AHLAT 13.YÜZYILDA 300.000 NÜFÜSLU BİR ŞEHİRDİR VE DÜNYANIN EN BÜYÜK 3. TARİHİ MEZARLIĞINA SAHİPTİR.

Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nakış KARAMAĞARALI’nın “Anadolu’da Türk Mührü: AHLAT” konulu sohbetinde özetle;

Ahlat’ın geçmişi tarih öncesi dönemlere uzanmakla birlikte, bilhassa Ortaçağ’da sahip olduğu büyüklük ve önem dikkat çekicidir. 13. yy. da 11.5 km. uzunluğunda, 4,5 km. genişliğinde bir kent olan Ahlat’ın sadece Selçuklu (Meydanlık) Mezarlığı 250.000 m2 büyüklüğe sahiptir. Tarihi kaynaklardan elde edilen bilgiler, ticaret, ilim ve kültür hayatına dair bilinenler, ödenen vergiler, kazılarla ortaya çıkan yapılar, kazı buluntularının zenginliği ve mezarlıklar da dikkate alındığında Ahlat’ın o dönemdeki nüfusunun 300.000 i geçtiği anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra Eski Ahlat Şehri, gerek kazı alanları, gerekse şehrin içindeki ve etrafındaki kaya yerleşimleri ile birlikte düşünüldüğünde Türkiye’deki en büyük iki şehir kazısından da biridir. Eski Ahlat Şehri kazıları 1966 yılındaki yüzey araştırmasının ardından 1967 yılında Prof. Dr. Haluk Karamağaralı tarafından başlatılmış; 1991 yılına kadar devam etmiştir. Uzun bir aradan sonra 2006 yılında tekrar başlatılan kazılar 2010 yılına kadar Prof. Dr. Nakış Karamağaralı başkanlığında devam ettirilmiştir.

Ahlat Ortaçağ’ın “Kubbetü’l İslam” unvanlı üç büyük kentinden biridir. Bu unvan dönemin büyük ilim, kültür ve ticaret merkezlerine verilen önemli bir unvandır. Diğer taraftan Ahlat, Malazgirt Savaşı sırasında Alparslan’ın ordularını konuşlandırarak üs olarak kullandığı yer olması dolayısıyla ayrı bir öneme sahiptir. Türklerin Anadolu’daki varlığı kesin olarak M.Ö. 3.yy. a Hunlara kadar gitmekte, bu tarih bazı bilim insanlarınca çeşitli verilere dayanılarak M.Ö. 7. yy. a kadar götürülmektedir. 1071 den itibaren ise bir Türk –İslam devleti olan Anadolu Selçuklu Devleti’nin Anadolu’ya hakimiyetinde Ahlat Anadolu’nun giriş kapısı olmuştur.

Dünyanın en büyük 3 tarihi mezarlığından biri, İslam dünyasının ise en büyük tarihi mezarlığı Ahlat’taki Selçuklu Mezarlığıdır. Buradaki mezartaşları gerek 3,75m. lik boyları, gerek işçilikleri, gerekse içerdikleri bilgiler bakımından anıt karakterindedirler ve Türk sanatı ve tarihinin 1000 yıllık belgeleridirler. Ahlat Selçuklu Mezarlığı ilk kez Prof. Dr. Beyhan Karamağaralı tarafından okunup, derinlemesine incelenip bir kitapla dünyaya tanıtılmıştır. Buradaki mezartaşlarından elde edilen bilgilere dayanarak bunların kimlere ait oldukları, ölen kişiye ait bilgiler, taşı işleyen sanatkarın adı, usta-kalfa silsilesi veya unvan-rütbe düzeni, güçlü bir ahi teşkilatının varlığı ve Ahlat’ın o dönemdeki sosyal, ilmi ve kültürel hayatı gibi pek çok konuda bilgi sahibi oluyoruz. Ayrıca Anadolu Selçuklularının çok önemli ve ünik eserlerinin Ahlatlı mimarlara ait olduğunu ve o dönemde bu kadar çok sanatkâr ve mimar yetiştiren başka bir belde tanımadığımızı da belirtmek gerekir. Ahlat mezartaşları gerek boyları, gerek başta ejder olmak üzere taşıdıkları motifler açısından Göktürk anıtlarının Anadolu’daki yansımalarıdır ve Türklerin İslamiyet öncesi inançlarından unsurlar barındırırlar. Keza mezarlık alanındaki kazılarla ortaya çıkarılan “akıt” denilen kurgan tarzı mezarlar, yine Eski Ahlat Şehri kazılarının tümünden ele geçen seramikler ve sikkeler buranın Orta Asya-Türkistan bağlantısını ve burada 100 yıldan fazla hakimiyet süren Moğol ve İlhanlıların etkilerini açıkça göstermektedir. Ahlat yüzyıllar boyunca Kafkasya’dan, Orta Asyadan Anadolu’ya akıp gelen Oğuz Türklerinin eski Türk inançlarını, geleneklerini ve sanat anlayışlarını taşıyarak çok özel ve farklı kıldıkları katıksız bir Türk şehri ve Türklüğün Anadolu’daki mührüdür.

İlgiyle izlenen sohbetin sonunda Türk Ocağı Başkanı Prof . Dr Nedim ÜNAL, sayın Karamağaralı’ya konuşmaları münasebetiyle “Şükran Beratı” takdim etti.