Bu haftaki Perşembe Sohbetimizde “Babam Ahmet Temir ve İdil-Ural Türklüğü”
konusuyla SPK Baş Uzmanı Bahşayiş Temir Fıratoğlu bizlerle oldu. Sayın Fıratoğlu konuşmasında özetle şunları söyledi;

Babam Ahmet Temir Ve İdil-Ural Türkleri

Kuzey Türkleri diye de adlandırılan ve Avrupa’nın doğusunda, İdil nehri ile Ural dağları arasındaki bölgede yaşayan Türk kökenli Kazan Tatarları kuzeylerindeki komşu Fin halklarıyla da uzun bir tarih boyunca sıkı ve dostane ilişkiler içinde olmuşlar ve aralarında bir miktar kan bağı da oluşmuştur. “Tatar” kelimesi aslında Moğolca kökenlidir, ancak bugün yanlış olarak Tatar denilen halk, Moğol değildir, hatta tam anlamıyla Tatar da değildir. Bu halk Kuzeyli-Finli karışımı da olan Türk-Bulgar kökenli bir halktır. 16. yy’ın yarısından beri Rusların hakimiyeti altında yaşamalarına ragmen milli-kültürel kimliklerini kaybetmemiş, varlıklarını sürdürme savaşından hiç vaz geçmemişlerdir.

İdil-Ural Türkleri tarih boyunca, siyasi olarak güçlü bir şekilde ayakta olan Osmanlı Türklerinin entellektüel faaliyetlerini yakından takip etmiş, gerek ortak din gerekse dil ve kültür açısından aynı büyük ailenin mensubu olduklarının bilincinde olmuşlardır. Osmanlı devrinden itibaren Türkiye’ye çeşitli vesilelerle yapılan ziyaretlerle birlikte, buradan götürülen yayınların tercüme edilerek basılması gibi faaliyetler hem dil bakımından iki tarafın birbirini daha iyi anlamasını sağlamış, hem de kültürel alışverşi mümkün kılmıştır. Özellikle 19.yy’ın sonu ve 20.yy’ın başlarında ortaya çıkan yenileşme hareketlerinde ve milliyetçilik-Türkçülük akımlarının şekillenmesinde bu kültür alışverişinin çok önemli sonuçları olmuştur.
Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerinden biri olan milliyetçiliğin-Türkçülüğün şekillenmesinde Osmanlı toprakları dışındaki Türklerin güçlü etkisi olmuştur. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bütün Türk dünyası tarafından büyük bir mutluluk ve heyecanla karşılanmış, Türklerin mevcut tek hür devleti olarak çok değerli tutulmuştur. Bu dönemde Türkiye’de bulunarak Cumhuriyetin kuruluş ve ilk ilerleme aşamalarında çok değerli ve iz bırakan katkılarda bulunmuş İdil-Ural’lılar mevcuttur.

İşte Kazanlı Ahmet Temir de doğduğu yerde Bolşevik ihitilali sonrasında okuma imkanı elinden alınınca Türkiye’yi dünyadaki tek hür Türk devleti olarak “bütün Türklerin vatanı” olarak gören babasının da teşviki ile 17 yaşında okuyabilmek için genç Türkiye Cumhuriyetine gelmeyi seçmiştir. Ancak bu geliş, zamanın şartları nedeniyle normal yollardan gerçekleşmemiş, iki genç/çocuk arkadaşın gayet maceralı ve aslında çok da tehlikeli bir serüven ile sınırdan kaçmaları şeklinde olmuştur.

Ahmet Temir 1929-1935 yılları arasında yol arkadaşı Ahat Ural Bikkul ile Trabzon Muallim Mektebinde ve İstanbul Haydarpaşa Lisesinde okumuş, sonra da Ankara’da o sene açılan (1935-36) Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin sınavını kazanmış, fakültenin ilk öğrencilerinden biri olarak üniversite tahsiline başlamıştır. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde bir yıl okuduktan sonra, Türkoloji tahsilini en iyi yapabileceği yer olarak gördüğü ve bir şans eseri burs bularak gittiği Almanya’da yüksek tahsil ve doktorasını tamamlamış, bir yandan da esir kamplarındaki Türk-Tatar savaş esirlerinin kurtarılması için çalışmış, birçok esirin hastanelere yatırılmasını da sağlamıştır. Askerlikten sonra bir müddet Müzeler müdürlüğünde çalışmış, burada doçentliği ile ilgili çalışmaları hızlandırmış, Türkiye’de o sırada üniversiteye girmek konusunda zorluk yaşayınca, önüne çıkan bir fırsatı değerlendirip tekrar Almanya’ya gitmiş ve doçentliğini de Almanya’da vermiştir. Daha sonra Türkiye’ye dönünce kısa bir bekleyişten sonra Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde doçent olarak göreve başlamış, 1962 yılında da profesör olmuştur.
Türkiye’deki çalışmalarından belki de en önemlisi Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsüyle ilgilidir. Kuruluşu için çalıştığı ve 14 yıl başkanlığını yürüttüğü Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Türkiye’de dış Türklerin hiç tanınmadığı bir dönemde, 1960’lı yıllarda, Türk dünyasını bir bütün olarak içine alacak şekilde, ancak siyasi söylemlere karışmadan, Türklükle ilgili bilimsel çalışmaların yapılması için kurulmuştu. Ahmet Temir, bu çerçevedeki bilimsel makalelerin ve kitapların yayımlanması işini büyük bir disiplin ve titizlikle yürütmüş, enstitü kütüphanesinin kurulmasında ve enstitünün diğer bütün faaliyetlerinde çok büyük emekleri geçmiştir.

https://www.facebook.com/pg/esturkocagi/photos/?tab=album&album_id=2023967314541826