Eskişehir Türk Ocağı’nın geleneksel perşembe sohbetlerinde 19 Mayıs 2022 günü önceki Eğitim, Kültür ve Turizm Bakanı, Eskişehir Milletvekili Sayın Prof. Dr. Nabi Avcı tarafından Gençlik ve Spor Bayramı münasebetiyle “Gençlik ve Sosyal Medya Bağımlılığı” başlıklı bir konuşma gerçekleştirildi. Yarının Türkiye’sinde bugünün gençliğinin sorunlarını dikkate almanın gerekliliğine ve yapılan çalışmalara işaret ederek söze başlayan Prof. Dr. Avcı, şu hususlara dikkat çekti:

SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞININ EN ÖNEMLİ SEBEBİ GENÇLERİN YALNIZLIĞIDIR!

Çocukların ve gençlerin sosyal medya bağımlılığının sebeplerinin araştırılması; ailelerin, sivil toplum kuruluşları tarafından yapılması gerekenler gibi pek çok hususun değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir komisyon oluşturuldu. Komisyonda pek çok kesimin görüşüne başvurularak çocukların ve gençlerin sosyal medya bağımlılığı ile ilgili neler yapılması gerektiği uzun süre tartışıldı ve 2020 yılı Mayıs ayında bir rapor hazırlanarak yayınlandı. Bu raporda sosyal medya bağımlılığının en başta gelen sebeplerinden birinin yalnızlık olduğu vurgulandı. Her ne kadar raporda çocuk ve gençlerin yalnızlığının önüne geçilmesi ile ilgili bütün çevrelerin yapması gerekenler üzerinde durulmuş olsa da salgın süreci nedeniyle hepimizin evlere kapanmak zorunda kalması nedeniyle bir bakıma herkes bu raporun tam tersini yapmak, hatta tavsiye etmek zorunda kaldı.

MARATON KOŞMAK İÇİN ANTRENMAN, AÇIK BİR ZİHİN İÇİN BİLMEK GEREKİR

Bir sporcu koşu mesafesine göre hayatını düzenlemek durumundadır. Bu nedenle yüz metre koşmak isteyen bir sporcu ile maraton koşmak isteyen bir sporcu aynı antrenman sürecine veya aynı beslenme programına dâhil değildir. Benzer şekilde zihinsel donanımı yeterli olmayan birinden kendi kapasitesinin daha üzerinde bir düşünce beklemek imkânsızdır. Bu nedenle insan zihnine belirli becerilerin kazandırılması için yapmak istediğiniz şeye göre bir hazırlık süreci geçirmeniz gerekir. Okumak, dinlemek, konuşmak ve yazmak belirli egzersizler sonucunda gelişebilecek kabiliyetlerdir. Yapacağınız pratikler bu kabiliyetlerinizi geliştirir veya zayıflatır. Bir takım görsel imgeler, mesajlar üzerine kurulu sosyal medya kullanımının arttırılması insanın gerçeklikten kopmasına sebep olmaktadır. Bu da anlamayı, ifade etmeyi, konuşmayı ve yazmayı ortadan kaldırabilecek bir sonuca yol açmaktadır. Jacques Ellul’ün kaleme aldığı ve “Sözün Düşüşü” adıyla merhum Hüsamettin Arslan tarafından Türkçeye çevrilen kitapta da “sadece televizyon üzerinden Dünyaya açılan bir zihin artık söze kapanır” demektedir.

ÜÇ YAŞ ALTINDA DİNLEME SÜRESİ 22 SANİYEYE DÜŞTÜ!

Günümüzde anne-babaların çok daha fazla çalışır duruma gelmesi, çocuğun evde tablet, cep telefonu, bilgisayar gibi cihazlara daha fazla maruz kalır hale gelmesi Ellül’ün ifade ettiği gibi zihinleri söze kapanır hale getirmektedir. Bu bağlamda dinleme süreleri ile ilgili yapılan araştırmalarda insanların sizi dinleyebilme diliminin gittikçe azaldığı tespit edilmiştir. Kırk iki sene önce, televizyonların çok yaygın olmadığı, yazılı ve sözlü kültürün daha yaygın olduğu dönemde dinleme süresi on beş dakika idi. Ancak bugün kritik dinleme süresi üç yaş altı çocuklarda yirmi iki saniyeye düştü. Üniversitedeki bir genç üç-beş dakika aralığında sizi dinlemekte ve sonrasında artık o süreç son bularak yeni bir süreç başlamaktadır.

KULAK KEKEMELİĞİNİ ORTADAN KALDIRMAMIZ GEREKİR!

BAĞIMLILIĞI ORTADAN KALDIRMAK İÇİN ÖNCE BU SORUNU KABUL ETMEK GEREKİR!

Komisyonumuzda yapılan çalışmalarda hiç kimsenin bağımlılığını engellemenin mümkün olmadığı üzerinde duruldu. Bağımlılığı ortadan kaldırabilmek için öncelikle bu durumun belirli bir seviyeye gelmesi, kişinin bağımlılığını kabul etmesi gerekir. Aksi halde herhangi bir şey yapmak mümkün değildir. Bu sebeple bir bilgilendirme seferberliği başlatılmalı, bağımlılığı ortadan kaldırmanın çok uzun bir süreç olduğu göz ardı edilmeksizin gayret sarf etmek gerekir.

HER MİLLETİN KENDİNE AİT BİR YAZMA BİÇİMİ VARDIR!

Çocuklara ve gençlere okumanın, dinlemenin, yazmanın ve konuşmanın eğitimle geliştirilebileceğini bir nevi nasihat gibi söylemeden, belirli bir süreçle aktarmanın mümkün olduğunu unutmamalıyız. Bu nedenle öncelikle anne ve babaların, sivil toplum kuruluşlarının ve eğitimcilerimizin eğitilmesi gerekmektedir. Bir dönem her milletin kendine ait bir yazma biçimi vardır düşüncesinden hareketle matbu harfler yerine, çocuklarımızın el yazısıyla yazması için çalışmalar yapıldı ve bunda da belirli bir mesafe kat edildi. Ancak başta kendileri de el yazısı bilmeyen velilerimiz duruma itiraz etmeye başladılar. Hatta çocukların el motorlarının el yazısına uygun olmadığı ifade edildi. Ortaokul ve lise seviyesinde öğretmenlerimizin bir kısmı da bu uygulamaya karşı çıktılar. Dolayısıyla bu konuda başlangıç noktamızın yanlış olduğunu fark ettik. Biz öncelikle çocuklarımızı yetiştirecek bütün çevreleri, anneleri, babaları, öğretmenleri, hekimleri, mülkî amirleri eğitmemiz gerekmektedir.

BARDAĞIN DOLU TARAFINDA ESKİŞEHİR TÜRK OCAĞI DA VAR!

Çocuklarımıza, gençlerimize erişilebilir mesafelerde faydalanabilecekleri kitap kahveler, kütüphaneler tesis etmeliyiz. Eskişehir’deki sekiz yüz metrelik kütüphane yerine sekiz bin metrekarelik bir İl Halk Kütüphanemiz yapıldı. Burada kütüphane yetkilileri günlük okuyucu sirkülasyonunun yaklaşık üç bin kişiye ulaştığını söylediler. Gelenler içerisinde gençler olduğu gibi, emekliler ve çok küçük yaştaki çocuklarımız da bulunuyor. Ancak bu faaliyetlerin sadece devlet eliyle gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını da söylemeliyiz. Bardağın dolu taraflarından biri de Türk Ocakları Eskişehir Şubesine ait. Bugün saat 16’da Türk Ocakları Eskişehir Şubesinin bulunduğu konağın alt katında Dilde, Fikirde, İşte Birlik Türk Dünyası Kitap Kahvesinin açılışını yaptık. Bu mekânların gençlerle buluşturulması, yaşayan alanlara dönüştürülmesi şüphesiz yalnızlığa itilen gençleri kurtarabilecek olanaklar sunmaktadır.

Sayın Prof. Dr. Nabi Avcı’nın konuşmasını tamamlamasının akabinde dinleyicilerin soruları yanıtlandı ve Türk Ocakları Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal tarafından teşekkür edilerek hediyeler takdim edildi. Ayrıca Deliklitaş Mahallesi Muhtarı Hüsnü Petek tarafından Prof. Dr. Avcı’ya bir baston hediye edildi.