TÜRK BİRLİĞİ KURMAK İSTİYORSAK İNSANLARIMIZ TÜRKİSTAN’I MUTLAKA GÖRMELİ

TÜRK BİRLİĞİ KURMAK İSTİYORSAK İNSANLARIMIZ TÜRKİSTAN’I MUTLAKA GÖRMELİ Türk Ocakları Eskişehir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’la, Eskişehir’in Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak belirlenmesi, yapılan faaliyetler, yansımaları ve gelecek projeler üzerine söyleştik.
Söyleşi: Dr. Fahri Atasoy
-Değerli Hocam, Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak görevini tamamladı veya bazı etkinliklerle bugünlerde tamamlayacak. Siz Türk Ocakları Eskişehir Şubesi Başkanı olarak bu süreç içinde yer aldınız ve yakından takip ettiniz. Sürecin başından itibaren bir değerlendirmesini yapacak olursak neler söylemek istersiniz?
-Eskişehir 2012 yılında Astana’dan sonra Türk dünyasının 2. Kültür Başkenti olarak kabul edildi. Fakat buraya gelmeden önce neler yaşandı, nasıl gelindi bugünlere bir bakmak lazım. 1990’lı yıllarda Sovyetlerin dağılmasıyla beraber Türk cumhuriyetleri ortaya çıktı. Ama Türkiye ne zihnî olarak nede fikrî olarak hazırlıklıydı. Olayı tam manasıyla algılayamadı, ne yapacağını da bilmiyordu. O zamanki yöneticiler de belki samimi idiler ama ortaya fazla bir şey konamadı. Ciddi bir tefekkür, proje ve plan yoktu. Biz birçok konuda romantik hislere sahibiz, ama rasyonel bir şekilde meseleye bakamıyoruz ve içini dolduramıyoruz. O dönemde bu net bir şekilde ortaya çıktı, Türkiye buna rağmen iyi bir şey yaptı. Bu Cumhuriyetleri tanıyan ilk devlet oldu. Bunların bayrakları burada yapıldı ve Türkiye’den bu bayraklar gönderildi. Bu tavır, aramızda muhabbet bağının kurulmasına büyük bir katkı sağladı. Arkasından yine çok iyi ama hazırlıksız biçimde her cumhuriyetten 2.000 kişi olmak üzere 12.000 öğrenci Türkiye’ye getirildi. Büyük Öğrenci Projesi adı altında Türk dünyasından getirilen bu öğrenciler, hiçbir hazırlık yapılmadan okutulmaya başlandı.
-Bu girişimleri Türk dünyasının birliğini sağlama yolunda atılmış adımlar ve çabalar olarak görüyoruz, değil mi Hocam?
-Tabii tabii… Hem de çok önemli çabalar bunlar. 500-600 senedir birbirimizle kopmuş durumdayız, Doğu Türklüğü ile Batı Türklüğü. Bu bayrakların yapılması, ilk tanınma, öğrencilerin getirilmesi çok çok önemliydi. Bu işi düşünenler fevkalade isabetli düşünmüşlerdi. Ama tam manasıyla, kemaliyle bir hazırlık yapmamışlardı. Bu çocukları getiriyoruz ama niçin getiriyoruz? Bunlar için çok masraf yapıyoruz ama sonunda ne elde etmek istiyoruz? Hasılası ne olacak? Bütün bu soruların cevabını oluşturacak hiçbir hazırlık yoktu. Bu çocukları getirdik, yurtlara yerleştirdik, burs da veriyoruz, TÖMER’lerde Türkçe eğitime de aldık ama bunlarla ilgi ne yapacağız ve sonunda neyi hedefliyoruz, belli değildi. Hâlbuki şuydu mesele? Bu çocuklar ilk defa bizim aracılığımızla yeni bir dünya tanıyacaklardı. Bu dünyanın gelişmişliği, farklılığı, demokrasi kültürü tanınacaktı. Bunlar ilk nesil olacak. Burada aldıkları eğitim sonrasında iyi yetişmiş olacaklar,ülkelerine dönecekler ve oranın yöneticileri olacaklardı. Bunlar pek fazla düşünülmedi. Zihnî bir hazırlık, zihnî bir tefekkür yapılamadı, iş oluruna bırakıldı. Buna rağmen elbette ki iyiydi. Hâlbuki iyi bir yatırımcı gözüyle bakabilseydik ve biz bunlardan Türklük adına ne elde etmek istiyoruz diye bakabilseydik mutlaka daha başka olurdu. Maalesef bu tür işlerimiz tanzim edilerek değil, tesadüflerle oluyor ve göç yolda düzülmeye devam ediyor.
-Peki, bu konuyla ilgili tanzim edilerek yapılan işlerimiz yok mu? 
-Bu alanda tanzim edilerek yapılan işlerden bir tanesi Türk Devlet Başkanları Zirve Toplantıları oldu. Şu anda ismi Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi olarak kullanılıyor. Bu Zirve, 1992 yılından bu yana yapılıyor. Şimdiye kadar 10 zirve yapıldı. En son 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da yapılan zirvede Türk Konseyi kurulmasıyla ilgili bir karar alındı. Bu toplantı Nahçıvan Anlaşması olarak da adlandırıldı. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün teklifiyle bu, 3 Ekim Türk Günü olarak da kabul edildi. Her 3 Ekim’de Türk dünyasının birliği ve bütünlüğü için faaliyetler yapılıyor. Biz, Türk Ocakları olarak her yıl bu tarihte sempozyumlar yaparak kutlama yapmaya başladık. Bunu hem Türkiye’de hem de Türk dünyasında birlik bayram günü olarak yerleştirmemiz lazım. Diğer Türk devletleri de buna katılmalı. Nahçıvan Toplantısı’nda alınan karar uyarınca Türk Konseyi, diğer adıyla Türk Keneşi kurulmasına karar verildi. 16 Eylül 2010 tarihinde İstanbul’da yapılan zirvede Türk Keneşi’nin kuruluşu tamamlandı. Genel Sekreterliğine büyükelçi Halil Akıncı getirildi. Türk Keneşi’nin şu sıralarda 4. Zirve Toplantısı, Türkiye’de (Bodrum) yapılıyor. Henüz bütün Türk devletleri katılım sağlamadılar ama son zirveye Türkmenistan Devlet Başkanı da geldi. İnşallah yakın zamanda Özbekistan ile birlikte katılım tamamlanır. Bu yapının ortaya çıkmasında Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in büyük emeği var. Öncelikle teklif ondan geldi. 
-Türk Konseyi kuruldu ve ardından Türk Dünyası Kültür Başkenti uygulaması başladı. Bu uygulama da Türk Konseyi ile mi ilgili?
-Türk Keneşi,Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi ile üst düzeyde bir karar mekanizması çalıştırıyor. Artık Türk dünyası ile ilgili yapılacak olan bütün işler burada karara bağlanıyor ve uygulanıyor. Konsey’e üye dört devletin başkanlarının katıldığı zirvede bu kararlar alınıyor. Önceden bu çalışmaların hazırlıkları yapılıyor. Türk Keneşi’nin alt birimleri var. Teklifler buralarda olgunlaştırılarak yapılıyor. Kültür Başkenti uygulama fikri TÜRKSOY tarafından öneriliyor. İlk şehir olarak Astana seçiliyor. Almatı’da yapılan toplantıda 2. Başkent olarak Eskişehir teklif ediliyor ve böylece Eskişehir, 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak kabul ediliyor. Eskişehir, Kasım 2012 tarihinden itibaren Astana’dan kültür başkenti bayrağını devralmış oldu. Bu projenin sahibi Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı ve Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna Bey’e, şükranlarımı sunuyorum.
-Eskişehir’in kültür başkentliği 2013 yılı itibarıyla başladı ve etkinliklerin bir kısmı bugünlere kadar devam etti. Bu süreci bir bütün olarak değerlendirmenizi istersek neler söylersiniz?
-Oraya gelmeden önce süreçle ilgili bazı konuları paylaşmak isterim. 30 Kasım 2012’de Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti sıfatını Astana’dan devraldı. Ondan önce 3 Mayıs 2012 tarihinde 6303 sayılı kanun çıktı. Bu Kanun ile kültür başkenti faaliyetlerini yürütecek bir ajans kuruldu. Kanunun alt maddeleri var. Yapılacak işler tanımlanıyor. Birinci maddesinde “Eskişehir’i 2013 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak hazırlamak, bu amaçla 2013 yılında yapılacak etkinlikleri planlamak ve yönetmek, kamu ve sivil kurum ve kuruluşların yapacakları çalışmalarda koordinasyonu sağlamak üzere, bu Kanun’da yer alan düzenlemeler dışında özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz ve merkezi Eskişehir’de olan Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı (Ajans) kurulmuştur.” hükmü yer alıyor. Bu Kanun, yapılacak işlerin yürütülmesi konusunda hem Hükümet hem de Ajans için bağlayıcı bir hüküm getiriyor. Buna göre Eskişehir’de 2013 yılında, Türk Dünyası Kültür Başkenti anlayışına uygun faaliyetler yapılacak, kalıcı eserler üretilecekti. Bunun için hepimiz seferber olduk. İlk iş olarak Atatürk Stadyumu’nda muhteşem bir açılış yapıldı. Başbakan dâhil yüksek düzeyde katılım oldu. Çok güzel bir koreografi ve organizasyon ile açılış etkileyici idi. İşin başında, o dönemki Vali Kadir Koçdemir vardı. Kanun’a göre Vali aynı zamanda Ajans’ın başkanı idi. Bu işin hazırlık safhasında Kanun’un hazırlanmasından Ajans’ın kurgulanmasına kadar birçok ayrıntılı işi Vali Koçdemir yaptı. Vali Kadir Koçdemir bu işe gönül vermiş bir yönetici ve aynı zamanda bilim adamı olarak kendisini ortaya koydu. Aynı zamanda Eskişehir’de bu işin tarafı olabilecek kurum ve kuruluşları da devreye sokmaya çalıştı. Eskişehir’de Türk Dünyası Kültür Başkenti kapsamında neler yapabiliriz arayışı doğrultusunda Türk Ocakları dâhil birçok kuruluşun görüşünü aldı. Bunları resmî yazıyla da yaptı. Neler yaparsak etkili ve kalıcı olur düşüncesiyle hepimiz katkı sağlamaya çalıştık. Biz bir aylık çok ciddi çalışmayla yapılması gerekenlerin bir tasarımını çıkarttık. Şubeden üyelerimiz ve yönetim kurulundaki arkadaşlarımızın yanı sıra konuyla ilgili olduğunu düşündüğümüz bilim adamlarını Eskişehir’e davet ederek kapsamlı bir çalışma yaptık. Yapılması gerekenlerle ilgili 47 maddelik bir rapor hazırladık. Kapsamlı bir çalışma ortaya çıktı. Bu ciddi emek mahsulü çalışmayı Türk Ocakları Eskişehir Şubesi olarak Sayın Vali’ye takdim ettik. Bu tekliflerimizin uygulanması hâlinde,Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak layıkıyla işler yapmış olur, diyerek kendisine ifade ettik. 
-Peki, Hocam süreç nasıl ilerledi? Sizin teklifinizin akıbeti ne oldu? 
-Böyle projelerin başarılı olmasında iki ayak çok önemli. Biri enformasyon ayağı, diğeri organizasyon ayağı. Bunlar aksarsa işler de aksar. Öncelikle Eskişehir’de, bu, Türk Dünyası Kültür Başkenti ile ilgili bir algı oluşturmak gerekliydi. Astana ilk tecrübeydi ve ehemmiyeti anlaşılamadı. Dolayısıyla bu algıyı oluşturmak önemliydi. Bu algıyı oluşturmak üzere neler yapmak lazımdı? Neler yapılırsa bu algı oluşurdu? İşin bu ayağı çok önemliydi. Olanı takdim etmek ve herkesin bu olup bitenlerin farkına varmasını sağlamak, bizim işimizi kolaylaştırır. Bu algı oluştuktan sonra söyleyeceklerimiz, yerine daha kolay ulaşır. Yapılan faaliyetlere ilgi daha da artar ve anlamlı olur. Zihinleri hazırlamamışsak eğer o zihinlere bir şey söyleyemeyiz. Hata burada oldu. O algıyı kemaliyle oluşturamadık. Çok muhteşem etkinlikler yapıldı, ama yerine ulaştı mı veya beklenen faydayı sağladı mı, emin değilim. 
Organizasyon ayağında da dikkat edilmesi gerek bazı hususlar vardı. Mesela İstanbul örneğinde olduğu gibi piyasada konuyla ilgisi olmasa da profesyonelleşmiş projecilerin istilası yaşanabilir. Burada ilgili ilgisiz proje sağanağı olabilir ve bunun altında kalınır. Hakiki olması gerekenler yapılamayabilir. Bu büyük bir riskti.Önceden bununla ilgili hazırlıklar yapılmalıydı. Bu işler sadece Vali Beylerin iyi niyeti ve hassasiyeti ile çözülemeyecek bir boyuttaydı. Biz program başladığında görev yapan Sayın Koçdemir’in de mevcut Valimiz Sayın Güngör Azim Tuna’nın da bu işe gönülden sahip çıktıklarını biliyoruz. Ama Ajans’ta görev alacak kadronun bu konuda birikimli ve hazır olması çok önemliydi. Süre kısaydı ve burada görev alan ekibin konuya hazırlığı yoksa öğrenmeye vakitleri yoktu. Türk dünyasını bilmezseniz, bu konuda şimdiye kadar yapılanlardan haberdar değilseniz bu kısa sürede başarılı olmanız zordur. Bundan dolayı kadro oluşturabilmek için muhtelif denemeler yapıldı. Zaten kısa sürecek bir süreci yönetmek için değişiklikler yapılmak zorunda kalındı. Bu aksaklıklar olmasaydı daha başarılı bir süreç yürütülebilirdi. Organizasyonda bir başka aksama ödenek çıkmasında yaşandı. Mayıs ayında Kanun çıktı ama mart ayına kadar hiçbir şey yapılamadı. Böyle olunca işi yürütecek insanların da yapabileceği bir şey olmaz. Bütçede öngörülen aktarma işleri olmayınca sistemli bir şeklide çalışmaları sürdürme imkânı olmadı. Bu arada zaman hızla ilerliyor. Projesi olanların talepleri yoğunlaşıyor. Devamlı projeler geliyor. Sağanak hâlinde yığılma yaşanıyordu. Bu arada Vali değişimi yaşandı. Kadir KoçdemirBey gitti, Güngör Azim Tuna Bey görevi üstlendi. Geldiği zaman kendisiyle görüştük. Son derece samimi bir insan ve iyi bir yönetici. Güzel şeyler düşünen ve başarılı olması gerektiğine inanan birisi. Bir şeyler yapmaya hemen girişti. Konuyu anlayabilmesi ve iyi yönetebilmesi için yeterli zamanı yoktu. Âdeta kucağında pimi çekilmiş bir bomba buldu. Ya başarılı olacak ya başarılı olacak. Başka çaresi yoktu. Göreve başladıktan sonra Türk Ocakları olarak bizi de davet etti. Biz de daha önce yaptığımız çalışmayı Sayın Vali’nin kurduğu ekibe verdik. Ama Eskişehir’de olması gereken algı, tam manasıyla yaratılamadı. Bu bir eksiklik olarak görülebilir. 
-Yapılan faaliyetleri nasıl buluyorsunuz? Göz doldurucu faaliyetler oldu mu?
-Muhteşem faaliyetler oldu. Türkiye’nin şimdiye kadar yapması gerektiği hâlde yapamadığı faaliyetlerin birçoğu bu vesileyle yapıldı. Bu faaliyetlerin sonucunda belki Eskişehir ve Türkiye’de benim beklediğim oranda algı yaratılamadı ama Türk dünyasında bu yaratıldı. Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti’ndenTürk dünyasının pek çok köşesinin haberi oldu. Türk dünyasının muhtelif yerlerinden sanatçılar, bilim adamları ve yazarların birçoğu bu vesileyle buraya geldiler. TÜRKSOY bu konuda çok aktif çalışmalar yürüttü. Türk dünyasının bir buluşma merkezi oldu. Sanatçılar, yazarlar, bilim adamları buradaki faaliyetlere aktif olarak katıldılar. O dünyalarda bunun çok ciddi manada yansımaları olduğunu düşünüyorum. Fakat beni üzen, Eskişehir içinde yeterince yansımasının olmaması oldu. Bunu başaramadık. İnsanların ilgisi yeterince çekilemedi. Daha önce de söylediğim gibi zaman dardı ve yürütme ekibi iyi niyetli de olsa bu işe hazır değildi. Bunun bazı handikapları oldu. Bunun fark edilmesi sonucu dışarıdan bir ajans ile anlaşma yapıldı ve bu enformasyon konusundaki