C. ibaresi ile Atatürk’ün çıkartılması, yabancılara mütekabiliyet esası gözetilmeden toprak satılması, küresel güçlerin yerli sermayedeki payının artırılması, Azınlık Vakıflarının genişletilmesi, cemaat olmayan yerlerde Kilise- Havra açılması ve Papaz Okulu açma- Ayasofya’yı Kilise yapma-Patrikhaneyi Ekümenik kılma vb. Bizans emellerinin canlandırılmasından” rahatsızdır.

Teröristlerin Habur’da karşılanması, Diyarbakır Mitingi taşkınlıkları, Kandil’den Türkiye’ye meydan okunması, PKK’nın sözde şehitlikler açması, KCK’nın öz savunma gücü kurması, BDP’nin kongre ve toplantılarında farklı marş okuması ve bayrak açmasına; göz yumularak, devlet otoritesinin bozulmasından ve tüm bunlar olurken PKK ile müzakere TSK ile mücadele edilmesinden; endişe etmektedir.” dedi ve faaliyet raporu ile yeni dönem için görüş ve önerilerini sundu.

Ocak sekreteri Yücel Alpay Demir’de dilek ve temenniler bölümünde söz alarak; STK’ları ile koordinasyonun artırılmasını ve ülke meselelerinde daha aktif olunmasını, teklif etti.

Genel Başkan Prof. Dr. Mehmet ÖZ’ün kapanış konuşması ile biten, çok verimli geçen ve Türkiye’nin önemli meselelerine değinilen bölge toplantısı; katılımcıların vedalaşması ile sona erdi.

Aygutşat SELÇUK, Türk Ocakları Kocaeli Şube Başkanı

Bu yazi 31 defa okundu.

 

Benzer İçerikler

Perşembe Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi