HAYVAN SEVGİSİNDEKİ VATAN

 

Şule Hanım, her zaman olduğu gibi “kahve” ismini verdiği sokak köpeğini sevdikten sonra belediyedeki işine doğru yürüdü. Kahveye çevre esnafı yemek veriyor aralarına kabullenmiş görünüyorlardı. Kulağındaki küpe Tepebaşı belediyesine ait olduğunu gösteren yuvarlak küpe cinsindendi. Belediyeden çıkışında Şule Hanım’a kahve koşarak gelir etrafında sevgi gösterileri yapardı. Konuşmaya müsait olmayan çene yapısı ile sadece değişik ses tonlarında havlardı. Fakat zıplaması, kuyruk sallaması ile de beden dilini çok iyi kullanırdı. Esnaf kahveye alışmış yemeği aksatılmadan veriliyordu. Böylece kahve çöpleri karıştırmak zorunda kalmıyordu.

Her zaman olduğu gibi o sabah da Şule Hanım belediyeye işine doğru gidiyordu. Fakat her zaman gördüğü kahve o sabah ortalıkta yoktu. Bütün gün beynini kahvenin nerede olduğu düşüncesi kemirdi. Akşam eve dönerken de ona rastlamadı. Ertesi gün kahveye yiyecek veren esnaflara kahveyi sorduğunda inanılmaz bir cevap aldı. “Gelen geçen korkuyor” diye onu Musa özüne bırakmışlardı. Şule Hanım’ın gösterdiği tepki esnafı da kendisini de şaşırttı. “Siz nasıl olurda kahveyi dağın başına bırakırsınız!!!” diye yüksek sesle bağırıyordu. Esnaf hem utancından hem bir bayana ne diyeceklerini bilemeden dükkanlarına sessizce biraz da şaşkın birer birer girdiler. Akşam eve geldiğinde babasına konuyu açtığında babası “kızım gider ararız kahveyi” dedi. Birlikte otomobile binip Musa özüne doğru yola koyuldular. Her tarafı arıyorlar fakat bir türlü kahveye rastlayamıyorlardı. Bir ara Şule Hanım’ın gözüne uzakta Türk Bayrağının direğinin altında bir karaltı ilişti. Babası ile vardıklarında adeta kahve Türk bayrağının gölgesine sığınmış ve kendisini bu ıssız yerlere getirip bırakanları şikayet ediyordu. Şule Hanımı ve babasını görünce kahvenin neşesine diyecek yoktu. Fakat gözlerinden çeşme gibi göz yaşları akıyor, Şule hanımı kokluyor ve başını başına sürterek onu öpüyordu. Kahve, Şule Hanım ve babası ağlarken Türk bayrağı akşamın alaca karanlığında dalgalanıyor ve kaşlarını çatıyordu. Şule kucağına alıp onu eve getirdiğinde kahve tüm insanlara küsmüştü. Şule Hanım onu evde yıkasa da yemekte verse yapılanları hazmedemiyordu. Şule Hanım apartmanda köpek bakılamadığı için kahveyi özel hayvan hastanesindeki arkadaşı veteriner hekime götürdü. Aşılarını yaptırdı. Günlerce yemek yemeyen kahve gün geçtikçe güçten takatten düşüyordu. Şule Hanım her gün uğruyor gönlünü almak istiyordu. Bir haftadan sonra kahve onları affetmiş biraz biraz yemek yemeye başlamıştı. O sıralarda emekli bir öğretmen köpek aramak için özel hayvan hastanesine başvurmuştu. Kahve, Şule Hanım’ında bilgisi dahilinde o öğretmene verildi.

Kahve ve yeni ailesi bir birini çok seviyorlar. Şule Hanım, uzak ve ıssız bir yere bırakıldığında Türk Bayrağına sığınan kahveyi ise hiç unutmadan sokak köpeklerine sahip çıkmaya devam ediyor.

Not: Bu hadise tamamen gerçektir.

Hilmi özden

Mart/2014

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi