Halı’daki Vatan

 

 

Köy hayatını yaşayanlarımızın çoğu “ıstar (mazman) tezgahında” dokunan nice halının ve kilimin üzerindeki desenleri bilirler. Bu desenler (motifler) sıradan işlenmiş, yahut günü birlik yakıştırılmış alı al moru mor renk cümbüşü değildir. Bunlar belki de bir tarihçinin bize anlatamayacağı, bir devletin yüzyıllarca görevlilere tutdurduğu salnamelerinde (yıllıklarında) bile bulunamayacak; mütevâzi  ve o denli de güçlü mazimizin tapu senetleridir. Maalesef çoğu kültür tarihçimizin dikkatlerinden kaçan bu zengin hazinemizde; analarımızdan, dağlar gibi nenelerimizden gelen bir miras vardır. Bu yazımızın önemli alıntılarını Neriman Görgünay Kırzıoğlu’nun, “Altaylar’dan Tunaboyu’na Türk Dünyasında Ortak Yanışlar (Motifler)” isimli muhteşem eserinden yapacağız. Çünkü hocamızın bu konuda onlarca eseri, çalışması bulunmaktadır. Görgünay Kırzıoğlu hocamızın eserlerini okuduğumuzda Halıdaki Vatanın ne olduğunu,  ne büyük mânalar taşıdığını anlamak kolaylaşacaktır. O zaman her halıda, her kilimde, her çorap vb. desenindeki Türkistan, Anadolu, Oğuz, Kıpçak, Kafkas, Balkan damgalarının ortaklığını ve aynı nenenin torunlarının aynı desenleri dokumuş olduğunu göreceğiz. Türk Milletinin estetik ve sanat zenginliğini; üzerine bastığımız kilimde, halıda, başımızı koyduğumuz seccade de  anlayıp; böyle bir Millete mensup olmanın sorumluluğunu , tarih  ve vatan şuurunu tazeleyeceğiz.

 Saygıdeğer Görgünay Kırzıoğlu  hanım eserinin girişine şöyle başlamaktadır:

“Dokumalar Türk halkının, doğumundan ölümüne kadar, hayatının bir parçası olmuş; kişi son yolculuğuna, bu dokumalardan birine sarılarak çıkmıştır. Türkmen kadınları, kendi dokudukları be­şikte, bebeğini büyütmüş; çocuğunu, torba içinde sırtında taşımıştır. Bebeğinin kundak bağının ya­nında, kocasının silah torbasını, hayvanının heybesini, evinin yaygısını, seccadesini, minderini, yastığını, çuvalını, kapısının perdesini, at ve öküz örtüsü'nü, hamur kabı kılıfı ve özet olarak: tuz torbasından kara çadırına kadar, bir konut için gerekli bütün ihtiyaçlarını: halı, kilim, zili, sumak ve benzeri kirkitli dokumalarla karşılamıştır.

Halılarımızı genel olarak, iki ana gruba ayırabiliriz:

1.       Köy ve kasabalarımızda kadınlarımızın, ticarî amaç gütmeden, ev ihtiyacı ve çeyiz için yaptıkları, Anadolu halıları.

2.Şehirlerde veya kasabalarda, halı atölyelerinde, ticarî amaçla dokunmuş halılar.

Anadolu halıları, köy ve kasabalarımızda yaşayan, yarı-göçebe ve yerleşik Türkmenler'in ürünleri olan, millî motifleri taşıyan ve atalarımızdan günümüze kadar gelebilen eserlerdir. İlme, Argaç ve Arış'ı yün olup, saçakları örgülüdür. Bu halılarımızın motifleri, millî birliği kanıtlaması yönünden, çok önemlidir.

Halı arkeolojisi, Türk halılarında, Ortaasya (Türkistan)'daki Türk boylarına ait motif ye şekiller bulur. Bu halılar, Hazar Denizi'nin doğu ve güneydoğusundaki, bozkırlarda yaşayan Özbek ve Türkmenler'in halıları ile, büyük benzerlik gösterir. Alman bilgini Hermann HAACK, "Anadolu'da dokunan halılarla, Türkmen halıları karşılaştırıldığında, bunları birbirinden ayırt etmek zordur. Ayrı ayrı kabileler tarafından dokunan bütün desenler karşılaştırıldığında, ilk bakışta birbirine çok ben­zer", diyor.

HAACK, "Bu halı desen ve dokumalarını, kökenleri Orta Asya olan Osmanlı Türkleri'nin, Türkistan'dan Anadolu'ya göçleri sırasında getirdikleri kesinlikle söylenebilir", demiştir.”

Neriman Görgünay Kırzıoğlu, “Altaylar’dan Tunaboyu’na Türk Dünyasında Ortak Yanışlar (Motifler)” isimli  bu muhteşem eserine şöyle devam eder:  “Yaptığım araştırmalar da, bu görüşü destekler niteliktedir. Hazar Denizi ötesinde Türkmen halıları ile benzerlik gösteren halılarımızda olduğu gibi, Anadolu'nun içinde de, farklı bölgelerde, aynı yanış ve desenlerin kullanıldığı görülmüştür. Sadece, halılarda değil, kilim, zili, sumak ve cecim gibi dokumalarımızda da, benzer örnekler işlenmiştir. Hatta köylerimizde dokunmuş yün çorap­lar ve eldivenlerde, boncuk işleme başlıklarda bile, kilim yanışları kullanılmıştır.

“Halısı, kilimi ve çorabı ile bu benzerlikler, kökleşmiş bir üslûbun karakterini yansıtır. Hangi Türkmen boylarından olursa olsun, Anadolu'nun doğu ve batısındaki çeşitli bölgelerinde, benzer yanış ve desenler tesbit edilmiştir. Hakkâri'de işlenen bir yanışın aynısını, Uşak-Eşme kilimle­rinde; Erzurum'dakinin benzerini, Manisa-Yuntdağı halılarında görebilirsiniz. Sadece Anadolu içinde değil, Anadolu dışındaki Türk halı, kilim ve öteki dokumalarında da, benzer yanışlar kulla­nılmıştır. Başkırdistan-Ufa Etnografya ve Arkeoloji Müzesi'nde bulunan, çözgüyüzlü dokuma tekniği ile yapılmış bir kolan'ın, aynı teknikle  yapılmışa ve aynı motifi taşıyan bir eşini, Antalya-Alanya Müzesi'nde görebiliyorsunuz. Bu  yanışa, Anadolu'nun bazı yerlerinde, "Candarma Yanışı" denilmektedir.” 

“Kilim, çorap, zili, cecim ve öteki dokumalarda, geçmişi çok uzaklara giden yanışlar vardır. Ne yazık ki, bu gibi kültür hazinelerimiz tükenmekte ve eski eserlerimiz hızla yurtdışına gitmektedir. Yenileri de, yapılıp yerine konmadığı için, eski dokumalarımız, giderek Kaybolmaktadır. Bugün, eski dokumalarımızı bulmak, çok güç olmuştur.Eski eserlerimizin yağmalanmasının yanı sıra, son yıllarda dokumalardan: Kesilip çantalar, abajurlar, çizmeler yapma ve sandalye, koltuk, kanepe yüzlerini kaplama modası da, ayrı bir kültür erozyonudur. Artık köylünün elinde, model olabilecek eski örnekler, hemen hemen kalmamıştır.

Günümüzde dokunan halı ve kilimlerimizde, motifler yozlaşmış, eski geleneksel özelliklerini kaybetmiş; boya ve renk uyumu, bozulmuş; sumak ve bazı cecim çeşitleri ise, artık dokunmaz ol­muştur. Dokumalar, eski estetik görünüşünü kaybetmiştir. Bu yozlaşmalarda, köy halıları üretmeye çalışan kamu kuruluşları ile birtakım kooperatiflerin ve ticarî firmaların, olumsuz etkileri de, küçüm­senemez.”

“Doğan KUBAN, bir eserinde, "Türk sanatında, kökenini en eski Türk tarihine götürebile­ceğimiz motifler bulunabilir" demiş ve Afganistan'ın yüksek yaylalarında yaşayan birkaç bin Kırgız'ın, "yurt" denilen, çadırlarındaki dokumalarda, hâlâ Pazırık Motifleri, bulunduğunu belirtmiştir. Pazırık'ta bulunan keçe örneklerinde, çocuk önlüğündeki süs­lemelerde, kumaş 

parçalarında görülen, ayrıca Pazırık ve Selçuklu halılarında bulunan motif­lerin benzerlerinin, günümüze kadar süregeldiği, tesbit edilmiştir.”

Görgünay Kırzıoğlu’un Araştırma gezileri sırasında, Kars'ta gördüğü Eli belinde kız motifli bir halı, ile çok yakın ben­zerliğinden dolayı, İstanbul Türk İslâm Eserleri Müzesi'ndeki bir Selçuklu halısını gözünün  önüne getirdiğini belirtir. Böylece Selçuklu halıları ile Anadolu halı yanışları arasındaki benzerlikleri ortaya koyma çalışmalarını, hızlandırır. Selçuklu mimarî eserlerindeki geometrik motiflerin; kilim, zili, sumak ve cecim gibi dokumalarımızdaki örneklere benzerlikleri, Ursula Rehinhard ve Neriman Görgünay Kırzıoğlu gibi araştırmacıların dikkatini çeker:

“Rehinhard: "Silifke civannda görülen zili dokumadaki "Eğerkaşı" adlı motifin, Türk İslâm Eserleri Müzesi'ndeki XIII. Yüzyıl Konya Selçuklu Halısı'nın bordüründeki küfî-yazıya benzediğinden, söz etmiştir.”

Görgünay Kırzıoğlu’nun tesbitleri daha da zengindir: “Anadolu Selçuklu mimarî eserlerinde cephe, daima belirtilmiş ve ortada yer alan tâç kapılar (portaller), süslemelerin ağırlık noktasını oluşturmuştur. Bütün Türkistan Horasan-İran ve Anadolu'daki mimarî eserlerde de, durum aynıdır. Cepheye verilen bu önem, buralardaki mimarî yapılar ile Anadolu'dakiler arasında, geleneksel bağı göstermektedir. Semerkand'da, Öz-kent ve öteki mimarî eserlerde tâç kapı çevresinde işlenmiş bazı geometrik motifler, Anadolu'da Selçuklu mimarî eserlerinde kullanılmış ve Osmanlı döneminde de, devam etmiştir.

Sâmarrâ'da İmâm Muhammed El-Mehdî ve İmâm Ali el-Askerî Türbeleri'nin minaresinde bulunan motif, İsfahan'da Şah Sultan Hüseyin Medresesi'nin çini süslemelerinde görüldüğü gibi, Bağdat'ta ve Anadolu'da, öteki mimarî eserlerde de yer almıştır. Abbasîler (Sâmarrâ) devrinden, Karahanlılar'a ve Selçuklular'a kadar uzanan Türk mimarî eserleri'nde, Pazırık Halısı ve bu bölge Kurganlarından çıkan, keçe ve giysiler ile Selçuklu halılarında görülen yanışlardan bazı örneklerin, Anadolu dokumalarında da kullanılageldiği, tesbit edilmiştir. Semerkand'da Ulubey ve Tillâ-Kâri Medreseleri Özbekistan'da Nadir Divan Begi Medresesi ile öteki mimarî eserlerde de, benzer motiflerin işlendiği görülmüştür. Bu motiflerin bir kısmı, en eski Karasuk Kültürü'nde (MÖ. 1200-800) görülen motifler, Türk Damgaları'ndan gelmiş olup; İslâm Türk paralarında işlenmiş, bakır ve gümüş kapları da, süslemiştir.”

Görgünay Kırzıoğlu’nun  incelediği geometrik yanışlardan bir kısmı, hem mimarî eserlerde, hem de eski Türk paraları ile madenî eşyada ve giysi süslemelerinde; aynı zamanda Selçuklu halıları ile Anadolu ve Yeni Türk Cumhuriyetleri'nde, Tuna boyları'ndaki (Romanya ve Bosna) dokumalarda bile, kullanılmıştır. Bir kısmı ise, mimarî eserlerde ve dokumalarda işlenmiştir.

Görgünay Kırzıoğlu’nun  üzerinde durduğu motifler: "Elibelindekız", "Karşılıklı İki Köşesi Çengeli Bak­lavalar", "Etrafı Kancalı Dörtgen", "Sekizköşeli Yıldızlar" (küt veya sivri köşeli)''. "Çakmak" denilen köşeli "S" şekilleri. "Deveboynu / Aşşık / Kertik/ Akıtma / Gaymalı Direk/ Çakmacık / Kırma-Akıtma", "Yaba / Ok-Yay / Okbaşı", ve varyantları, "Kazayağı", Koçboynuzu", "Altın­başın ayağı / Altınbaşın suyu", "Kanboşatan / Gelinağlatan / Gelinçatlatan / Avratboşatan" ve benzeri geometrik yanışlı örneklerdir. Ayrıca Anadolu halı ve kilimlerinde, sık kullanılan ve sevilen yanışlardan biri de, Hayatağacı'dır. Hayatağacı dokumalarda, çeşitli şekilleri ile işlenmiştir. Dokumalardaki bu çeşitler arasında, Erzurum-Çifteminareli Medrese, Sivas-Gökmedrese, Erzurum-Yakutiye Medresesi ve Kayseri Döner-Künbet'teki Hayat Ağaçları'na benzer örnekler görülmüştür. Ayrıca, Anadolu ve Anadolu dışındaki Türkmen halılarında da Özek/Alem / Koçmuyuz ve Çiftbaşlı-kartal figürleri işlenmiştir.İlaveten  Pazırık Halısı'nın bordüründe işlenmiş olan "kuyruğu bağlı at" figürleri ile ilişkili ol­duğu düşünülen, Urartu ve Sakalar"dan günümüze kadar, çok geniş bir coğrafya alanında, çeşitli Türk toplumlarında, "at kuyruğunu bağlama ve örme töresi" dir.

Görgünay Kırzıoğlu’nun  eserinde, damgaların yanısıra Göktürk Alfabesi'nden harflerin benzerlerinin işlendiği dokumalarımızdan örnekler verilmiştir.  Karşılaştırmalar, Türkiye dokumalarının yanısıra: Doğu Türkistan ve Yeni Türk Cumhuri­yetleri'nden: Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan ile Özerk Cumhuriyetler'den-Başkırdistan, Tataristan, Çuvaşiştan ve Gagauz / Moldavya ülkelerindeki Türk toplumlarından elde edilen malzeme ve fotoğraflarla da örnekler zenginleştirilmiştir.

Görgünay Kırzıoğlu’nun eserinde bize anlatılanlar ile,  Türkiye’de “Serbest Piyasa Ekonomisi” mantığını kıyasladığımızda ise “halıların kimliksizleştirilmesi”; kültür tarihimiz açısından bir faciadır. Hocanın anlattığı halılar adeta Turistik merkezlerde kalmıştır. Her hangi bir şehrimizde, her hangi bir halıcı dükkanına gittiğimizde çoğunlukla “Çin”, “Hindistan” veya makine halısı diyebileceğimiz desenli yahut desensiz bize ait olmayan halılarla, kilimlerle karşılaşmaktayız. Isparta gibi halıcığıyla tanınan şehrimizde bile halıcılık gerilemişken sadece “para kazanmak” için halı ithalatını   tüccarlarımız ne ile açıklayabilirler? İnsanlarımız “Türk’ün asırlar içinde  oluşmuş  estetik zevkini kaybederken” halılarımızı ve ondaki milli şuuru yansıtan motifleri de unuttuğumuzu fark edemiyorlar. Devletimizin ise “Milli el sanatlarımız ” üzerine asla korumacılığı  olmuyor. Kapitalist bir dünya görüşünün bizlere bunun ne kadar pahalıya mal olacağını maalesef gelecek gösterecektir. Amerikalı Ermeni kökenli tüccarların; Doğu Anadolu’muzun en ücra köylerinde ellerinde “ermeni desenleri” köylülere halı, kilim dokuttukları bilinen bir gerçektir. Bu tüccarlar, ilerde buralar “ermeni yurdu” diyeceklerdir;  dediğimizde , bazı insanlar bize bu  komplo teorisidir cevabını vereceklerdir. Halısının ayakları altından çekildiğini fark etmeyen Milletler bir gün topraklarının da ayaklarının altından çekildiğini fark edemezler. Neyi fark ettik ki?   Dünyada ilk halıyı dokuyan Türklerdi. “Pazırık Hun Halısı” bunun apaçık delilidir. Neyi hatırladık ki?  

 

Kaynaklar

1-Neriman GÖRGÜNAY KIRZIOĞLU, Altaylar’dan Tunaboyu’na Türk Dünyasında Ortak Yanışlar (Motifler).T.C.Kültür Bakanlığı Yayınları/ 2753.1 Baskı. Ankara 2001.

2-Böhmer BOTTANALD, The Revival of Natural Dyeing in Two Traditional VVeaving Areas of Anatolia Rug. Reviw, Vol.3. No. 9,1983, s. 359. nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

3-Hermann HAACK, Oriental Rugs and Ilustrated Gülde, Translated by George and Cornelia, London 1960. (Doğu Halıları, çeviren Neriman GÖRGÜNAY (Girişken), İstanbul 197,5, s. 50. . nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

4-Neriman GÖRGÜNAY, Doğu Halılarının Kalite ve Desenleri, Tarım-Orman ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilâtlandırma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara 1984, s. 21-44.nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

5-A.X. MARGULAN, Kazak Tatbiki Halk Sanatı, ilimler Akademisi Yayını, Alma-Ata 1987, s. 19. . nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

6-Doğan KUBAN, Türk ve islâm Sanatı Üzerine Denemeler, İstanbul 1982, s 24. . nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

7-Ursula REİNHARD, Silifke Yöresi Dokumaları, I. Uluslararası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, V. Cilt Etnografya Dergisi, Kültür Bakanlığı Millî Folklor Araştırma Dairesi Yayınları: 22. Ankara 1977, s. 241-250. . nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

8-Oktay ASLANAPA, Türk Sanatı, Cilt I. Başlangıcından Büyük Selçuklular'ın Sonuna Kadar, İstanbul 1972, s. 26-27. . nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

9-Ernst HERZFELD, Samarra, Aufnalimen und Untersuchen zur Islamısohen Archaeologis, Berlin 1907, Tafel, 6. Katharina OTTO-DORN, L'Art De LIslam, Paris 1964, s. 212. . nakleden: Görgünay Kırzıoğlu N. age.

 

Hilmi Özden

6.9.2010 


 

 

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi