Mehmed Emin RESULZÂDE (1884-1955)

Mehmed Emin RESULZÂDE (1884-1955) 58. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE RAHMET VE MİNNETLE YAD EDİYORUZ.

Mehmed Emin RESULZÂDE (1884-1955)

Azerbaycan Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı.

Bakü yakınlarındaki Novhanı köyünde doğdu. Babası tanınmış bir din âlimi olan Hacı Molla Ali Ekber, annesi Zalkızı Ziynettir. Küçük yaşlarından itibaren aile çevresinde aldığı dinî bilgiler yanında belli ölçüde Arapça ve Farsça öğrendi, ardından Farsçasını geliştirdi. Rus-Tatar mektebinde okuduktan sonra bir müddet Bakü Teknik Okuluna devam etti. Bu yıllarda Bakünün ekonomik, sosyal ve siyasal ortamından. Rusya'da ve Rusya müslümanları arasında gittikçe yaygınlaşan inkılâpçı hareketlerden, Gaspıralı İsmail Beyin önderlik ettiği usûl-i cedîd okulları ve onun eğitim hakkındaki görüşlerinden etkilenip millî meselelerle ciddi şekilde ilgilenmeye başladı. 1902'de Rus sömürge yönetimine karşı mücadele etmek için Müslüman Gençlik Teşkilâtı adıyla gizli bir cemiyet kurdu. Bu cemiyet Müslüman Demokratik Müsavat Cemiyeti ismini alarak çalışmalarını sürdürdü. 1904 yılı sonlarına doğru arkadaşları Mîr Hasan Mevsimov, Mehemmed Hasan Hacinski ile birlikte bu cemiyeti, Rus Sosyal Demokrat Fehle (işçi) Partisi'nin Bakü komitesi içerisinde yer alan Müslüman Sosyal Demokrat Himmet (kısaca Himmet/Hümmet) teşkilâtına dönüştürdü. M. Azizbeyov, Neriman Nerimanov ve S. M. Efendiyev gibi inkılâpçıların da katıldığı bu teşkilâtın 1904-1905 yıllarında altı sayı çıkarılan ve gizlice teksir edilip dağıtılan Himmet adlı bir yayın organı vardı.

Resulzâde, iş hayatına Bakü'de Rusça yayımlanan Kaspi gazetesinde mürettiplik yaparak başladı, daha sonra gazetecilik onun asıl mesleği oldu. Resulzâde'nin ilk yazısı, Tiflis'te Mehemmedağa Şahtahtlı'nın çıkardığı Şark-ı Rus gazetesinde yayımlanan Saadetlü Mehemmedağa Huzuruna adlı mektubudur (2 Mayıs 1903, sy. 14). Aynı gazetede çıkan ikinci yazısı, amcasının oğlu Mehemmedeli (Muhammedali) Resulzâde ile birlikte yazdıkları Himmet ve Gayret Vaktidir başlıklı makaledir (1903, sy. 19, 20). Aydınların millete karşı sorumluluklarının dile getirildiği bu makalede Kafkasya'da din bilgini yetiştirecek bir medresenin ve usûl-i cedîd eğitimi yapacak mekteplerin açılması üzerinde duruluyordu. Resulzâde ayrıca Hüseyinzâde Ali Turan) Beyin Bakü'de yayımladığı Füyûzâd dergisine (1906-1907) ve Ağaoğlu Ahmet2in çıkardığı İrşad ve Terakkî gazetesine (1908-1909) makaleler yazdı. Türkçe ve Ermenice neşredilen Davet-Goç'ta (1906), Himmet teşkilâtının yayın organı olan Tekâmül'de (1906-1907), bu gazete kapatılınca yerine çıkarılan Yoldaş'ta (1907) çeşitli konularda yazılan çıktı. Bu yazılarından onun ilk gençlik yıllarından itibaren Rus sömürge siyasetine karşı hürriyetçi ve inkılâpçı bir tavır takındığı, sadece Kafkasya müslümanlarının değil bütün Rusya müslümanlarının, İran ve Türkiyenin problemleriyle ilgilendiği anlaşılmaktadır.

Resulzâde, 1903'ten itibaren kurulmaya başlayan ve Azerbaycan'da millî bilincin, sosyal ve kültürel hayatın gelişmesinin önemli etkisi bulunan Sefa, Necat, Edep Yurdu, Cemiyyet-i Hayriyye gibi derneklerde görev aldı. Bir süre Terakki'nin, 1908'de geçici olarak İrşad'ın redaktörlüğünü üstlendi. Öte yandan siyasal olaylarda, göster ve mitinglerde aktif rol aldı. Aynı dönemde Bakü petrol işçilerine ve Kafkasya'nın çeşitli yerlerine gönderilen inkılâpçı broşürlerin yazılması ve dağıtılması işine katıldı. Amcasının oğlu Mehemmedeli Resulzâde vasıtasıyla bu yıllarda Stalin'le tanıştı. Stalinle birlikte bazı faaliyetlere girişti, onu birkaç defa ölümden kurtardı. Aynı zamanda edebiyatla da ilgilenen Resulzâde bu dönemde millî duyguları uyandıran Karanlıkta Işıklar (1908) ve Nâgeân Belâ (1908) adlı piyesleri kaleme aldı. Bu yıllarda imparatorluğun bütünlünü korumakta ısrar eden, esir halkların hürriyet isteklerine karşı çıkan Rus sosyal demokratlarına olan inancını kaybetmeye başladı. Düşünceleri Azerbaycan'ın ve diğer esir halkların Rusya içinde muhtariyet kazanması yönünde değişime uğradı.

Rus Başbakanı Stolıpin'in 1907'de II. Duma'yı dağıtarak çarlığı yeniden despot bir yönetime sürüklemesinin ardından birçok teşkilât gibi Himmet teşkilâtı da kapatıldı. İnkılâpçı aydınların, gazeteci ve yazarların tutuklanıp hapse atıldığı veya sürgün tehlikesiyle karşılaştığı bu dönemde Resulzâde, Rus polisinin takibinden kurtulmak ve İran Meşrutiyet Hareketi'ni izlemek için İran'a gitti. Burada Himmet teşkilâtının temsilcisi ve Terakkî gazetesinin muhabiri olarak çalıştı. Çoğunluğunu Azerbaycan Türkleri'nin oluşturduğu meşrutiyet taraftarı aydınların sosyal demokrat düşüncelerle tanışmasında önemli rol oynadı. 1910da İran Demokrat Partisinin kurucuları arasında yer aldı ve partinin merkez komitesine seçildi. Bir yandan Îrân-ı Nev'de (1909) Rus hükümetini eleştiren makaleler yazarken diğer yandan Bakü'deki Terakkî gazetesine İran Mektupları adıyla seri yazılar gönderdi. Onun bu iki gazetede çıkan yazıları İran meşrutiyet hareketinin önemli kaynakları arasındadır.

İran'da emperyalizme karşı açılan meşrutiyet cephesinin ilk hedeflerinden biri Rusya idi. Bu sebeple çok geçmeden Rusya'nın askerî müdahalesiyle İran meşrutiyet hareketi kanlı bir şekilde bastırıldı ve Resulzâde Rus hükümetinin isteği üzerine sınır dışı edildi (Mayıs 1911). Tahran'daki mücadele arkadaşı Seyit Hasan Tağızâde ile birlikte İstanbul'a giden Resulzâde burada yine kendisi gibi Azerbaycan'dan ayrılmak zorunda kalan Ağaoğlu Ahmet ve Hüseyinzâde Ali Beyle buluştu. Kazan Türklerinden Yusuf Akçura ile, başta Ziya Gökalp olmak üzere İttihat ve Terakkî Cemiyetinin ileri gelen temsilcileriyle tanıştı. Türk ocaklarının çalışmalarına katıldı. Bu çevrede tanıdığı bazı aydınlar ve özellikle Ziya Gökalp, Resulzâde'yi bir hayli etkiledi. Türk Yurdunda ve Sırât-ı Müstakim'de İran ve İran Türkleri hakkında yazılar yazdı. 1913'te Romanov hanedanının 300. yılı dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak Bakü'ye döndü. Müsavat Partisi'nin başına geçerek siyasî faaliyetlerine devam etti. Ekim 1914'ten itibaren dönemin en etkin gazetelerinden biri olan İkbal'de yönetici ve başyazar olarak çalıştı. Ertesi yıl Müsavat Partisinin yayın organı Açıksöz gazetesini (1915-1918) kurarak başyazarlığını yaptı. Türkleşmek, İslâmlaşmak, muasırlaşmak ülküsünü savunan bu gazetede Rusya Türklerinin kendi mukadderatını kendilerinin belirlemesi gerektiği üzerinde durdu.

Resulzâde, 1914-1915'te I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu'da bir kısmı Azerbaycan, Kafkasya içlerine kaçmak zorunda kalan, Ermeni baskın ve katliamlarına uğrayan Osmanlı tebaası Türklere yardım kampanyasını örgütleyenlerden biri oldu; bu yolda hizmet gören Azerbaycan Cemiyyet-i Hayriyyesi'nin faaliyetlerini destekledi; 1917'de Kardaş Kömeği adlı bir mecmua çıkararak gelirini bu kampanya için harcadı. 1914-1916 yıllarında Dirilikte kendi milliyetçilik anlayışını açıklamaya devam etti. 1917 Nisan ayında Bakü'de toplanan Kafkasya müslümanları kurultayında onun Rusya'nın federal bir yapıya kavuşturulması gerektiği yolundaki teklifi benimsendi. 1-11 Mayıs 1917'de Moskova'daki Bütün Rusya Müslümanları Şûrası2nda her halk için toprağa dayalı muhtariyet teklifi kabul edildi. Bu dönemde yayımladığı kitapçıklarla görüşlerini bütün Rusya müslümanlarına ulaştırdı. Moskova kurultayında yaptığı konuşma Ahmet Salikov'un konuşmasıyla birlikte basıldı. Ancak millî istiklâl yolundaki faaliyetleri ve yazıları sebebiyle hapse atıldı, 1917 Bolşevik İhtilâli'nin patlak vermesiyle hapisten kurtuldu. Gaspıralı İsmail Beyin damadı Nesibbey Yusufbeyli'nin 1917'de Gence'de kurduğu Türk Adem-i Merkeziyet Partisi'nin Müsavat Partisi ile birleşerek Türk Adem-i Merkeziyet Partisi Müsavat adını almasının ardından gerçekleştirilen kurultayda başkanlığa getirildi. 1917'nin sonbaharında Rusya'da yapılan milletvekili seçimlerinde hem Azerbaycan'dan hem Türkistan'dan Rus parlamentosuna seçildi.

1917 Bolşevik İhtilâli'nden sonra Tiflis'te Türkler, Gürcüler ve Ermenilerin katılımıyla Kafkasyanın idaresini eline alan milletvekillerinin kurduğu hükümetin dağılması üzerine Azerbaycan temsilcileri Azerbaycan Millî Şûrası'nı oluşturdular. Şûra başkanlığına Resulzâde getirildi. Azerbaycan Millî Şûrası 28 Mayıs 1918 de Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilân etti ve Resulzâde devlet başkanlığına seçildi. Bakü işgal altında olduğundan Gence devlet merkezi ilân edildi. Haziran 1918 de Orta Avrupa devletlerinin katılımıyla Kafkasya meselelerinin görüşüleceği düşünülen konferansta Azerbaycan'ı temsil etmek üzere İstanbul'a giden Resulzâde, burada yabancı devletlerin ileri gelenleriyle temas kurarak Bakü'nün işgalden kurtarılması için teşebbüslerde bulundu, ancak bir sonuç alamadı. O sırada Bakü üzerine ilerlemekte olan Türk ordusu ve Azerbaycan gönüllüleri 15 Eylül 1918'de şehri işgalcilerden kurtarınca hükümet merkezi Bakü'ye taşındı. Resulzâde, Azerbaycan'a dönerek devlet başkanlığı görevine devam etti. 1919 da Müsavat Partisinin ikinci kongresinde yeniden parti başkanlığına seçildi. Ancak Bolşeviklerin 27 Nisan 1920 tarihinde Azerbaycan da idareyi ele geçirmesi üzerine Abbaskulu Kâzımzâde ile birlikte yakalanarak Bakü'ye getirildi ve hapse atıldı. O sırada Bakü'ye gelen Stalinin yardımıyla hapisten kurtulan Resulzâde, Stalin tarafından Moskova'ya götürüldü (1921). Stalin kendisine defalarca resmî görev teklif ettiyse de o Bolşeviklerle iş birliği anlamına gelebilecek her türlü faaliyetten uzak durdu; sadece Moskova Şarkiyat Enstitüsünde Türkçe ve Farsça dersleri vermeyi kabul etti.

Bakü de yer altı faaliyetlerini sürdüren Müsavat Partisi'nin kararı uyarınca Resulzâde ilmî araştırmalar yapma bahanesiyle 1922 yılı başlarında Petersburga gitti, buradan kaçtığı Finlandiya da bir ay kaldıktan sonra Fransa'ya gidip oradan 1922 yazında İstanbula geldi. Ertesi yıl çıkarmaya başladığı, Kasım 1927'ye kadar doksan dört sayı neşredilen Yeni Kafkasya dergisinde Azerbaycan Türkleri ile çarlık yönetimi altındaki Türklerin problemlerini dile getirdi, İran ve Sovyet hükümetlerini hedef alan sert yazılar yazdı. Yeni Kafkasya 1 Ekim 1927 tarihinde Sovyetlerin baskısıyla kapatıldı. İstanbul'da yayımlanan bazı gazetelerde Sovyetler Birliği ve İran aleyhine makaleler yazmaya devam edince yine Sovyetlerin baskıları sonucu 1928 de İstanbul'dan ayrılmak zorunda kaldı. Avrupaya geçerek çeşitli ülkelerde Azerbaycan davasını dünyaya açıklamaya devam etti. Rusya'nın hâkimiyeti altındaki milletlere mensup göçmenlerin oluşturduğu Prometeus adlı cemiyetin Paristeki yayın organı Prometede (1929-1939) ve Kafkaz (1932-1938) dergisinde makaleler yazdı. Berlin de onun yönetiminde çıkan İstiklâl (1932-1934) ve Kurtuluş (1934-1938) gazetelerinde, ayrıca Müsâvat Bülteni'nde birçok yazısı neşredildi, 1934'te Brüksel'de Millî Gürcistan ve Kuzey Kafkasya devlet başkanları ile Kafkasya Konfederasyonunu kurdu. Bu dönemde Resulzâde ile bazı Azerbaycan temsilcileri arasında liderlik konusunda anlaşmazlık ortaya çıktı; Genceli Şefi Bey Rüstembeyli ile Halil Hasmemmedli, Resulzâde'ye karşı tavır aldılar. Ancak muhaceretteki Müsâvatçıların ekseriyeti Resulzâdeyi tercih edince diğerleri partiden ihraç edildi.

Resulzâde, değişen siyasî şartlar sebebiyle muhaceretteki Müsavat Partisi mensuplarını 1936'da Polonya'da toplantıya çağırdı. Bu toplantıda partinin yeni programı kabul edildi ve Müsavat Partisi Yeni Program Esasları adıyla yayımlandı (Varşova 1936). Polonya'nın Ruslar tarafından işgali üzerine Berlin'e giden Resulzâde, burada arkadaşlarıyla birlikte Azerbaycan'ın geleceği üzerinde Almanlarla yapılan görüşmelere katıldı. Nazilerin Azerbaycan'ın haklarını tanıma ve istiklâlini temin etme niyetinde olmadığını görerek 1942 sonbaharında Almanya'dan ayrıldı. Alman siyaseti hakkındaki olumsuz düşüncelerini 5 Ağustos 1943 tarihinde bir muhtıra ile açıklayarak Bükreş'e döndü. Burada kendisine Türkiye büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver yardımcı oldu. 1944'te Bolşeviklerin Bükreş'e de girmesi üzerine İsviçre'ye gitmek istedi, ancak vize alamadı. 1944 Ekim ayında Almanyaya sığınmak zorunda kaldı. 1947 Eylülünde Türkiyeye gelerek Ankara'ya yerleşti. Önce Millî Eğitim Bakanlığı Yayım Müdürlüğünde, daha sonra Millî Kütüphanede memur olarak çalıştı. 1949 da Ankara da kurulan Azerbaycan Kültür Derneğinin fahrî başkanlığına getirildi. Dernek, 1 Nisan 1952 tarihinde günümüzde de yayımlanmakta olan Azerbaycan adlı dergiyi çıkarmaya başladı. Bu dergide ve daha başka yayın organlarında birçok makalesi yayımlanan Resulzâde 6 Mart 1955 te vefat etti ve Asri Mezarlığa defnedildi.

Sadece Azerbaycan Türklerinin değil bütün Türk dünyasının önde gelen fikir ve siyaset adamları arasında yer alan Resulzâde'nin Azerbaycan'ın çarlık Rusyası ve Sovyet dönemi tarihine dair objektif değerlendirmeleri ve yorumları, Sovyetler Birliği'nin yıkılması ve Azerbaycan'daki katı ideolojik tavrın yok olmasıyla bir hayli değer kazanmıştır. Bugün Azerbaycan tarihi, dili ve edebiyatı hakkında yapılan yeni çalışmalarda Resulzâde'nin fikirlerine yeniden dönüldüğü ve onların ışığında değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Hayatının birçok safhası gibi çeşitli dillerde yazılmış eserleri ve makaleleri ciddi araştırmaları beklemektedir. Nitekim yakın dönemde Türkiye de ve Azerbaycan da hakkında araştırmalar gerçekleştirilmiş, eserleri yeniden yayımlanmaya başlanmıştır.

Mehmed Emin Resulzâde'nin şahsî evrakının bir kısmı İzmir'de Fikret Türkmen ve Yavuz Akpınar'ın, bir kısmı da Ankara da Yücel Hacaloğlu'nun elinde bulunmaktadır; Hacaloğlu elindeki evrakı yayımlanması için Yavuz Akpınar'a vermiştir. Sebahattin Şimşir'in, Mehmet Emin Resulzâde'nin Türkiyedeki Hayatı, Faaliyetleri ve Düşünceleri adlı eserinin sonunda (Ankara 1995) Fikret Türkmen de bulunan evrak hakkında bilgi mevcuttur. Yavuz Akpınar da M. E. Resulzâde'nin Arşivi ve Elyazma Eserleri adlı yazısında (Akademik Araştırmalar Dergisi, sy. 1 [İstanbul 1999], s. 67-73) kendisinde bulunan malzemenin listesini vermiştir. Yücel Hacaloğlu'ndaki evrakın bir kısmının Resulzâde'nin Türk Ansiklopedisi'ne yazdığı Azerbaycanla ilgili maddelerin el yazısı nüshaları olduğu görülmektedir.

Başlıca eserleri şunlardır: Azerbaycan Cumhuriyeti: Keyfiyet-i Teşekkülü ve Şimdiki Vaziyeti (İstanbul 1922; nşr. Yavuz Akpınar v.dğr., İstanbul 1990); Das Problem Aserbeidschan (Berlin 1937; trc. Sebahattin Şimşir - Perihan Mete, Azerbaycan Problemi, Ankara 1996); İstiklâl Uğrunda Mücadele (Lehçe, Varşova 1938); Azerbaycan (İslâm-Türk Ansiklopedisi, İstanbul 1942); Millî Tesanüd (Ankara 1978); Asrımızın Siyavuşu (haz. Arasoğlu, Ankara 1989); Azerbaycan Cumhuriyeti (nşr. Asif Rüstemov, Bakü 1990); Azerbaycan Şairi Nizami (2. bs., İstanbul 1991); Stalinle İhtilâl Hatireleri (haz. Nesib Nesibzade, Bakı 1991; aynı eser Bir Türk Milliyetçisinin Stalinle İhtilâl Hatıraları adıyla, nşr. Sebahattin Şimşir, İstanbul 1997); Mehemmed Emin Resulzâde: Eserleri, 1 1903-1909 (nşr. Prof. Şir-memmed Hüseynov, Bakü 1992); Mehemmed Emin Resulzâde: Eserleri, 11 1909-1914 (nşr. Prof. Şirmemmed Hüseynov, Bakü 2001); Kafkasya Türkleri (nşr. Yavuz Akpmar v.dğr, İstanbul 1993 [Türk Yılı 1928 deki yazıları)); İran Türkleri (nşr. Yavuz Akpmar, İ. M. Yıldırım, S. Çağın, İstanbul 1993 [19.12 de Türk Yurdu ve Sırât-ı Müstakimde çıkan yazıları]); Mehmed Emin Resulzâde nin Meclis-i Mebûsan Konuşmaları (1918-1920) (nşr. Sebahattin Şimşir, İstanbul 2003, Resulzâdenin Azerbaycan meclisinde yaptığı konuşmaları içerir); Rusya'da Siyasi Vaziyet (2. bs., İstanbul 2005).

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi 35. Cilt S.2'den alınmıştır.

Benzer İçerikler

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi