HAKARETTEKİ VATAN

 

 

 

Gazetelerde 30 Temmuz 2014 çarşamba günü Bülent Arınç’ın şu sözleri yayınlanmıştı:Kocasını bırakıp, sevgilisiyle tatile çıkanlar, direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar...Ne denebilirdi ki hakaret sağnağına tutulan Türk Milleti aynı milletvekilinin “kadınların kahkası” ile ilgili sözlerinin şaşkınlığını henüz üzerinden atmadan yeni bir süprizle karşılaşıyordu. Anneler, kızlar, zevceler üzerinde su-i zan temelli bir cümleyi bu milletin vekil seçtiği bir insan kullanabilir miydi?

Bu tamamen cinsellik çağrıştıran, argo ve aşağılayıcı bir ifade idi. Resuller Resulu Fahri Kainat Efendimiz; “Dünyanızdan bana (üç şey) sevdirildi: kadın, güzel koku ve gözümün nûru namaz” demiyormuydu? Peki direğe çıkmak deyiminin bizim medeniyetimizle bir ilgisi var mıydı? Tabiî ki Hayır. Türk kültüründe ve İslâm Medeniyetinde bu kavram kullanılmazdı. Üstelik kadın ve ana hakkında böyle şüphe ifadesi değil sürekli ona kutsallık atfedilirdi. Kur’an-ı Kerim, hadisler, mutasavvıfların eserleri bunlardan örneklerle dolu idi. Peki “direğe çıkmak” hangi medeniyet ve kültürün oluşturduğu bir kavramdı. Bunu nasıl analiz etmeliydik: Tarih ilmî, dil ilmî ve kelimelerin etimolojisinden, semantiğinden. Direk ve erkek dış genital organı penis; Grek-Latin kültür ve medeniyetinin çağrıştırdıkları ile beraber düşünülen kelimelerdir.

İngilizce “pole” sırık, kazık, direk demektir. “Sırık, kazık, direk” diğer batı dillerinde;Felemenkçe paal, Fransızca pôle, Almanca pol, İspanyolca polo, İtalyanca polo, Yunanca πόλο (pólo) Latince palus.

Phallus (penis-erkek dış cinsiyet organı) Yunanca phallos’dan gelmiştir.[1]

Yunanca péos πέος, φαλλός fallós, İngilizce penis, phallus, İtalyanca, İspanyolca pene, Almanca (der) phallus, penis vd.

Grek zihin dünyasında kullanılan direk-sırık-kazık-phallus köken benzerliği, maalesef, Anadolu’da I. Dünya savaşı ve İstiklal Mücadelesi sırasında Yunanlılar ve işbirlikçi Rum palikaryaları (külhanbeyi-isyancı çeteler) tarafından kocalarını, oğullarını cephede kaybetmiş yiğit Türk analarına karşı aşağılamak için kullanılmıştır. Türk kadınının, kızının ırzını, iffetini kirletip bir de iftiralar atmışlardır. Zamanla akrep zehiri misalli bu söz Anadolu’da menşeî bilinmeden de kullanılmıştır. Devlet ricalinden birinin bunu telaffuz etmesi ise şehitlerimizin ve tarihimizin asla bağışlamayacağı yaralayıcı, öldürücü “dil ve zihniyet” hançeridir.

Üstelik yeryüzünün neresinde olursa olsun kadınların asla önceliği cinsellik değildir. Bunun aksini iddia etmek anatomi, fizyoloji, biyokimya, nörobilim, genetik, psikoloji kısaca “insan bilgisi bilimi”ni bilmemektir. Değerli meslektaşım Prof. Dr. Emel ULUPINAR’ın “Beyindeki Seksüel Farklılaşmayı Keşif[2] isimli çalışması, iki cinsiyet arasındaki beyin farklılıklarını bilimsel olarak ortaya koymaktadır. Bu konuda yine bilim insanları tarafından deneysel çalışmalarda dahil olmak üzere binlerce yapılmış araştırma veya eserler[3] bulunmaktadır. Kadın Erkek Beyin farkları:

I.Yapısal farklılıklar: Gros anatomik ve radyolojik (MRI )

II.  İşlevsel farklılıklar: (fMRI / PET)

III. Nörokimyasal / moleküler farklılıklar: (Deney hayvanlarındaki araştırmalar)la ortaya konmuştur.

Kadın, saygı ve sevgi temelli bir beyne, erkek itaat edilme ve seks ağırlıklı bir beyine sahiptir.

Kadının önceliği ise asla seks değildir. Sevgi ve analık duygusu onun beyninin her bir hücresinin DNA’larına kadar şifrelenmiştir. Kadında sağ beyin yarım küre (Renk, Şekil, Sembol, Hayal Uzamsal canlandırma) ve sol beyin (Mantık, Dil, Sayılar, Analiz, Sorgulama) yarım küre nitelik açıdan birbirine eşittir. Yani duygu ve mantık eşitliği söz konusudur. Empati duygusu son derece yüksektir. Erkekte ise sol beyin yarım küre baskındır. Duygu noksandır. Bu durum anatomik olarak sağ ve sol beyin hemisferlerini (yarım kürelerini) birbirine bağlayan sağlı sollu komissural liflerin ( corpus callosum, anterior commissure, posterior commissure) kadınlarda daha fazla olmasından kaynaklanmaktadır.

PET (Positron Emission Tomography (PET): Glukozun radyoaktif hale getirilmiş şekli damardan verilir ve metabolik açıdan aktif olan dokudaki tutulum derecesi değerlendirilir. )çalışmalarında mutluluk, hüzün, kızgınlık, korku, tiksinti ve diğer duygusal durumlarda erkek ve kadın cinsinde farklı bölgeler aktive olabilmektedir. Örneğin; AMİGDALA AKTİVASYONU; iki cinsde de farklılıklar arz eder.(Amigdala:Limbik sistemin parçası ve duyguların belleğidir. Korku ve keyif duygularıyla ilişkilidir. Orbitofrontal korteks, striatum ve talamus gibi duygusal işleme katılan tüm yapılar ile bağlantılıdır )

Kısaca kadın ve erkek beyni niçin farklıdır? Çünkü nöronları: sayısal, yapısal, işlevsel ve kimyasal farklılıklar içerir. İki cins deki beyin faklılığı duygulara, cinsiyet beklentisine, davranışlara, çevreye, kendimizi ve çevremizi şekillendirmeye kadar devam eder.

İnsanlık tarihi boyunca sürekli kadınlara saldırılar olmuştur. Savaşın, zorunlu göçlerin çileli madurları genelde onlardır. İŞİD canileri Telafer’e, Musul’a girdiğinde Iraklı Türk kızlarına tecavüz etmişlerdir(!) yahut dünyanın neresinde olursa olsun köle ticaretinde kadını meta haline getirmişlerdir. Maalesef Türk kızlarının, kadınlarının melek beyazlığındaki iffetleri Irak’ta İŞİD canileri tarafından kirletildi. Masum bedenleri direklere asıldı(!). BirTBMM milletvekili bunu önlemek için çaba sarf etmesi gerekirdi. Yoksa insanlara direk benzetmesi su-i zannıyla konuşmak değil.

“Diri diri gömülen kıza hangi günahtan öldürüldüğü sorulduğu zaman. Ve defterler açıldığı vakıt. Gökyüzü sıyrılıp açıldığı vakıt. Ve Cehennem yaklaştırıldığı vakıt. Ve cennet yaklaştırıldığı vakıt. Her nefis o gün için ne hazırladığını öğrenmiş olur.” (Tekvîr Suresi/8.-15. ayet)

Eğer biz Müslümanlar (!) 1435 yıldır yeryüzünde eşitliği, adaleti, kardeşliği, hoşgörüyü, fertlerin ve toplumların hidayetini, temin edemiyorsak şu ayet bizleri tanımlamıyor mu?

“Andolsun ki, kalpleri olup düşünmeyen, gözleri olup görmeyen, kulakları olup dinlemeyen cinleri ve insanları cehennem için yarattık. Bunlar hayvan gibidirler; hatta daha da aşağıdırlar. İşte gâfil olanlar böyleleridir”. (A’râf suresi/146. ayet.)

 

hilmi özden

16/Ağustos/2014

 

 



[1] Kaplan Arıncı, Alâittin Elhan, Anatomi Terimleri Sözlüğü, Hacettepe Taş, 4. Baskı, 1980, Ankara, s.98.

[2] Emel Ulupınar, Beyindeki Seksüel Farklılaşmayı Keşif, OBAT, 9-11 Mayıs 2014 Tıp öğrenci Kongresi.

[3] Bkz.Ruth Bleier, Science and gender, Teachers collage pres, Columbia University, New York and London, 1997.,Tor D.Wager, K.Luan Phan, Israel Liberzon, and Stephan F.Taylor,Valence, gender, and lateralization of functional brain anatomy inemotion:ameta-analysis of findings from neuroimaging, NeuroImage19(2003)513–531., Neil r. Carlson, Fizyolojik Psikoloji Davranışın Nörolojik Temelleri, (Çeviri Editörü: Muzaffer Şahin), 8. Basımdan çeviri, Nobel Yayınları, Ankara, 2011.

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi