Toprak daki Vatan

 

İnsanın yaradılış destanlarında ve kutsal metinlerde daima toprak ve insanın birlikteliğine vurgu yapılmıştır. Bu birliktelik insanların hafızasına“TOPRAK ANA” figürünü yerleştirmiştir. “ANA VATAN” ve “TOPRAK ANA” daima birbirini çağrıştırmış iki ebedi kavramdır. İnsanlık  özellikle de Türk Milleti bu iki değeri daima yüreklerinde taşımışlardır. Günümüzde ağaçlarımızı kese kese ormanlarımızı yaka yaka erozyonla kaybettiğimiz vatan toprağına sözde nice vatansever(!) ilgisiz ve bilgisiz kalmaktadır. Eski Türk destanlarında ise bir karış Vatan toprağının savaş nedeni olduğunuzu görürüz.. Oğuz Handan atı, Kayı beyinin nişanlısı olan kız kardeşi; gelin olarak Çin imparatoru tarafından istendiğinde vermiş fakat çorak bir yurt arazisi istendiğinde ise Çin İmparatorluğuna savaş açmıştır. Savaş sonunda hem Kayı beyinin nişanlısı kurtarılmış hem de Çin İmparatorluğu büyük bir yenilgiye uğratılmıştır.

Aşık Veysel “Benim sadık yarim kara topraktır” dediği türküsünde bakın neler söyler:

“Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır.
beyhude dolandım, boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır.
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü istediğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır

Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi
Kazma ile dövmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Adem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyve bitirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır.

Karnın yardım kazmayınan, belinen
Yüzün yırttım tırnağınan, elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır.

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır.

Bir dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sadık yarim kara topraktır.

Hakikat istersen açık bir nokta
Allah kula yakın, kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır.

Bütün kusurumu toprak gizliyor
Melhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır.

Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır.”

 

Aşık Veysel’in sadık yari olan toprak; Sadık Vatan toprağıdır. Bu sıradan bir toprak yığını değil uğruna milyonlarca Türk’ün şehit kanıyla sulanmış bir vatan toprağıdır:

Necmettin Halil ONAN “ BİR YOLCUYA” isimli şiirinde toprak ve vatan birlikteliğini genç kuşaklara nasıl haykırıyordu:


“Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sâkit yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklâl uğrunda, namus yolunda.
Can veren Mehmed'in yattığı yetidir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan cüz'ü de geçerken ele
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

Orhan Şaik Gökyay “  BU VATAN KİMİN ?” isimli şiirinde VATAN güzellemerinin en güzellerinden birini daha edebiyatımıza kazandırır:


“Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir...

Tutuşup: kül olan ocaklarından,
Şahlanıp: köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır...

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır...

İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir...

Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir...

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlısında görenlerindir...”

Nice Şairimiz toprağımızın VATAN’ın süzülmüş usaresi olduğunu vurgularken; yabancılara toprak satma kanunlarını çıkaran  idarecilerimize ve bu VATAN katline sessiz kalan bizlere ne söylenecek söz ne edilecek itham bulabiliyorum. İki yıl önce İngiltere’den Bengaldeş’li hocam Lopa hanımı karşılamak için Fethiye/Ölü denize gitmiştim. Kaldığı otele Türk olduğum için almakta zorluk çıkarmışlardı. Oteller, Kanunlara aykırı denize sıfır olarak yapılmış Türk Ülkesinde İngiliz, Fransız vd. bayrakların çekildiği köylere, otellere artık Türkler giremez olmuştur. Avrupa’da Neonaziler yabancılara ve Türklere bırakın arazi ve gayri menkul satmayı kiraya verilmesine bile tahammül edememektedir. Türk Devletini yönetenlerin safdillikleri veya meçhul gafletleri Türk Milletinin hâla sabrını taşırmadıysa  "İnşallah" mutlaka bilemediğimiz haklı bir sebebi vardır. İngiltere’de hiçbir yabancı kalıcı olarak ne bina ne arsa alabilir. Sadece belirli yıllığına kiralayabilir. Bizler ise arazilerimizi satıp sonra o arazilerdeki villaların kapıcıları olmaktayız.

İngiltere’nin Kırım Savaşından sonra Kıbrıs’ı 100 yıllığına kiralayıp 1. Cihan Harbi çıkar çıkmaz hemen İngiltere kraliyet mülkiyetine geçirmesi ne çabuk unutuldu. Unutuldu ki bu ülke de İsrail’e ihale edilen GAP, mayınlı araziler olabilmektedir. Bunlara dikkat çeken vatanperverlere yapılan acımasız suçlamalar için sadece Yahya Kemal’in “Ölenler öldü,kalanlarla muzdarip kaldık./Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık.” diyorum.

Topraktaki vatan; sadece dirilerin değil içinde şehitleri ve ölüleri ile ebedi olan  vatanımızdır. Mehmet Akif’in İstiklal Marşımızdaki şu dizeleri sadece kağıtlarda değil yüreklerde de yankı bulmalıdır.:

“Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”

BİNLERCE ŞEHİDİMİZİN RUHU ŞAD OLSUN. ŞU AN TÜRK VATANI İÇİN GENÇ YAŞ’DA TOPRAĞA DÜŞEN YİĞİT MEHMETÇİĞE, ONLARIN AZİZ KOMUTANLARINA VE  KAHRAMAN ORDUMUZA; YÜCE TANRI DAİMA YAR VE YARDIMCI OLSUN.

 

hilmi özden

20.Şubat.2010

 

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi