ÖTÜKEN’İN YAZ DÖNEMİ ARMAĞANLARI Nuri GÜRGÜR
ÖTÜKEN Yayınevi yaz dönemine değişik konularda son derece önemli bir düzineye yakın kitap ve düzenli olarak yayımladığı iki dergi, Milli Mecmua ve Söğüt ile merhaba dedi. Kâğıt ve diğer basım…
ÖTÜKEN Yayınevi yaz dönemine değişik konularda son derece önemli bir düzineye yakın kitap ve düzenli olarak yayımladığı iki dergi, Milli Mecmua ve Söğüt ile merhaba dedi. Kâğıt ve diğer basım…
Ne yazık ki artık İslâm’ın güler yüzü solmuş, Bu kusursuz dinin nur yüzlü insanları yavaş yavaş kaybolmuş, onların yerini dünyevî hırsla birbirleriyle cebelleşen insanlar almıştır. Kâinatın için de bir toz…
Osmanlının ilk Şeyhülislamı Molla Fenari ile ilgili kıssa adalet konusunda bahse değer.(1350-1431) Molla Fenari şeyhülislamlık makamına gelmeden önce Bursa kadısı yani yargıç idi. Adamın biri pazardan bir at satın almış…
Neşri tarihinde ibret alınması şart olan bir olay nakledilir. İşte Neşrî‘nin o olayla ilgili anlattıkları: “Bu Âl-i Osman, bir doğruluk ve adâlet timsali soydur. Bilginlerin yasaktır dediği şeyden titizlikle kaçınırlardı.…
“Sözün kısası, büyük adam pek seyrek yetişir. Bir millet için büyük adam yetiştirmek ne kadar büyük bir mutluluksa, yetiştirememek de o kadar büyük bir felâkettir. Bundan daha büyük ve korkunç…
Dündar Taşer; “Millet binlerce yıl içinde, kanın, imanın, duyguların birleşmesi ile yoğrulmuş; ortak değer yargıları halinde billurlaşmış, ortak davranışlar halinde görülmekte olan, haz ve elemi beraber tadan, birbirinden haberi yokken…
‘’Hayatta olduğu sürece ona olan yakınlığımı şiddetli bir dostluk gibi görüyordum; şimdi de bu dostluğun hatırası bana sonsuz gurur veriyor. Taşer, bizim milletimizin dün yaşadığı gerçeği, bugün de gördüğü büyük…
KUYRUKLU YILDIZ GİBİ “Sadece biliyorum ki böyle bir adam tıpkı kuyruklu yıldızlar gibi dünyada çok nadir zamanlarda görülür ve onun karanlık göğümüzde bir an aydınlatıp geçtiği şeyleri görme saadeti de…
“Taşer, bir âlimin dikkati ve titizliğini, bir sanatkârın zarafetini, bir velinin ıstırabı kendine saklayıp sevgi ve şefkati başkalarına sunan diğergamlığını, bir Türk köylüsünün karşısındakini küçülten tevazuu ve mahcubiyetini, bir Osmanlı…
“Aradan yıllar geçtikten sonra ben bu fikri ister istemez kendi kafamda kökleşmiş terimlerle, yani sosyal ilimlerin kuru kavramlarıyla ifade etmeye çalışıyorum… O ilimci değildi, sanatkârdı.