Su daki Vatan

 

            Su insanların ve insanların yaşadığı her mekanın ihtiyacıdır. İnsanın hem dünü hem bugünü hem de yarını ona bağlıdır. Enbiya Suresi 30. ayeti kerime de “ Gök ve yer bir birine yapışık iken biz onları bir birinden ayırdık. Ve Her Canlı şeyi Sudan yarattık. O inkar edenler inanmıyorlar mı?” buyrulmaktadır.  Yine Furkan suresi 54.ayet-i kerimede “ Ve sudan insan yaratan O’dur.” ifadesi ile su ile insanın akrabalığının evveliyeti ifade edilmektedir. Adeta Su insanın vucudundaki vatanıdır.Bilim dünyası  insan vucudunun %70-90’nın su olduğunu söylerler. Susuz bir yerde bu vucud ne barınabilir, ne doyabilir, ne de durabilir.

            İnsanlar bir yerde su varsa orayı vatan kılarlar. Çöl olsa bile orada kuyular  açarlar suya yine kavuşurlar. Susuzluk sarsıcı ve yok edici hale gelmeye başlarsa çorak, susuz topraklar terk edilir.

            Su sadece bu alem ile sınırlı değildir. Kur’an’da Cennet “altlarından ırmaklar akan” güzel  mekanlar olarak tasvir edilir. “Resul-ü Ekrem bir hadisinde: SEYHAN, CEYHAN, FIRAT ve NİL nehirleri cennet ırmakları buyurmuştur.” ( 1 )

            Ümmetine Çevre bilincini kazandırmayı da isteyen bir hadistir bu. Fakat ekolojik dengeye hiç dikkat etmeyen bizler öncelikle su kirliliğine katkı da bulunuruz. Afrika’da yahut dünyanın susuzluk çeken her hangi bir mekanını düşünmez su israfında yarışırız. Cennet vatanımızın ırmakları memesi süt veren bir ananın memeleri gibi bereket dağıtır topraklarımıza. Gökte nazlı gelinler gibi salınırken su yüklü bulutlar yağmur damlaları ile çiçekleri açtırır, ağaçları sular, kuru dudakları kandırır. Türk Milleti Yağmura Rahmet der. Çünkü O rahmet getirir. Eğer sel getirirse felaket getirirse vatan evlatlarının şöyle bir oturup düşünmeleri gerekir. Biz ne yaptık ki ? bulut öfkeli, ırmak öfkeli, deniz öfkeli, VATAN ÖFKELİ.

            Aral’a dökülen Seyhun ve Ceyhun ırmaklarını tarımda mono kültür (Sovyetlerin Türkistan’da uyguladığı tek tip ürün yetiştirme politikası) ile kullanan Rus idaresi Aral denizini kuruttu. Türkiye’de Tuz gölünü Akşehir gölünü Beyşehir gölünü, Eğridir ve diğerlerini bizler ne yaptık? Irmaklarımız Vatanımızın Kan damarları gün geçtikçe can çekişiyor. Irmaklarımız kullanılsın diye Yabancılara satmakta bir birimizle yarışıyoruz. Vatanın suyunu (şişe suyu değil) toprağını satmak (Saksı toprağı değil) için kanun üstüne kanun çıkardık, çıkarıyoruz( İnternetden yıllardır Meclis’in satışlarla ilgili çıkardığı  kanunları okuyabilirsiniz Dış işleri Bakanlığı sitesinde de çok geniş dökümanlar bulunmaktadır). Mehmet Akif’in “Değmesin mabedime namahrem eli” vasiyetine kulaklarımız tıkalı gözlerimiz kapalı. Su ağlıyor! dünyada su ağlıyor !Türkiye de Türkistan da, Kafkas ile Ural da ağlıyor. Su ağlar mı? Sakarya, Kızılırmak, Aral, Yeşil Nil, Tuna ağlar mı? Ağlar unutulan kardeşleri için ağlarlar . Kıymet ve takdir bilmeyen insanlar için ağlarlar. Onlar  nimet sunarlar, pınarlarından bize, kana kana doyururlar.Gereğinde siper olur KANA bulanırlar Sakarya gibi, Tuna gibi….. Biz insanların geleceğine ağlarlar susuz bir dünyanın geleceğini düşündükçe göz yaşları azala azala ağlarlar. Göz kanalları ırmak yatakları kuruya kuruya ağlarlar. Aslını inkar edenlere Vatanının kıymetini bilmeyenlere ağlarlar. Gün gelir günler gelir bulutlar kurur pınarlar kurur. 

            Fuzuli ;Yaradılışın gayesi Peygamberlerin ilki de sonuncusu da olan Hz. Peygamber (Selam Olsun) için yazdığı su kasidesinin* bir beytinde der ki:

“Ravza-i kuyuna her dem durmayup eyler güzar

Aşık olmuş galiba ol serv-i hoş- reftare su”

“Su, galiba nazlı gidişli serviye aşık olmuş Onun için durmadan, her an, onun bulunduğu cennet gibi bahçeye akıp gider. Nazlı yürüyüşlü sevgili Hz. Muhammed’dir. Sevgilinin bahçesine akan su aşıktır.  Sevgilinin bulunduğu yer Ravza-i Mutahharadır. Şairin Ravza-i Kuy’dan Ravza-i Mutahhara’ya doğru aktığını söylediği su Dicle ve Fırat nehirleridir.”

            Fuzuli! senin beyitlerinde Resuller Resulu’nun sözlerinde geçen  Fırat ve Dicle’ye kimler göz dikti şimdi. Bu kan ve can damarlarımız olan  ırmakların suladığı toprakları pazarlamayı düşünüyoruz. Arz-ı Mev’ud (İsrail için sözde(!) vaat edilmiş topraklar) isteyenlere bile kiraya veririz diyoruz. biz her şeyi satarız diyoruz. VATANIN UZUVLARINI değil pazarlamak pazarlamasının hayalini bile gün gelir BU VATANIN gelecek evlatları bizlere sorarlar. Su, namustur vatandır. Hep birlikte  su biziz Vatan biziz demeliyiz, diyebilmeliyiz.

 Abdest alırken anamızla kucaklaştığımız buluştuğumuz gibi su ile ırmakla her dem birlikte olmalıyız.TÜRK MİLLETİ,   köklerinin Evvel Emir’de yaradılış  ırmaklarında yıkandığını hissetmiştir. Orhun kitabelerindeki, Divan-ı Lügati Türk’deki  yer-sularını unutmamıştır. Dedem Korkud’dan “Su Hakk didarını görmüştür” (3) sözünü işitmiştir: Şu ten kafeslerimizdeki suda  yansıyan  ilahi şulelere nazar edebilmiştir.

 

Son bir hatırlatmayla noktalayalım sonsuza uzanacak su yolculuğunu: “Cengiz Han yasasına göre suyu kirleten adam, idam edilirdi.” (3) Evvelin ve Ahirin sırrı olan Suya hürmet gerekir. İnsanda su varsa canlılık vardır. Toprakda su varsa orası canlı bir vatandır. Anavatanı kirletmek öldürmek hiç birimizin  hakkı ve haddi değildir.

“Su gibi Aziz Ol Güzel Vatan”

 *

KASÎDE-İ DER-NAT-İ HAZRET-İ NEBEVİ

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su

Kim bu denlü dutuşan odlâre kılmaz çâre su

Âb-gûndur günbed-i devvâr reng-i bilmezem

Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâre su

Zevk-ı tîgundan 'aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk

Kim mürur ilen bıragur rahneler dîvâre su

Vehm ilen söyler dil-i mecrrûh peykânun sözin

İhtiyat ilen içer içer kimde olsa yâre su

Suya virsün bâğ-bân gül-zân zahmet çekmesûn

 Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâre su

Ohşada bilmez gubârını muharrir hattuna

Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kare su

Ârızun yâdiyle nem-nâk olsa müjganım n'ola

Zayi' olmaz gül temennâsiyle virmek hâre su

Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ

Hayrdur virmek karanu gicede, bîmâre su

İşte peykânın gönül hecrinde şevkum sakin it

Susuzam bir kez bu sahrada menüm'çün âre su

Men lebün müştâkıyem zühhâd kevser talibi
 
Nitekim meste mey içmek höş gelir huş-yâre su

Ravza-i kûyına her dem durmayub eyler güzâr

 Âşık olmış gâlibâ ol serv-i höş-reftâre su

Su yolun ol kûydan toprağ olup dutsam gerek

 Çün rakîbümdür dahi ol kûya koyman vare su

 Dest-bûsı ârzûsiyle ölürsem dûstlar

Kûze eylen toprağum sunun anunla yâre su

 

Serv-keşlük kılur kumri niyazından meğer

Dâmenin duta ayağına düşe yalvare su

 İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile

Gül budağınun mizacına gire kurtare su

Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme

İktidâ kılmış tarîk-ı Ahmed-i Muhtâre su

Seyyid-i nev'-i beşer deryâ-yı dürr-i ıstıfâ'
Kim sepübdür mu'cizâtı âteş-i eşrâre su

Kılmağ i çün taze gül-zâr-ı nübüvvet revnakın
Mu'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su

 Mu'cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim

Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffâre su

Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ'
Barınağından virdüği şiddet güni Ensâr'e su

Döstı ger zehr-i mâr içse olur Ab-ı Hayât

Hasmı su içse döner elbette zehr i mâre su

 Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz

 El sunub urgaç vuzû' içün gül-i ruhsâre su

Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daşdan daşa urub gezer âvâre su

Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
Dönmez ol der-gâhdan ger olsa pare pare su

Zikr-i na'tün virdini derman bilür ehl-i hatâ

Eyle kim defi humar içün içer mey-hâre su

 Yâ Habîballâh yâ Hayre'l-beşer müştâkunam

Eyle kim leb-teşneler yanub diler hem-vâre su

Sensin ol bahr-ı keramet kim Şeb-i Mi'râc'da

Şeb-nem-i feyzün yetürmiş sabit ü seyyare su

 Çeşme-i hûrşîdden her dem zülâl-i feyz iner

Hacet olsa merkadün tecdîd iden mi'mâre su

 Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma
Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâre su

Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri

Ebr-i nisandan dönen tek lü'lü-i şeh-vâre su

Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda Rûz-ı Haşr

 Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâre su

Umduğum oldur ki rûz-ı Haşr mahrum olmayam
 Çeşme-i vaslun vire men teşne-i didâre su

FUZÛLÎ

Kaynaklar:

1-Derman M.:Allah Dostu Der ki:Su.Cilt.III.Ankara.

2-Çalışkan A.: Fuzuli’nin Su Kasidesi ve Şerhi.diyanet İşleri yayınları. Ankara.1992.

3-Gökalp Z.:Türk Töresi. Kültür Bakanlığı.Ankara.1976.

 

 

hilmi özden

23.01.2010

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Rus İhtilallerinden Sonra Türkiye-Kafkasya İlişkileri ve Türkiye’nin Kafkasya Politikası
Konuşmacı: Prof. Dr. Enis Şahin
Tarih: 3 Ocak 2018
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Türk Birliğine Giden Altın Yol: Dil Birliği
Konuşmacı: Metehan Kaygı
Tarih: 11.12.2018
Saat: 20.00
Yer: Türk Ocağı Binası

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Türkçülüğün Tarihi Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi