“TÜRKİYE’DE ÇOK PARTİLİ HAYAT VE DEMOKRAT PARTİ’NİN DOĞUŞU”

Bilecik Şeyh Edebalı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhan YÜCEL Eskişehir Türk Ocağı’nda yaptığı “Türkiye’de Çok Partili Hayat ve Demokrat Parti’nin Doğuşu” konulu konuşmasına

siyasi parti kavramını tanımlayarak başladı ve dünyada siyasi partilerin gelişimine, sağ sol kavramlarının gelişmesine yer verdi. Daha sonra Türkiye’de siyasi partiler hakkında genel bilgiler verdi. 1859’da fedailer cemiyeti ile başlayan ve 2022 başına kadar sayıları 456 ya ulaşan siyasi partiler hakkında genel değerlendirmelerde bulundu. Bu partiler içinde İttihat ve Terakki’nin önemine vurgu yaptı.

Tek parti dönemi olarak adlandırılan dönemde çok partili siyasi hayata geçmek için çabaların olduğunu, Birinci TBMM’de “İkinci Grup”, 1924’te “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası”, 1930’da “Serbest Fırka” ve 1939’daki “Müstakil Grup” (Yücel bu gruba güya muhalefet olarak tanımlamaktadır) hakkında bilgi verdi. 1945 sonrası çok partili siyasi hayatın ilk partisi olan ve Nuri Demirağ tarafından kurulan Millî Kalkınma Partisi’ni kısaca tanıttı.

Dörtlü Takrir ile başlayan ve 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’nin kuruluşuna kadar geçen 6 aylık dönemin Türk siyasi hayatındaki önemini anlattı. Ardından Demokrat Parti’nin kuruluşundan 14 Mayıs 1950’de iktidara gelişine kadar geçen dört yıllık sürenin sadece siyasi tarih açısından değil, sosyal tarih, iktisat tarihi, sosyoloji gibi sosyal bilimlerin her alanını etkilediğini Bu nedenle dönemin çok iyi aydınlatılması gerektiğini vurguladı.

İster iktidar değişikliği, isterse sosyal değişimler/dönüşümlerin üç farklı unsura dayandığını, bu unsurlar olmadan değişimin yaşanmayacağını söyledi. Üç unsurun

1- iç dinamikler

2- dış dinamikler

ve üçüncü olarak da değişimi dönüşümü sağlayacak irade olduğunu ifade etti.

İlk olarak iç dinamiklerin üzerinde duran Yücel, İkinci Dünya savaşı yıllarında ölülerin kefensiz gömülmesine kadar gidecek sürecin halk üzerindeki etkilerini anlattı. “bir dönüşüm zorunluydu. Çok partili siyasi hayat kaçınılmaz olarak gelmeliydi ve halk tek parti dönemini çağrıştıran siyasi yapıları sandıkta mahkum edecekti”.

Dış dinamikler açısından bakıldığında da Türkiye’nin çok partili hayata geçişten başka bir çaresi olmadığı ortadaydı. II Dünya Savaşı’nın başında otoriter ve totaliter rejimler, “gözde rejimler” iken savaş sonunda artık yeni bir dünya vardı ve bu dünyada demokrasi rüzgârları esiyordu.

Yücel, iç dinamikler ve dış dinamiklere önderlik eden siyasi iradeyi de Demokrat Parti’nin kurucularının ortaya koyduğunu ifade etti. İsmet İnönü’nün Türkiye’de demokrasiyi geçen geçişi sağlayan kişi olarak gösterilmesinin anlamsız bulduğunu ifade eden Yücel, “eğer İnönü, Franco gibi bir Sovyet tehdidi olmaksızın devlet başkanı olsa idi, çok partili siyasi hayata geçmek gibi bir yola asla girmezdi. Demokrat Parti’nin kurucu kadrosu Türkiye’de demokrasiye geçişi zorunlu hale getirdi” dedi.

14 Mayıs seçimleri ile birlikte Türkiye’de yeni bir dönemin başladığını ifade eden Yücel, 1950-60 arasındaki gelişmelerden de kısaca söz etti. Soru ve cevaplardan sonra Ocak Başkanı Prof. Dr. Nedim ÜNAL’ın Şükran Beratı takdim etmesinden sonra toplantı sona erdi.