Eskişehir Türk Ocağı 08.01.2026 tarihli Perşembe Sohbeti’nde Araştırmacı-Yazar Dr. Ahmet Demirhan “Şaman ve Tengri: Bir Bozkır Tarih Yazımı Eleştirisi” başlıklı konuşması ile konuğumuz oldu. İlgiyle takip edilen programda özetle şu hususlar dile getirildi:
“Konuşma başlığımızdaki “eleştiri”, bizatihi Türk tarihinin eleştirisini işaret etmez. Türk tarihinin hangi mantıkla yazıldığını sorgular. Başka bir ifadeyle, Türk tarih yazımında, özellikle de İslam öncesi eski Türk tarihine dair yaklaşımlarda var olan mantığın ve yöntemin Türk kimliğiyle alakasının olup olmadığını sorgular. Bu nedenle “eleştiri” ifadesi Türk tarihine soyut, yersiz yurtsuz bir yerden bir bakışı değil, bizatihi Türk tarihinin içinden yapılan bir bakışı ifade eder.
Kısa bir konuşmada bütün bir eski Türk tarihine değinmek mümkün olamayacağından Türk tarih yazımının eleştirisi, üç noktada verilecek örnekler üzerinden gerçekleştirilecektir. Bu noktalar, mitle, kozmolojiyle ve astropolojiyle ilişkilidir. Başka bir ifadeyle, aslında eski Türk tarihi, mantık ve yöntem olarak mitolojik, kozmolojik ve antropolojik bir mantık içinden geçilerek kurgulanmakta ve bu da Türk kimliğiyle ilgili birtakım sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla söz konusu üç nokta, aslında bir Türk tarihi eleştirisi değil, mitolojiyle, kozmolojiyle ve antropolojiyle Türk’e tarih yazarken doğan sıkıntıların bir eleştirisidir. Kısacası bir mitoloji, kozmoloji ve antropoloji eleştirisidir.
Mitolojiden örneğimiz, Asena üzerinden olabilir. Zihinlerimize dişi kurt olarak yerleşen/yerleştirilen Asena figürü kızlarımıza da isim olarak verilmektedir. Hikâye Çince kaynaklara dayanmakta ve Asena figürü Kurt’un erkek çocuğundan birini tavsif etmektedir. Batılı Türkiyatçılar aracılığıyla ve muhtemelen Çince yetersizliği münasebetiyle yapılan yanlış çeviri sorgulanmadan günümüze kadar gelmiş ve yerleşmiştir.
Kozmolojiden örneğimiz Umay’dır. Gerçekten Umay zannedildiği gibi kozmosta yeri olan bir ilahe midir? Yoksa başka türlü izlerini Osmanlı’da bile bulabildiğimiz bir evren algısı mıdır?
Üçüncü örnek ise Türk tarihindeki sürekliliği kıran antropolojik okumaya bir reddiye olarak henüz hipotetik düzeyde kalan bir okuma biçimiyle gerçekleşir ve Orhon Kitabeleri ile Hacı Bayramı Veli arasında bir ilişki kurmaya çalışır. Orhon Kitabelerinde geçen “Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta ikisi arasında insanoğlu yaratılmış” ifadesi ile Hacı Bayram-ı Veli’nin “Çalabım bir şâr yaratmış iki cihân âresinde”sinin aynı “iki cihan”ı ifade ettiği düşünülebilir. Ve yine buradan hareketle eski Türkleri göçebe olarak astropolojik bir tecrite tabi tutan anlayışın yerine, Umay üzerinden de gösterilmiş bir sürekliliğin varlığı müzakere edilebilir.
Kısacası eski Türk’e giydirilen ve tarih yazımına Avrupa merkezli bakmanın neticesi olan kıyafetlerin sorgulanması isabetli olacaktır.”
Katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından şube başkan yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Topal’ın şükran beratı takdimi ile gece sona erdi.
https://www.youtube.com/watch?v=YEK5oOF4BGg