eksiklikler giderilmeye çalışıldı. Yapılan faaliyetlerin istenen etkiyi sağlaması konusundaki eksiklik bizi rahatsız etti. Bizim belki de beklentimizin yüksekliğinden kaynaklandı. Çünkü işin başında büyük bir heyecan ve şevkle çalışmaları başlatmıştık. Zaten bizim hazırladığımız 47 maddelik yapılması gerekenler taslağı, büyük oranda gerçekleştirilmiş oldu. Bu tabii ki bizim için mutluluk verici.Mesela şimdi “mangala” yapılacak. Bunu biz teklif etmiştik ve Arslan Küçükyıldız arkadaşımızla üzerinde çalışmıştık. Benzeri şekilde bizim teklif ettiğimiz birçok uygulama yapılıyor gibi oldu, ama içerikleriyle ilgili bizimle paylaşım olmadığı için beklenen nitelikte olmadığını düşünüyorum. Mesela Bilgeler Zirvesi’ni biz farklı bir mantıkla önermiştik. Şimdi Bilgeler Zirvesi yapıldı ama bizim kastettiğimiz şeyler olmadı. Biz dünyada yaşayan bilge liderleri bir araya getirmeyi düşünmüştük. Maksadımız Kırım’dan Mustafa Cemil Kırımoğlu, Azerbaycan’dan Anar, Kazakistan’dan Muhtar Şahanov ve Türkiye’denNuri Gürgür gibi isimleri bir araya getiripTürklüğün geleceği konusunda, 2-3 gün boyunca bu bilgeleri konuşturmaktı.
-Buradan çıkartılacak dersler ile ilgili bir sorum olacaktı ama sizin anlattıklarınız buna karşılık geldi zaten. Son olarak Türk dünyasında birlik inşası için yapılması gerekenler konusunda neler söylemek istersiniz?
-Biraz önce bahsettiğim Bilgeler Zirvesi mutlaka yapılmalı ve gelenek hâline getirilmeli. Türk dünyasının yaşayan bilgeleri, aksakalları bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunmalı, birlikte düşünmeli ve müzakerelerde bulunmalıdır. İkinci olarak bu kültür başkenti geleneğini güçlendirmek için ilan edilen şehirde devlet başkanları zirveleri de yapılmalı. Mesela 2013 yılı zirvesi Azerbaycan’ın Gebele şehrinde yapıldı ama Eskişehir’de yapılması daha etkileyici olurdu. Bundan sonraki Türk dünyası kültür başkentleri bu toplantılar için düşünülmelidir. Üçüncüsü Anayurttan Atayurda Gönüller Köprüsü projesinin hayata geçirilmesini önemli buluyorum. Biz, 10-15. yüzyıllarda Türkistan’da ortaya çıkan Türk Rönesansı’nıBatı Türklüğü olarak pek bilmiyoruz. Oralarla ilişkilerimiz maalesef kopmuş, bir dönem. O zaman yeniden bağ kurmak lazım. Gönül köprülerini kurmamız lazım. Burada dünyayı etkilemiş büyük filozoflar ve âlimler çıkmış. Din büyükleri çıkmış. Bunları bizim, dünyamıza tanıtmamız lazım. Bu “gönül köprüleri” projesini mutlaka yapmamız gerekli. Bu bölgeye kültür turları düzenlenmeli. Bunun için çok yönlü seferberlik düzenlenmeli ve destekler bulunmalı. O dünyaya bizim insanlarımızın mutlaka gitmeleri lazım. O coğrafyayı ve orada üretilen kültürü tanımadan Türk birliği kurmaya çalışmak havada kalır. Esasen biz bunu çok önemli görerek, bu projeyi bütün Türkiye’de algı oluşturmak için “Anayurt’tan Atayurt’aGönüller Köprüsü Kuruyoruz” diye teklif etmiştik. Bunun küçük bir ayağı yapılabildi. Damlalar derelere, dereler ırmaklara, ırmaklar Türklük ulu denizine doğru akıyor. Gelecek zamanın göreceği gerçeğin bu olacağına bütün kalbimle inanıyorum.Bütün bu çalışmalar buna vesiledir. Başkentlik faaliyetlerinin başından sonuna kadar vazife alan, emeği geçen isimli isimsiz bütün kahramanları ve iki sayın valiyi kutluyorum.
-Değerli Hocam, Türklük ve Türk dünyası için heyecanınız bize de güç veriyor. Bu heyecanınız hiç eksilmesin. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Benzer İçerikler

Perşembe Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi