YENİ DÖNEM FAALİYETLERİMİZ COŞKULU BİR KALABALIK İLE BAŞLADI
“OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E TARİHİ DEVAMLILIK”
Eskişehir Türk Ocağı 02.10.2025 Tarihli Perşembe Sohbeti’nin konusu “Osmanlı’dan Cumhuriyete Tarihi Devamlılık” idi. Tarihçi-yazar Prof.Dr. Vahdettin Engin ve Tarihçi-Yazar Emel Engin’in konuşmacı olarak katıldığı program Prof.Dr. Nedim Ünal’ın yeni sezonla ilgili değerlendirme, dilek ve temennileriyle başladı.
Emel Engin’in yönettiği programda Vahdettin Engin özetle şunları söyledi: Atatürk’ün milliyetçilikten neyi anladığı kendi ifadelerinde saklıdır; “Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.” Dedelerimiz, ninelerimiz Osmanlı vatandaşı idi. Mustafa Kemal Atatürk bir Osmanlı paşası idi. Biz onların canları pahasına kurtardığı bu ülkede yaşıyoruz. Bunun değerini bilip, Osmanlı-Cumhuriyet ayrımı yapmadan hepimiz bu ülkeye sahip çıkmalıyız. Bugün İstanbul’un fethini, Çanakkale Zaferi’ni kutluyorsak, Sarıkamış şehitlerini anıyorsak bu tarihi devamlılığın bir sonucudur. Sağlık personeli 14 Mart’ı “Tıp bayramı” olarak kutluyor. 14 Mart 1827, yani II. Mahmud’un Tıbbiye-i Şahaneyi açtığı gün. Bu kitapta örneklerini verdiğimiz müesseselerin tamamı Osmanlı döneminde kurulup Cumhuriyet’e intikal etmişlerdir. Bütün bu örnekler tarihten referans almanın somut göstergeleridir. Tarihi devamlılık işte tam da budur.
Tarihi devamlılığın çeşitli evreleri vardır. Anadolu merkezli Türk Devleti 11. yüzyılın sonlarında kurulmuş, 13. yüzyılın son yılına kadar Selçuklu hanedanına mensup sultanlar tarafından idare edilmiştir. Daha sonra Türk Devleti Osmanlı hanedanı tarafından yönetilmeye başlamıştır ki bu evre de 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar devam etmiştir. Nihayet 20. Yüzyılın ilk çeyreğinden günümüze kadar gelip halen varlığını sürdüren Türk Devleti dikkate alındığında değişen devletler değil yönetenler ve rejimlerdir. Türk Devleti, Cumhuriyet dönemine 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde geçmişse de Osmanlı döneminin son yüzyılında hayata geçirilen bir takım reformlar aslında Cumhuriyet’in zeminini ve alt yapısını oluşturmuştur. Atatürk’ün 28 Ekim 1923 akşamı “Yarın Cumhuriyet’i ilan ediyoruz” demesinin, zaten var olan Türk Devleti’nin rejiminin Cumhuriyet’e dönüştürülmesi olarak yorumlanması daha sağlıklı olur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî sembolü ay yıldızlı kırmızı beyaz bayrağın Osmanlı Devleti’nin bayrağı ile aynı olması da tarihi devamlılık açısından önemle vurgulanması gereken bir husustur. III. Selim’in 1793 yılında kırmızı zeminli ve beyaz ay yıldızlı olarak belirlediği Türk bayrağı devletin resmî sembolü olmuş ve Cumhuriyet döneminde de değiştirme yönünde bir teşebbüste bulunulmamıştır.
Üzerinde durulması gereken bir konu da batılılaşmadır. Osmanlıların Batılılaşma diye bir derdi yoktu, bilakis kendisini çeşitli yöntemlerle sıkıntıya sokan Batı’ya karşı ayakta kalabilmek, devleti içinde bulunduğu buhrandan kurtarmak için benzer yöntemleri ve teknik gelişmeleri kullanma gereği hissetmişlerdi. İşte bu çabalar Türk Modernleşmesini oluşturmuştur.
Dinleyicilerin soruları ve Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın misafirlere şükran beratı takdimi ile bu verimli sohbet gecesi sona erdi.
https://www.youtube.com/watch?v=aiZWHperjSA







