Türkistan Cumhuriyetleri Birliği Kurulmalı.

Eskişehir Türk Ocağı bünyesinde 25 senedir faaliyette bulunan Millî Mefkûre Mektebi’nin yeni dönem açılış konferansında önceki dönemlerin Devlet Bakanlarından Prof. Dr. Ahat ANDİCAN “Türkiye-Türk Cumhuriyetleri Ekseninde Türk Dünyası” başlıklı bir konuşma gerçekleştirmiştir. Konferanstan önce öğrencilerle beraber ilk gün kahvaltısı yapan ANDİCAN;  Türk dünyasının birleşmesinin yalnızca hamaset, ortak dil ve din duygularıyla değil, tıpkı Avrupa Birliği’nin kuruluşunda (kömür ve çelik birliği) olduğu gibi ekonomik çıkarlar ve stratejik temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğidir. Andican, ortak din ve dile sahip Arap Birliği’nin dünyada hiçbir etkisinin olmamasını, salt kültürel birlikteliğin yetersizliğine örnek olarak göstermiştir.

İki Aşamalı Bütünleşme Modeli

Andican, Sovyetlerin dağılmasının hemen ardından 1992’de ABD’de sunduğu bildirideki görüşünü halen savunduğunu belirtmektedir: Etkili bir Türk Dünyası için öncelikle “Türkistan Cumhuriyetleri Birliği” (Orta Asya’daki 5 devlet) kurulmalı, ardından bu yapı Türkiye ve Azerbaycan ile birleşerek daha geniş bir topluluğa dönüşmelidir.

Zamanın hükümetinde Türk Dünyasından sorumlu Devlet Bakanlığı döneminde sadece ticareti değil, kalıcı entegrasyonu sağlamak için yaptığı çalışmalardan bahseden ANDİCAN;

Türk Cumhuriyetlerine yönelik sadece al-sat ticareti yerine demir-çelik, enerji, finans, tarım ve sağlık gibi stratejik sektörlere yatırım yapılması için raporlar hazırlatmış ve Eximbank kredilerini bu şartlara bağlamıştır.

Zamanında Türkmenistan’ın Latin alfabesine geçişi için 4 milyon ders kitabını Türkiye’de bastırıp teslim edilmiştir. Aynı teklif Kırgızistan’a yapılmış ancak dönemin Cumhurbaşkanı Akayev, ülkedeki teknik Rus nüfusun kaçacağı korkusuyla bu teklifi kabul edememiştir. Tataristan’da Latin alfabesine geçiş kararı alınmış ancak Moskova sonradan bunu yasaklamıştır.

 Avrupa Konseyi desteğiyle Kırımlı’ların anavatana dönüş projesini başlatmış, Ahıska Türklerinin Gürcistan’a dönüşü için ev projeleri tasarlamış ve Güney Türkistan’da (Afganistan) Azat Bey’e siyasi destek vermiştir.

Konferansın en vurucu kısımlarından biri, güncel ekonomik verilerin kıyaslanmasıdır:

 Türkiye’nin bölgedeki yatırımının 3.3 milyar dolar gibi (bir Avrasya Tüneli maliyeti kadar) çok düşük bir seviyede kaldığı vurgulanmıştır.

 Buna karşılık Rusya’nın bölgeyle 50 milyar dolar ticaret hacmi, 20 milyar dolar yatırımı, Rusya’da çalışan 2 milyon Orta Asyalı işçi ve 150 bin öğrenci ile bölgeyi domine ettiği belirtilmiştir.

 Çin’in ise “Bir Kuşak Bir Yol” projesi kapsamında enerji, uzay ve telekomünikasyon gibi stratejik alanlara 90 milyar dolarlık yatırım yaptığı, sadece Türkmenistan’dan 10.000 öğrencinin Çin’de okuduğu aktarılmıştır.

ABD ve Avrupa Birliği’nin ise “C5+1” ve “İpek Yolu 7 Plus” (Silk 7 Plus) gibi projelerle bölgeyi kontrol etmeye çalıştığı; özellikle nadir metallerin çıkarılması ve Zengezur Koridoru (Trump’ın desteğiyle) gibi lojistik hatlar üzerinden Çin’in etkisini kırmaya çalıştıkları anlatılmıştır. Andican, Zengezur Koridoru’nun ABD desteğiyle açılmasının, Türkiye’nin kendi çıkarlarıyla örtüştüğü sürece pragmatik olarak desteklenmesi gerektiğini (Bakü-Ceyhan boru hattındaki ABD desteği örneğiyle) savunmuştur.

Bölge ülkelerinin bir araya gelmesinin önündeki engeller şu şekilde özetlenmiştir:

Devletleşme Süreci: Bu ülkelerin hâlâ millet ve devlet inşa süreçlerini tamamlamaya çalışmaları.

Karakum Kanalı’nın Amuderya’yı tüketmesi ve Aral Gölü’nün kuruması gibi devasa su paylaşım krizleri. Bu krizlerin gelecekteki olası savaşların en büyük nedeni olabileceği vurgulanmıştır.

Sınır İhtilafları: Stalin’in bilinçli olarak çizdiği karmaşık sınırlar (özellikle Fergana Vadisi’ndeki Özbek, Kırgız, Tacik anklavları/eksklavları). Geçtiğimiz yıllarda iki kere Kırgız-Özbek çatışmasına yol açmıştır.

 Hazar Denizi’nin Statüsü: Hazar’ın “göl mü, deniz mi?” olduğu tartışmasının, enerji yataklarının paylaşımını (örneğin Azerbaycan ve Türkmenistan arasındaki Kapaz/Serdar petrol sahası krizi) ve doğalgaz boru hatlarının döşenmesini engellemesi.

Andican, gerçeklerin acı olduğunu ancak hamaset yerine bu gerçeklerle yüzleşilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını bitirmiştir.

 Soru-cevap bölümünde ise gençlerin kavramsal sorularını yanıtlamıştır. Programın sonunda öğrencilerin yanı sıra yoğun bir dinleyici kitlesinin de yer aldığı toplantıdan sonra Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Ahad Andican’ın hayat hikayesinden (2 yaşında Afganistan’dan Türkiye’ye göç eden bir aileden gelmesi) bahsederek kendisine Orhun Abideleri’nin bir  maketini hediye etmiştir.

https://www.youtube.com/watch?v=zgiBtXdIM_A