İki Yeni Kitap Üzerine-Nuri GÜRGÜR



Türk Milliyetçilerinin kendileri ile ilgili konularda çoğu zaman sessiz kalmaları, yazmak ve anlatmak hususunda müzmin bir tembelliğin yaygın olması sonuçta özellikle yeni nesillerin bilgisiz kalmalarına yol açıyor. Oysa sol tam tersini yapıyor. 60’lı 70’li yıllarda yaşananları, ideolojik çatışmaları, olaylardaki rollerini sayısız neşriyatla, roman ve hikâyelerle, film ve dizilerle anlatırken doğal olarak kendi açılarından bakıyorlar, tek yanlı yansıtıyorlar. Bütün anlatımlarında kendilerinin farklı, mazlum ve mağdur olduğunu savunarak bir yandan ideolojik meşruiyet kazanmaya çalışıyorlar. Diğer yandan Denizler, Çayanlar vb. efsaneler, mitler idoller üreterek genç beyinleri işgal etmek , yeni ideolojik kavgalara, kamplaşmalara yöneltmek amacıyla taraftar bulmak istiyorlar.

Buna karşılık ülkücü-milliyetçi kesimlerden son 30-40 yıla ait neşriyat son derece az ve yetersiz. 1980’de doğan 30 yaş civarındaki gençlerin doğru değerlendirme yapıp hüküm verebilecekleri kaynaklar yok denecek kadar az. Mesela doğrudan Türk Milliyetçiliği fikrinin yargılandığı “587 sanıklı Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücü Kuruluşlar Davası” ilgili belgeleri bulmak neredeyse imkânsız. Oysa bu davayla 7 yıl müddetle en yakından ilgilenen, savunma görevini üstlenen Şerafettin Yılmaz ve Galip Erdem’in yönetimindeki avukatlık bürosunda, genç ve idealist bir grubun olağanüstü katkılarıyla, günün şatlarına göre en mükemmel şekilde yargılamanın bütün belgeleri en ince ayrıntılarıyla tasnif edilmiş, 3000 sayfa civarında 250 klasörlük dev bir arşiv oluşturulmuştu.

Ne yazık ki bu tarihî belgeler izahı imkânsız bir hoyratlıkla dağıtıldı. Oysa Mamak’taki dava nihayetlendiğinde bütün bu klasörler muhafaza edilmek ve bu camiadan araştırma yapmak isteyen herkesin rahatlıkla yararlanabilecekleri şekilde Ankara’nın Demetevler semtinde kiralanan bir daireye yerleştirilmiş ve bakımı için bir görevli tutulmuştu. Ancak 1989 yılında bu dairenin kapı kilidi kırılarak içeriye girilmiş, bütün klasörler bir kamyonete yüklenerek bilinmeyen bir yerlere alınıp götürülmüş.

Şu anda bu belgeler nerededir, kimin elindedir; ne kadarı muhafaza edilmiştir; tam olarak bilinmese bile tahmin yapılabiliyor. Türk Milliyetçiliğinin bu tarihî arşivinin araştırmacıların, yazarların yararlanmalarını imkânsız kılacak şekilde talan edilmesi çok düşündürücü ve hazin bir olaydır. Bunların en azından bir kısmını, şu yahut bu yolla elde etme imkânın bulan kimse, bunun manevi ve fikri vebalini düşünerek, bir an önce camianın yararlanabileceği şekilde ortaya çıkarması gerekir. Bu ahlaki ve vicdani bir sorumluluk meselesidir; umarız bunların gereği idrak edilip yerine getirilir.

Necmettin Sefercioğlu yazma ve anlatma konusundaki derin zaafımızın istisnalarından biridir. Bunun yeni bir örneğini “Türk Milliyetçiler Derneği ve Kapatılma Davası” isimli kitabıyla bir kere daha verdi.

Türk Milliyetçiler Derneği, çok partilik demokratik döneme geçildikten sonra, 1951 yılında kurulan, kısa zamanda 76 şubeye ulaşan ve ancak 2 yıl yaşamasına izin verildikten sonra, 1953’de son derece komik bir gerekçeyle kapatılan önemli bir kuruluştur.

Derneğin önemi sıradan bir kuruluş olmaması, bu dönemde Türk toplumunun içerisinden yükselen, tam anlamıyla sivil karakterli milliyetçi bir dalgayı temsil etmesidir. Başka bir ifadeyle bu dernek, milletimizin o yıllardaki sosyal ve psikolojik atmosferini, fikir ve düşünce ortamını başarıyla hayata geçiren bir kuruluştur. İki yıl gibi kısa bir sürede milliyetçi camianın maddi imkânlarının her zamanki gibi son derece yetersiz olmasına rağmen, 76 şubeye ulaşılması önemli bir başarıdır.

Milliyetçi aydınlar açısından bu derneğin hikâyesini bilmek kadar kapatılmasına yol açan olayları, dönemin iktidarının, Cumhurbaşkanının, ve ana muhalefet partisi liderinin konuya bakışlarını, basının tutumunu öğrenip değerlendirmek her açıdan gereklidir. Özellikle Derneğin varlığından ve milliyetçi toplumsal dalganın yükselişinden tedirgin olan çevrelere, aradıkları fırsatı sunan Malatya suikastını her yönüyle iyi düşünmek gerekir. Bir lise öğrencisi, aynı yaştaki birkaç arkadaşıyla kararlaştırarak A.E Yalman’ı vururken, tıpkı Ogün Samas Yasin Hayal gibi bunun nasıl bir lümpenlik, canilik, akılsızlık olduğunun farkında değildi. Sıktığı kurşunun aslında doğrudan Türk milliyetçiliği fikrine yönelik olduğunu düşünmeyecek derecede derin bir hamakat halindeydi.

Milliyetçiliğin öncelikle fikri bir seviye, yüksek kültür ve idrak gerektirdiğinin farkında olmayanlar hemen her devirde görülmüştür. Günümüzde de bunların örneklerine bazı internet sitelerinde sıkça rastlayabiliyoruz. Yakın geçmişin olayları sonuçları, arka planları iyi bilinip değerlendirilirse, bu tiplerin, cehalet ve bağnazlığın verdikleri zararın, tahribatın en koyu milliyetçilik düşmanlarından daha ilerde olduğu açıkça görülür.

Necmettin Ağabeyimin bu değerli belge-kitabının yayınlandığı günlerde Erol Kılınç’da gençlik ve mücadele günlerine ait hatıralarını yayınladı. Ötüken yayınlarından çıkan bu kitapta, Milliyetçi Hareketin ilk siyasi teşkilatlanma dönemine ait ilginç anekdotlar yer alıyor. Bunların yanı sıra özellikle toplumsal karmaşanın zirve yaptığı kaoitik 70–80 yılları arasında yaşananlara ışık tutuluyor. Erol Kılınç’ın anlattıkları şahsi yaşantısının ötesinde çilekeş bir neslin acılarla, ümit ve heyecanlarla, bazen de hayal kırıklıklarıyla kararan çok düşündürücü, çoğu defa hüzünlü hikâyesidir. Üslûbunun son derece açık ve samimi olması, öz eleştiri yapılması, gerçekleri gizleme gereği duymadan aktarması kitabın ilgiyle okunmasını sağlıyor.

Her iki dostumuzu bu örnek çalışmalarından dolayı yürekten kutluyor, devamını diliyorum.

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi