Bu müstesna bayram gününde bir kez daha Türk Ocağı çatısı altında bir araya gelmenin mutluluğunu yaşamaktayız. Kurban Bayramı vesilesiyle başta aziz milletimiz olmak üzere bütün Türk Dünyası’nın ve İslam âleminin huzur, sağlık, barış ve istikrar içerisinde bir bayram geçirmesini temenni ediyorum.
Türk milleti, tarih boyunca yalnızca kendi sınırları içerisinde yaşayan insanlardan ibaret olmamış; geniş bir coğrafyada ortak tarih, kültür ve kader birliğiyle birbirine bağlı büyük bir medeniyetin temsilcisi olmuştur. Bu sebeple dünyanın neresinde olursa olsun bir Türk’ün huzuru, güvenliği ve mutluluğu bizler için önem arz etmektedir. Özellikle Türk nüfusunun azınlık durumunda bulunduğu bölgelerde yaşayan soydaşlarımızın maruz kaldığı sıkıntılar, hepimizin ortak meselesidir. Yaklaşık üç yüz milyonluk Türk dünyasında tek bir kardeşimizin dahi mağduriyet yaşaması bizlerin yüreğini sızlatmaktadır. Bu nedenle birlik ve dayanışma ruhumuzu diri tutmalı, ihtiyaç duyulan her yerde soydaşlarımızın yanında olmayı millî bir sorumluluk olarak görmeliyiz.
Bugün ülkemizin bulunduğu coğrafya, siyasi ve askerî gelişmeler bakımından oldukça hassas bir süreçten geçmektedir. Yakın çevremizde yaşanan savaşlar, krizler ve istikrarsızlıklar, Türkiye’yi doğrudan etkileyebilecek bir mahiyet taşımaktadır. Böylesine zorlu bir dönemde milletçe birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmek, sağduyulu hareket etmek ve geleceğe yönelik doğru politikalar geliştirmek büyük önem taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihî tecrübesi ve güçlü devlet geleneğiyle bu süreçleri aşabilecek kudrete sahiptir. Ancak bunun için toplumsal dayanışmanın korunması ve ortak millî hedefler etrafında kenetlenilmesi gerekmektedir.
Kıymetli ocaklılar, ne yazık ki geçtiğimiz yıllarda dile getirdiğimiz birçok mesele bugün de varlığını sürdürmekte; hatta bazı sorunlar çözülmek bir yana, giderek daha da derinleşmektedir. Bunların başında gençlerimizin yaşadığı eğitim, istihdam ve gelecek kaygısı gelmektedir. Bugün ülkemizin birçok yerinde plansız şekilde açılan üniversiteler ve yeterli altyapıya sahip olmayan bölümler sebebiyle gençlerimiz mezuniyet sonrasında ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. İşsizlik, ekonomik kaygılar ve gelecek endişesi, genç nesiller üzerinde önemli bir baskı unsurudur.
Oysa gençler, bu milletin geleceği ve en büyük umut kaynağıdır. Onların doğru eğitim politikalarıyla yetiştirilmesi, liyakat esasına dayalı biçimde istihdam edilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi devlet politikalarının öncelikli hedeflerinden biri olmalıdır. Geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz Gençlik Kurultayı’nın açılış konuşmasında Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun da ifade ettiği üzere, nüfus meselesi önümüzdeki yılların en önemli konularından biri olacaktır. Genç nüfusun azalması, yalnızca demografik değil; ekonomik, sosyal ve stratejik sonuçlar doğurabilecek ciddi bir meseledir.
Bugün birçok genç ekonomik şartlar sebebiyle evlenmeyi ertelemekte, aile kurmakta zorlanmaktadır. Evlilik yaşının giderek yükseldiği bir ortamda nüfus artışının beklenen seviyelerde gerçekleşmesi de güçleşmektedir. Bu durum yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz; aynı zamanda sosyal devlet anlayışı çerçevesinde ele alınması gereken bir mesele olarak değerlendirilmelidir. Çalışan annelerin sosyal hakları, çocuk bakım imkânları, eğitim politikaları ve ekonomik istikrar gibi birçok unsur, aile yapısının güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.
Türk milleti tarih boyunca en zor dönemleri birlik, dayanışma ve güçlü aile yapısıyla aşmıştır. Bugün de aynı şuur ve sorumlulukla hareket etmek zorundayız. Geleceğe güvenle bakabilen, üretken, eğitimli ve millî değerlerine bağlı bir gençlik yetiştirmek hepimizin ortak görevidir.
Bu vesileyle başta kıymetli ocaklılarımız olmak üzere bütün vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Ebediyete intikal etmiş bütün büyüklerimizi, dava ve fikir insanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Çünkü millet olmanın temelinde geçmişle gelecek arasında kurulan güçlü bağ yatmaktadır. Bizleri millet yapan, yalnızca aynı toprak üzerinde yaşamak değil; ortak hafızayı, ortak değerleri ve ortak acıları paylaşabilmektir.
Kurban Bayramının milletimize, Türk Dünyası’na ve tüm insanlığa huzur, kardeşlik ve barış getirmesini diliyor; hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
İyi bayramlar.























