ESOGÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet ÖZALP Alevi dedeleri ve alevi gençleri üzerinde yüz yüze yaptığı saha çalışmasından hareketle yaptığı “Modern Kentte İnancın Rasyonelleşmesi: Alevî Gençleri Araştırması” başlıklı konuşması ile konuğumuz oldu. İlgiyle takip edilen programda özetle şu hususlar dile getirildi:
Sekülerleşme dini toplulukları derinden etkileyen bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle sanayi inkılabı sonrası kırsaldan kentlere göç hareketlerinin ürettiği çok kültürlü kent doğası birbirinden farklı dini toplulukları bir arada yaşamak zorunda bırakmıştır. Kırsaldaki geleneksel dini örüntüler de bu çok kültürlü ortama uyum sağlayabilmek ve kentte varlığını devam ettirebilmek için kentin seküler yapısına uygun şekilde dönüşüme uğramıştır. Kentteki yoğun iş temposu, zaman algısı vb. çok sayıda kırsaldan farklı yeni hayat tarzı toplulukların ibadetlerini kentin gerekliliklerine göre düzenlemeye itmiştir. Kırsaldaki ilişki biçimleri ve dini otorite biçimleri de seküler kent içinde eriyerek kentteki bireylerin ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için dönüşüm geçirmeye başlamıştır.
Alevi ocaklarının dini rehberleri ve önderleri olan Alevi dedeleri kentin çok kültürlü doğasında inancın sürekliliğini sağlamak ve kendi dini topluluğu ile daha hızlı ve etkili iletişim kurabilmek amacıyla sahip olduğu karizmatik otoritesini rasyonel araçlarla geliştirmek zorunda kalmıştır. Haliyle, Alevi dini ibadetlerinin gerçekleştirilebilmesi dedelerin varlığına bağlıdır. Dede bu bağlamda statünün en üstünde yer alırken dini ibadetlerin de icra edilmesinde tam merkezdedir. Bu doğrultuda, Türkiye’de ciddi bir nüfusa sahip olduğunu düşündüğümüz Alevi toplulukların 1950 ve 60’lardaki kentlere göçü sonrası, inancın kentlerde sürdürülmesi için çaba gösteren dini rehber olan Alevi dedelerinin geliştirdikleri yenilikçi yöntemler ve değişen otorite biçimlerini yine kendi gözlerinden analiz ediyoruz. Sonuçta, kentlerde dedelerin karizmatik otoritelerinin daha statü eşit bir konuma geldiği, dedelerin kendi otoritelerini güçlendirmek için çok sayıda eğitim aldıkları, yabancı dil öğrendikleri ve sosyal medyayı yoğun olarak kullandıkları dikkat çekmektedir.
1990 YILI SONRASI ALEVİ RÖNESANSI
1990 yılı sonrası Alevi rönesansı olarak nitelendirilen dönemlerde dedelerin kamusal alanda daha çok görünür hale geldiği anlaşılmakta, ancak, Alevi gençlerinin inanç sistemlerini sürdürme ve ibadetlere katılım sağlama konusunda dikkat çekici bir düşüş de gözlemlenmektedir. Bu doğrultuda, gençleri cemlere daha çok çekebilmek ve gençlere aidiyet bilinci kazandırabilmek için Alevi dedeleri gençlerle olan iletişim biçimlerini yeniden düzenleyerek ya da yeni öğretme yöntemleri geliştirerek gençleri cemlere katmaya çalışmaktadır. Modern eğitim alan gençlere dinin mistik biçimlerini en etkili yollarla aktarma, dini meselelere bilimsel bilgilerin ışığında yanıt verme düşüncesiyle, teknolojik araçları sıklıkla kullanmaya çaba gösteren dedeler, kentte hem sözlü mirasın hafızasını taşımakta hem de gençlere bu hafızayı aktarma amacı gütmektedir.
Katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından Şube Başkanımız Prof. Dr. Nedim ÜNAL’ın şükran beratı takdimi ile gece sona erdi.
https://www.youtube.com/watch?v=r82q1IwZT1c




