Nur-û Muhammedi’de Vatan



“Şu Ney'in neler söylediğini can kulağı ile dinle, o ayrılıklardan şikâyet etmededir.

Ney kendine has bir dille, hal dili ile diyor ki: "Beni kamışlıktan kes­tiklerinden beri, feryadımdan, duygulu olan erkek de, kadın da inle­mekte, ağlamaktadır. Şu var ki beni dinleyen her insan, benim neler de­diğimi anlayamaz,

Benim feryadımı duyamaz. Beni anlamak, beni duymak için, ayrılık acısı çekmiş, gönlü yaralanmış, içli bir insan isterim ki, acılarımı, dertle­rimi ona anlatayım.

Aslından, vatanından ayrı düşmüş, oradan uzaklaşmış kişi, orada ge­çirmiş olduğu mutlu zamanı arar, o zamanı tekrar yaşamak ister, ayrıldığı sevgiliye tekrar kavuşmak arzu eder.” (1) Şefik Can, Mesnevî tercümesinde Ney’i şu şekilde tanımlar: nefsânî arzulardan kurtulmuş, nefsini yok etmiş, ilâhî sevgi ile dolmuş kâmil in­sanın sembolüdür. Ney, kamışlıktan ayrı düştüğü için inlemektedir. İnsan da, ezel âle­minden, rûh âleminden dünyaya sürgün edilmiştir. Hakk'tan ayrı düştüğü için muzdariptir. Dünyada yaşadığı müddetçe, acılar, hastalıklar, belâlar içinde çırpındıkça insan, rûh alemindeki mutluluğunun özlemini duyacak, yabancı olduğu ve sürgün gibi yaşadığı dünyadan kurtuluş yollarını arayacaktır (s.13) (1).

  Mevlana, Mesnevinin ilk on sekiz beytine insanın asli vatanından kopuşunu hikaye ederek başlar. Onun ve birçok mutasavvıfın düşüncesine göre asli vatanımız Nur-û Muhammedi’dir. Sûfiler arasında çok ünlü bir sözde Cenab-ı Allah’ın Peygamberimize hitaben:  Levlâke levlâke ma halaktül eflake (Sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım). dediği ifade edilir. Yani  “Muhammed olmasaydı Evren yaratılmazdı.” (s.204) (2) Allah herşeyi muhabbetten yarattığını “Gizli hazineydim bilinmek istedim” kudsî hadisi ile bildirmiştir(s.148) (2). Kur’an’da Adem’in yaratılmasında insana olan muhabbet melekleri kıskandıracak boyutlardadır. “Allah Ademe bütün isimleri öğretti” (Bakara 2/31). Ayeti bu gerçeğe vurgu yapar. Meleklerin sayamadığı isimleri Adem birer birer sayar. Onların muhatabı olur. Bu isimlere, Esma-ül Hüsna da diyebiliriz.

 Adem’in ise,  Nur-û Muhammedi’yi fark etmesi ile; bu kez Adem, Nur-û Muhammedi’yeye imrenir. Onun aşkıyla tutuşur. Taşkın Tuna “Bir Elma İki Ayna” isimli eserinde bizlerle Muhyiddin İbni Arabi’nin dilinden şu hikmetleri paylaşır: “Zat makamındaki Allah’ın Zât’ı, gizli bir hazine iken, evvela isimlerinin ve sıfatlarının göründüğü Muhammediyet nurunu yarattı. “Adem yaratılmadan önce ben Peygamberdim” sözü bu gerçeğe işaret eder. “Allah önce benim ruhumu yaratmıştır” hükmü aynı gerçeğin göz kamaştıran yansımasıdır (s.255) (3). Muhammediyet nurunun tüm kainata aksetmesiyle zerreler yaratılmıştır. Yüce Allah’ın sübûti sıfatları tüm kainatlara tecelli etmiştir (s.251-252) (3). Böylece insanların ve tüm kainatların gurbet macerası başlamıştır. Bu ilahî arayış asl-î vatanımızı arama ve ona vuslat etme serüvenidir.

William Chittick, Ahmed Sem’ani’nin Ravhu-l Ervah’ında Hz. Adem’in Düşüşü Kıssası’ndan Ademin düşüşünü ve onun esasında cennetten ziyade Nur-û Muhammedi ve Cenab-ı Allah’ın hakikatini arayışını veciz ifadelerle nakleder:

 “Gerçekten Aşk her iki dünyanın ihtişam ve şaşasını âlıp götürmüştür. Kulluk dünyasında Cennetle Cehennem'in bir değeri vardır. Ama Aşk dünyasında bunlar bir toz zerresi bile etmez. Seçilmiş Adem'e sekiz Cenneti verdiler. O bunları bir tek buğday tanesine sattı. O, himmet yükünü iyi talih devesinin sırtına vurdu ve kalp ağrılarının dünyasına indi.

Adem, yaratıklar aleminde iyi şeyleri görmek için Cennete gitmek zorundaydı. Orayı gördükten sonra, oranın, kendi Sevgilisi karşısındaki değerini ölçebilirdi.

"Ey Adem, sana Cenneti değerli kılan nedir?" "Cehennem'den korkan biri için" dedi. Adem, "Cennet'e bin can değer. Ama Senden korkan biri için Cennet bir zerre bile etmez." İşte, Adem'i Cennete çeken hikmet, himmetini izhar etmekti.

Adem, Cennetin hiçbir değeri olmadığını anlayınca, doğal olarak terketmeye karar verdi. Ama Allah orayı ona kendi mülkü olarak vermişti. Hemen çıkmanın tek yolu Allah'ın emrine karşı gelmek ve O'nun memnuniyetsizliğinin acısını çekmekti.

Adem buğday tanesine vardığında, O, ne olduğunu bilmediği bir şey değildi. Tersine, biliyordu; ama yolunu kısaltmış oldu (s.96) (4).

Ey derviş, eğer Allah onu bütün kusurlarıyla kabul etmek istememiş olsaydı, onu bütün bu kusurlarla yaratmazdı. Adem'in bir buğday yediği için Cennet'ten alındığını sanma. Allah onu dışarı çıkarmak istedi. O, hiçbir emre karşı gelmedi. Allah'ın emirleri karşı gelinmemiş olarak tertemiz kaldı. Yarın, Allah büyük günah işlemiş milyonlarca insanı Cennet'e alacaktır. Küçük bir isyan hareketinden dolayı Adem'i Cennet'ten niçin kovsun?" (s.102) (4)

İnsanın Ademiyetle başlayan cennet sürgünü insanın öz vatanını bulmak arzusuyla cenneti feda edişidir. İnsan, Nur-u Muhammediyeyi ve Cenab-ı Hakk’ı özünde bulduğu zaman ilahî vatanına kavuşacaktır. Ne mutlu kavuşanlara ve kavuşacak olanlara.

Cevher-i canan  her anı  ab-ı hayatdır vatan

Akl-ı külden ol neşet Nur-û Muhammeddur vatan

 Kaynaklar:

1. Mevlâna.: Mesnevî. (Tercüme: Şefik Can). Ötüken yayınalrı.1-2.cilt. İstanbul. 2001.

2.Taşkın Tuna.: Muhammedî Bilinç (Küllî Aklın Evrene Yansıması). Şule Yayınları. İstanbul. 2007

3. Taşkın Tuna.: Bir Elma İki Ayna. Şule Yayınları.İstanbul. 2004.

4. William Chittick.: Varolmanın Boyutları. İnsan yayınları. İstanbul.1997.(Ahmed Sem’ani’nin Ravhu-l Ervah’ında Hz. Adem’in Düşüşü Kıssası)

 

Hilmi Özden

Nisan.2012

 

 

 

Diğer Köşe Yazıları

Perşembe Sohbetleri

Konu: Nitelikli Teknik İnsan Nasıl Yetişir
Konuşmacı: Doç. Dr. Osman Nuri ÇELİK
Tarih: 18 Nisan 2019
Saat: 20:00
Yer: Türk Ocağı Binası

Sosyal Medya

Gençlik Kolları
Cumartesi Sohbetleri

Konu: Ekim Ayında Başlayacaktır
Konuşmacı:
Tarih:
Saat:
Yer: Sivrioğlu Konağı

Eskişehir

Eskişehir Hava Durumu

Tavsiye Linkler

Gün Olur Asra Bedel Fatih Harbiye Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler
Türk Ocakları| Türk Ocakları Tarihçe| Türk Ocakları Kurucuları| Atatürk ve Türk Ocakları| Türk Ocakları Tüzüğü| Türk Ocaklarından Haberler
Copyright @ Eskişehir Türk Ocağı & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi & Türk Ocakları Eskişehir Şubesi