Söğüt’teki Vatan

 

Ertuğrul Gazi’yi Anma ve 729. Söğüt şenlikleri; bu yıl 17-18-19 Eylül 2010 tarihleri arasında kutlandı. Bu yılki Kutlamalara 1. Uluslar arası Osmanlı Sempozyumu ile Bilecik Rektörü Sayın Prof. Dr. Azmi ÖZCAN beyin öncülüğünün büyük katkıları oldu. On sekiz Eylül Cumartesi günü bir kaç aile çocuklarımızla birlikte Osmanlı Cihan Devletinin kurulduğu yerleri görmek ve taze gönüllere, körpe dimağlara Söğüt’teki Vatan havasını tattırmak istedik. Hayati ÇETİN kardeşimizin Söğüt Belediye Başkanı Osman GÜNEŞ beyden aldığı randevu ile gezimize başladık. Osman Bey ziyaretimiz sırasında Söğüt Şenliklerinin başlangıcı, Ertuğrul Gazi ve Kayı boyu hakkında detaylı açıklamalar yaptı. Çocuklara verdiği kitapçıklar ve broşürlerle yanından ayrıldık. Daha sonra Söğüt Müzesini, Bilecik Üniversitesi sergisini gezdik.

Ertuğrul Gazi Türbesine yakın; Türkmen Başı Sapar Murat’ın yaptırdığı ve büstünün bulunduğu parktan geçtikten sonra Türbeye vardık. Ertuğrul Gazi Türbesini ziyaretimiz esnasında; Milli Mücadele’de Yunanlıların Söğüt işgalinde yaptıkları saygısızlığın izlerini gördük. Yunan askerlerinin kurşun izleri hâla duruyordu. Hatırlarsınız, Yunanlılar Ertuğrul Gazinin kabrini açmışlar, talan etmişlerdi. “Kalk koca Türk, evlatların ne halde gör, gel de onları kurtar” denilerek hakaret edilmişti. Tam o saatler de Yunan kralını besledikleri bir maymun ısırmış ve ölmüştü!

 Şimdi Şanlı Bayrağımızla beraber, Bağımsız Türk Cumhuriyetlerinin bayraklarının da süsledikleri mübarek kabirleri başından, aile ve silah arkadaşlarının da kabri şerifleri  yanından aziz ruhlarına fatihalar okuyarak ayrıldık. Türbe alanına yakın Türk büyüklerinin büstlerinin bulunduğu Tören alanı bulunmaktaydı.

Ziyaret ettiğimiz Çifte Minareli Hamidiye Camii ise 1903-1905 yıllarında Sultan II. Abdülhamid Han tarafından yaptırılmıştı.  Sultan II. Abdülhamid Han,  Büyük Atası Ertuğrul gaziye çok saygılıydı. “ Ertuğrul Alayı ” kurmuştu. Mahiyetindeki bu alayın askerleri Karakeçili gençlerinden oluşmaktaydı.

Yakındaki Küre Köyü, Koni tepedeki Dursun Fakih türbesi çevreye hakim görüntüsü ile muhteşem duruyordu. Dursun Fakih türbesine vardığımızda Ertuğrul Gazi’nin  Osman gaziye verdiği nasihati aklımıza geldi:

“Bak oğul! Beni kır, Şeyh Edebalı’yı kırma! O, bizim boyumuzun ışığıdır. Terazisi dirhem şaşmaz. Bana karşı gel O’na gelme! Bana karşı gelirsen üzülür, incinirim; O’na karşı gelirsen gözlerim sana bakamaz. Baksa da görmez olur. Sözümüz Edebalı için değil, senceğiz içindir. Bu dediğimi vasiyetim say!”

Ertuğrul Gazi Mescidi (Kuyulu Mescit), Çelebi Mehmet Camii, Kaymakam çeşmesi diğer  tarihi eserlerdi. Kaymakamlık binası ön cephesindeki anıt ise Türk Gençliğine nasihatler ve bilmesi gereken ebedi şahsiyetlerin figürleri ile doluydu: Atatürk Anıtı; Anadolu’nun yeni dönemini temsil ediyordu. Bilge Kağan’ın “Üstte gök basmasa, altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir” sözleri ışık saçıyordu. Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Baktaş-ı Veli, Yunus Emre, Mevlana, Nasrettin Hoca, Köroğlu ve Dadaloğlu gibi zatların kabartmaları yapılmıştı. Türk devletlerine ait figürler anıta  ayrı bir zenginlik vermişti. Atatürk’ün “ Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” veciz ifadesi de anıtta bulunmaktaydı.

Hamidiye Lisesi ile Dar’ul Eytam (yetimler yurdu) binaları ise tamir ediliyordu. Şenlik alanına geldiğimizde Türkmenistan, İskeçe yöresi ile değişik yörelerin Yörük ve Türkmen halk oyunları oynandı, Mehter Takımı Marşlar çaldı. Sunucunun İskeçe oyunları sırasında Balkan göçümüz ve Bosnalı yaşlı bir dededen naklettiği sözler izleyenleri duygulandırdı. Bosna’da Barış gücünde görevli Türk Birliği su dağıtırken Boşnak Türkü bir dede sudan iki şişe almak ister. Tartışma çıkar. Bunun üzerine dede der ki: “Birini evdeki çocuklar için aldım. İstediğim ikincisi ise bu su Türkiye Anavatandan gelmiştir. Öldüğümde yıkanan bedenime dökülsün dilerim.”

Şimdi Sayın Söğüt Belediye Başkanı Osman Güneş Beyin anlattığı ve verdiği kitapçıktan Şöleni ve Ertuğrul Gazi’yi dinleyelim, okuyalım:

“Moğol istilasıyla birlikte batıya sürüklenen Türk boylarından Kayı Boyu Karakeçili aşireti, 13. yüzyıl sonlarında Söğüt-Domaniç bölgesine gelirler ve yerleşirler. Beyleri Ertuğrul Gazi komutasında Bölgede "Önce toprak, sonra bayrak" felsefesiyle yurt tutmaya çalışırlar.

Her yıl yayla olarak yazları Domaniç'e giderler ve Eylül ayı itibariyle Söğüt'e geri dönerler. Ertuğrul Bey, yaylağı Domaniç’ten kışlağı Söğüt'e salimen dönmelerini, ahalisine "Etli bulgur pilavı" ikram ettiği bir toy ile kutlar.

728 yıl önce Ertuğrul Bey'in sağlığında bağlayan bu adeti Kayı Boyu, O'nun ölümünden sonra da "Ertuğrul Gazi'yi Anma ve “Söğüt Şenliği”, “Yörük Bayramı”, gibi adlarla anılan bu toyu büyük kadirşinaslık örneği göstererek ülkenin her yöresinden her yıl Eylül'ün ikinci hafta sonu akın akın Söğüt'e gelerek devam ettirmiştir.”

“Türk Tarihi ananesine göre Oğuz Han'ın Bozoklu kolunu oluşturan Günhan, Ayhan, Yıldızhan, Üç oklu Kolunu oluşturan Gökhan, Dağhan, Denizhan adında altı oğlu vardı. Ertuğrulgazi Bey Günhan soyunun derece sırasına yöre Kayı, Bayat, Elkaevli ve Karaevli boylarından Kayı Boyuna mensup Gündüz Alp'in oğludur. Bugünkü Türkmenistan'ın Merv ve Mahan bölgesinde yaşıyan ve 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'ya girdikleri sanılan Kayılar, Orta Asya’dan göç eden diğer Türk Boyları gibi önce Bir kültür ve Anadolu’ya yapılacak iskanların planlama merkezi konumunda olan Ahlat’a geldiler. Buradaki yer ve otlak darlığı nedeniyle kalabalık Kayı Boyu gurupları buradan ayrılarak göç yolları üzerinde Erzurum, Karahisar-ı Şarkı (yani Şehinkarahisar), Urfa, Sivas, Amasya, Ankara, Bozok (Yozgat), Kırşehir, Aksaray, Çorum, Kastamonu, Samsun, Çankırı, Bolu, Eskişehir, Konya, Bursa, Çukurova, Isparta, Burdur, Denizli, Muğla ve Aydın havalisine yayılıp yerleştikleri anlaşılmaktadır.

Rivayetlere yöre göç esnasında Kayı Boyu Beyi Gündüz Alp Fırat Nehrini geçerken atından düşüp vefat edince, bu olayı uğursuzluğa yoran oğullarından Sungur Tegin ve Gün doğdu Orta Asya'ya yeri dönme kararı aldılar. Gündüz Alp'in eşi Hayme Ana toplanan Toyda Beyin "Önce Toprak, Sonra Bayrak Sahibi Olmak" idealini hatırlattı. Urfa Siverek Karakeçili ile Suruç Bölgesinde de bir kısım Kayı aşiretleri kaldı. Hayme Ana ile oğullarından Ertuğrul Gazi ve küçük kardeş Dündar Bey 400 çadırlık kalan Kayı Aşireti ile yollarına devam ettiler.

1230 yılında Sivas Sürmeli Çukur'da konakladıkları sırada bilmedikleri bir savaşa tanık oldular. Türk zayıfın dostudur düsturuyla hareket ederek Moğollara karşı sayıca az olan Anadolu Selçuklu hükümdarı 1. Alaaddin Keykubad’ın ordusuna yardım ederek, savaşın seyrini değiştirdiler. Bu yaklaşım savaşı kazanan Alaaddin Keykubad’ın çok hoşuna gitti ve Ertuğrul Gaziye hil’at giydirdi. Ertuğrul Gazi'nin amacının Anadolu topraklarında yerleşmek olduğunu anlayınca, ona Ankara yakınlarında bulunan Karacadağ ve çevresini hediye olarak verdi(1230).

Daha verimli topraklara yerleşme arzusunda olan Ertuğrul Gazi, Alaaddin Keykubat’ın batı seferlerinde ordusunun akıncı kuvvetlerini oluşturuyordu. Suftan 1. Alaaddin Keykubad ile Eskişehir yakınlarındaki Sultanönü'nü kuşattılar. Ancak bu sırada doğuda Moğol ordusunun Anadolu topraklarına girmesi nedeniyle Sultan Alaaddin Keykubad kuşatmayı Ertuğrul Gazi Bey'e bırakarak süratle doğu seferine çıktı. Ertuğrul Gazi Bey mahiyetinde ki Kayı Boyu ile bu kaleyi ve sonrasında da Domaniç'i, Domaniç ile Pazaryeri arasındaki Ermeni Derbendi'ni ve Söğüt’ü aldı. Alaaddin Keykubat haberin kendisine verilmesi üzerine çok sevinerek; Ertuğrul Gazi Bey ve aşiretine Domaniç'i yayla, Söğüt'ü ise kışlak olarak verdi. Böylece Büyük Osmanlı Devleti'nin kökleri Söğüt'te atılmış oldu.

Osmanlı’nın ilk başkenti olacak olan Söğüt’e 400 çadırlık aşireti ife gelen Ertuğrul Gazi çadırını kurmuş olduğu söğüt çayı kenarına bugün kendi adıyla anılan mescidi inşa etti. İslam'ın güzel ahlak prensibini üzerinde bulunduran Ertuğrul Gazi, mescidi Rum mahallesine yapmakla 5 vakit namaza gelen Türkleri Rumların daha iyi tanımasını sağlamış, mescid içinde açmış olduğu kuyu sayesinde Rumların buradan su almalarına müsaade ederek Türklerin aslında savaş değil barışçıl ve yardım sever insanlar olduğunu sözle değil tavırlarla benimsetmiştir.

Yazları Domaniç; kışları da Söğüt'te geçiren Ertuğrul Gazi, Söğüt'e her dönüşte "Kazasız belasız geri döndüğünden yüce Allah'a şükranlarını sunmak üzere" Toy yani Şölen düzenlemiş, yardım severliğini ve büyüklüğünü gösterircesine bütün oba beylerini, halkını ve dost tekfurları bu şölene davet etmiştir.

Toy denilen bu toplantıya çağrılmamak gözden çıkartılmak, Toy'a çağrıldığıı halde katılmamak ise Bey'e isyan anlamıma geliyordu. Toylarda o yılın ürün değerlendirmesi, siyasi, kültürel ve sosyal ilişkileri gözden geçirilmesi, barış veya savaş kararları alınırdı. Toy boyunca halka yemekler verilir, güreş, cirit gibi oyunlar oynanırdı. Ertuğrul Gazi'nin sağlığında başlayan bu gelenek Onun vefatından sonra da bu güne kadar devam etmiştir. Bilecik tekfuru, Osmaneli Tekfur'u, Harmankaya Tekfuru onun bu insancıllığından etkilenip Ertuğrul Gazi ile iyi geçinen tekfurlardan birkaçıdır.

Ününü, Uç Beyi olarak daha da arttıran Ertuğrul Gazi'ye kendisi gibi Uçbeyi olan Akçakoca, Samsa Çavuş, Kara Tegin, Aykut Alp ve Konur Alp gibi tecrübeli kişiler tabi oldular. Böylece beylik daha da büyümeye başladı. 1279 yılında yaşlılığını öne sürerek bey- liği Osman Gazi'ye bırakmıştır.

Ertuğrul Gazi ve eşi Halime Hatunun; Savcı Bey, Gündüz Alp ve Osman Bey olmak üzere üç oğlu vardır. 1188 yılında doğan Ertuğrul Gazi. 1281 yılında Söğüt'te 93 yaşında vefat etmiştir.”

Anadolu’da Selçuklu ve Beylikler dönemlerinden sonra Söğütte filizlenen Osmanlı Cihan Devleti üç kıta, yedi denize uzanan Ulu bir çınar olmuştur. Bu çınarın toprakları, bugün Ertuğrul Gazi’nin Kabrinin etrafında birer el ayası kadar hatıra olarak durmakta idi. Demek kimi hasreti, kimi yaptıkları yanlışlardan özür dilemeleri ile Osmanlı hasretini bu şekilde ifade ediyordu. Söğüt’ten dünyaya hediye edilen medeniyet hatıralarda mı kalmıştı? Yoksa bu Vatan toprağında yeniden bir medeniyet sancısı filizlenecek miydi? Geleceği şüphesiz Alemlerin Rabb’ı bilir. Fakat şunu unutmamalıyız ki: “Takdiri ilahî gayrete aşıktır”.

Kaynak: 729. Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri. .T.C. Söğüt Kaymakamlığı., Söğüt Belediyesi. Söğüt 2010. 

 

hilmi özden

 

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi