Eskişehir Türk Ocağı’nın gelenekselleşen “Perşembe Sohbetleri” kapsamında bu hafta, tarihimizin en sancılı nüfus hareketlerinden biri olan nüfus mübadelesi ele alındı. Prof. Dr. Volkan Marttin, “İmparatorluk’tan Ulus Devlete Geçişin Sancılı Mirası: Nüfus Mübadelesi” başlıklı konuşmasında, zorunlu göçün hukuki, tarihi ve sosyal boyutlarını dinleyicilerle paylaştı.

Eskişehir Türk Ocağı, kültürel ve tarihsel hafızamızı tazelemeye yönelik etkinliklerine devam ediyor. Bu haftaki Perşembe Sohbetleri’nin konuğu, göç ve iskân konularındaki uzmanlığıyla tanınan ve “Aşâir ve Muhâcirîn Müdüriyet-i Umûmiyesi” kitabının yazarı Prof. Dr. Volkan Marttin oldu. Marttin, imparatorluktan ulus devlete geçiş sürecinin en kritik virajlarından biri olan nüfus mübadelesini tüm yönleriyle anlattı.

“Mübadele Sadece Bir Yer Değiştirme Değildir”

Konuşmasına kavramsal bir çerçeve çizerek başlayan Prof. Dr. Marttin, sözlükte “bir şeyin diğeriyle değiştirilmesi” anlamına gelen mübadelenin, yakın tarihimizde Türkiye ile Balkan ülkeleri arasındaki kitlesel nüfus değişimini ifade ettiğini belirtti. Marttin, bu sürecin sadece 1923 Türk-Yunan Mübadelesi ile sınırlı kalmadığını, 1913 İstanbul Antlaşması ile Osmanlı ve Bulgaristan arasında gerçekleşen ilk organize nüfus değişiminin de bu sürecin bir öncülü olduğunu vurguladı.

“Lozan ve Zorunlu Göç”

Konuşmanın odak noktasını oluşturan 1923 Türk-Yunan Mübadelesi hakkında çarpıcı veriler paylaşan Prof. Dr. Marttin, Lozan Barış Antlaşması’na ek protokol uyarınca Türkiye ve Yunanistan’ın kendi yurttaşlarını din esası üzerine zorunlu göçe tabi tuttuğunu hatırlattı. Marttin, “Bu anlaşma ile Anadolu’dan yaklaşık 1.200.000 Ortodoks Hristiyan Rum Yunanistan’a; Yunanistan’dan ise 500.000 Müslüman Türk Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır” diyerek sürecin boyutunu gözler önüne serdi. İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin bu uygulamanın dışında tutulduğu (etábli/yerleşik) da ayrıca belirtildi.

“Devletin İskân Politikası ve Mülkiyet Sorunu”

Yeni kurulan Cumhuriyetin bu devasa nüfus hareketini yönetmek için 13 Ekim 1923’te “Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti”ni kurduğunu belirten Marttin, gelen mübadillerin Samsun, Adana, Balıkesir, İzmir ve Manisa gibi illere yerleştirildiğini ifade etti. Konuşmada, mübadillerin geride bıraktıkları malların tasfiyesi ve tazminat sorunlarının yıllarca sürdüğü, bu krizin ancak 1930 yılında imzalanan Ankara Sözleşmesi ile taşınmazların bulundukları ülkenin mülkiyetine geçmesi kararıyla aşılabildiği vurgulandı.

“Kaçınılmaz Bir Cerrahi Müdahale”

Mübadelenin sosyal ve ekonomik etkilerine de değinen Prof. Dr. Marttin, Türkiye’ye gelen nüfusun büyük çoğunluğunun tarım sektöründen olmasının tarımsal işgücüne katkı sağladığını ancak giden Rum nüfusun sanayi ve zanaat alanında bıraktığı boşluğun uzun süre doldurulamadığını belirtti.

Konuşmasını, mübadelenin her iki toplumda derin yaralar açmasına rağmen dönemin şartlarında kaçınılmaz olduğunu belirterek sonlandıran Marttin, bir Rum mübadilin yıllar sonra sarf ettiği şu sözleri hatırlattı: “Atatürk ve Venizelos iyi yaptı. Yoksa şimdi Bosna gibi olabilirdik. Bir yerden patlak verirdi”.

Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı yönetiminin Prof. Dr. Volkan Marttin’e şükran beratı takdimiyle sona erdi.

https://www.youtube.com/watch?v=UGMSa5dbwrs