NÜFUS, AİLE VE TOPLUM – Prof. Dr. Erhan AFYONCU

Eskişehir Türk Ocağında bu yıl 13.’sü düzenlenen Gençlik Kurultayı, Osmangazi Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Berber Hocamızın açılış konuşmasıyla başladı Kurultayda gençler tarafından aile, nüfus ve toplum üzerine hazırlanan 5 oturumda 20 adet bildirimin sunulacağı Gençlik Kurultayımızın, açılış konferansını gerçekleştiren Prof. Dr. Erhan Afyoncu Hocamızın Türkiye’nin demografik krizine dair tarihi uyarıları programa damga vurdu. Afyoncu, gerekli önlemlerin acilen alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda böyle bir gençlik kurultayını yapacak genç dahi bulunamayacağını vurguladı.

Prof. Dr. Afyoncu, devletlerin yükseliş ve çöküşlerinde demografinin temel belirleyici olduğunu, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’nın hızla artan sanayi nüfusu karşısında nasıl zor duruma düştüğünü tarihi örneklerle anlattı. Cumhuriyetin ilk yıllarında doğurganlığın teşvik edildiğini ancak sağlık koşulları sebebiyle nüfusun yavaş arttığını, asıl nüfus patlamasının 1950’li yıllardan sonra yaşandığını belirtti. Ancak 1965 yılından itibaren dış kaynaklı politikaların etkisiyle Türkiye’de doğum kontrolünün bir devlet politikası haline getirilmesinin nüfus artış hızına büyük bir darbe vurduğunu ifade etti . Günümüzde nüfusun kendini yenileme oranının adeta bir “felaket” düzeyine indiğine dikkat çeken Afyoncu, 1960’larda yüzde 70 olan kırsal nüfusun bugün yüzde 7’lere gerilediğini, İstanbul ve Eskişehir gibi büyükşehirlerin zorlayıcı fiziksel ve ekonomik koşullarında çok çocuklu bir aile yapısının imkânsız hale geldiğini vurguladı. Mevcut eğilimin sürmesi durumunda 2100 yılında Türkiye nüfusunun 25 milyona düşebileceği ve bu nüfusun yarısının 65 yaş üstü yaşlılardan oluşacağı tehlikesinin üzerinde duran Afyoncu, çalışacak işgücü bulunamayacağının ve artan yaşlı nüfusun devlet bütçesinde altından kalkılamaz bir yük oluşturacağının altını çizdi. Diğer yandan yüzyıllardır Türk kimliğini ve değerlerini koruyan en önemli yapı olan ailenin, bugün farklı cinsel yaşam tarzlarını dayatan küresel platformların korkunç saldırısı altında olduğunu belirterek, ailenin muhafazası için acil ve sert idari tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti.

Demografik krizin varoluşsal bir tehdit olduğunu, önlem alınmazsa Anadolu coğrafyasının tıpkı Hititleri yuttuğu gibi Türkleri de yutup yok edebileceğini hatırlatan Prof. Dr. Afyoncu, devletin derhal uygulamaya koyması gereken çözüm önerilerini sıraladı . Çocuk yetiştirmenin ancak kırsalda mümkün olduğu gerçeğinden hareketle, yeni bir şehirleşme politikasına geçilmesi ve beş ila on bin nüfuslu yeni kasabaların oluşturularak kırsal yaşamın desteklenmesi gerektiğini savundu . Anneliğin psikolojik olarak yüceltilmesinin şart olduğunu belirten Afyoncu, en az üç çocuğu olan ve çocuklarına bakmak için evde oturan annelere devlet tarafından doğrudan maaş bağlanmasını önerdi . Bu adımın bütçeye bir yük olarak değil, Türk milletinin geleceğine yapılan kritik bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini söyledi . Ayrıca anneleri devlete borçlandıran “doğum borçlanması” gibi sistemlerin kaldırılarak, annelerin emeklilik haklarının devlet tarafından hiçbir şarta bağlı kalmaksızın garanti altına alınmasının gerekliliğine değindi. Prof. Dr. Afyoncu son çözüm önerisi olarak, yaşlanan ve azalan genç nüfusu telafi edebilmek adına, Türk dünyasındaki devletlerden ve adını dahi bilmediğimiz ülkelerde yaşayan asimile olmamış Türk azınlıklardan planlı bir şekilde göç alınması, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yaş gruplarına göre belirlenecek bu kitlelerin hızlıca vatandaşlığa geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sayın Prof. Dr. Erhan AFYONCU Hocamıza şube başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal’ın şükran beratı ve hediye takdim etti.

https://www.youtube.com/watch?v=2ANoE7oxUc0&t=664s,