Eskişehir Türk Ocağı’nın geleneksel hale getirmiş olduğu Ramazan Konferanslarının ikinci konuğu ‘’Sanat ve Hikmet’’ konusuyla Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsrev Subaşı oldu.Yoğun bir ilginin olduğu sohbete Eskişehir Vali Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Günay, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naci Gündoğan,İl Müftüsü Niyazi Ersoy,İl Milli Eğitim Müdürü Arif Dede,İl Kamu Hastaneleri Birliği Müdürü Dr. Hüseyin Fidan ve çok sayıda izleyici katıldı.Programa Ziya Paşa Hafız Kuran Kursu Öğretmeni Hilmi Ünügür Hocamızın Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlandı. Ardından Özkan Özkoç tarafından kanun taksimi icra edildi. Daha sonra konuşmasına başlayan Sayın Subaşı özetle şunları söyledi;

HAT BAĞLAMINDA SANAT VE HİKMET

“Hat” insanlar arasında anlaşmayı sağlayan işaretler bütünü “yazı”ya eşdeğer bir kelimedir. Ancak bunların estetik kaygı taşıyanına “hat” diyoruz. “Hikmet” de “hat” gibi Arapça kökenli bir kelime; her ne kadar iyi, güzel ve faydalı olan her şey demekse de, işin felsefi planda varlık sebebi, görünenin arkasında görünmeyen gerekçeler, faydalar anlamında da kullanılır.

Hattın, Kur’an-ı Kerim onunla yazıla geliyor olması sebebiyle, bir iletişim aracı olmanın çok ötesinde geçerek görsel anlamda estetik mesajlar taşıyan bir sanatsal ifade gücünü yakalamış olmasının tarihi arka planında Osmanlı sanatkarlarının göz nuru vardır. Özellikle İstanbul’un fethine müteakip saray ve çevresinin de fevkalade desteği sayesinde hüsn-i hat bir Türk sanatı haline gelmiştir. “Kur’an Hicaz’da nâzil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı.” Meşhur sözü bu gerçeği anlatır.

Ancak hat, sadece Kur’an yazımında, camilerin kuvve ve duvarlarındaki tezyini amaçlı hatların tasarımında kullanılmakla kalmamış; sivil mekanları da süsleyen çok farklı levhaların görsel anlamda ana malzemesini de oluşturmuştur. İkamet mekanlarının duvar cephelerindeki kimi ebrû ile çevrelenmiş, kimi müzehheb, kimi sade levhalardaki metinlerin seçiminde hangi ölçülerle hareket edildiği konusu etrafında söz etmeye çalışacağız. Bazen bir âyet, bazen bir hadis, bazen de manzum veya mensur bir güzel söz olarak karşımıza çıkan, hattatların bazen talik bazen sülüs veya bunların celilleri ile bazen Arapça, bazen Türkçe, bazen de Farsça ile adeta ruhlarının ve irfanlarının mürekkebiyle yazdıkları bu eserlerin ortak özellikleri vardı. Didaktik ve hikmet dolu idiler. Düşündüren, eğiten ve öğreten, insan ruhuna bir şeyler katan ve besleyen bu eserler, hem yola çıkış amaçları, hem eğitimsel nihai hedefleri ile araştırmaya ve incelenmeye değer bir hazine gibi karşımızda durmaktadır.
Perdeye taşınan seçilmiş örnek eşliğinde sunacağımız konferans, Osmanlı irfanının uçsuz bucaksız bahçelerinde yeşermiş bu hakim ve nadide eserlerin oluşturduğu ve yücelttiği azim kültüre dikkat çekmeyi hedeflemiştir.

Program Şube Başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal’ın teşekkür konuşması ve Prof. Dr. Hüsrev SUBAŞI ’ya çiçek ve çeşitli hediyeleri takdim etmesi ile son buldu.

PAYLAŞ